Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, yapının 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesi kapsamında mazbut vakıflar adına tescil sürecinin tamamlandığı ve tahliye sonrası sarnıcın Vakıflar idaresince devralındığı bildirildi.
Vakıflar Bölge Müdür Yardımcısı Levent Çetin, sürecin mevzuata uygun yürütüldüğünü belirterek Yerebatan Sarnıcı’nın Osmanlı vakıf sistemi içerisindeki konumuna ilişkin arşiv kayıtları ve uzman raporlarının dikkate alındığını ifade etti.
Çetin, şu ifadeleri kullandı:
“Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun hazine, belediye, özel idareler, köy veya diğer kamu tüzel kişileri ile bunlara ait müessese, iktisadi işletme ve bağlı ortaklıklarının mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur. Bizim yaptığımız araştırmalarda ve uzmanlarımızın hazırladığı raporlarda; 1921 tarihli Evkaf-ı Hümayun Nezareti tezkereleri ile 1926-1928 yıllarına ait kadastro kayıtları incelendiğinde Yerebatan Sarnıcı’nın Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet Han (Ayasofya) Vakfı ve Kanuni Sultan Süleyman Han (Kırk Çeşme) Vakfı başta olmak üzere vakıf su sistemi ve akar-hayrat ağının doğrudan bir parçası olduğu tartışmasız şekilde ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla yasanın emrettiği şekilde sarnıç, asıl sahibi olan vakıflara tescil edilmiş ve 2 Haziran 2026 tarihi itibariyle tahliye işlemi tamamlanarak Genel Müdürlüğümüzce teslim alınmıştır”
Teknik çalışmalar tamamlandı
Tahliye sonrası yapılan incelemelerde tespit edilen bakım ve onarım ihtiyaçlarının giderildiği, çalışmaların ardından sarnıcın yeniden ziyarete açıldığı bildirildi. Çetin, “Bu tarihi yapıyı korumak, yaşatmak ve vakfiye şartlarına uygun şekilde gelecek nesillere aktarmak temel önceliğimizdir” dedi.
Haziran ayında ücretsiz giriş
Yapılan bilgilendirmeye göre Türk vatandaşları Haziran ayı sonuna kadar Yerebatan Sarnıcı’nı ücretsiz ziyaret edebilecek. Bu sürenin ardından yerli ziyaretçilerin MüzeKart ile giriş yapabileceği belirtildi.
Vakıf hukuku vurgusu
Açıklamada, yapının vakıf hukuku kapsamında değerlendirildiği belirtilerek 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun ilgili hükümlerine atıfta bulunuldu. Çetin, konuya ilişkin değerlendirmesinde vakıf sisteminin tarihsel sürekliliğine dikkat çekti.
Tescil ve yargı süreci
Yetkililer, 2008’den bu yana 1.191 taşınmaz kültür varlığının mazbut vakıflar adına tescil edildiğini, İstanbul’da ise 638 taşınmazın benzer süreçlerden geçtiğini aktardı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan davalar ve istinaf sürecinin yakından takip edildiği, sürecin yargı kararları çerçevesinde sürdürüldüğü ifade edildi.




