Teknolojinin gelişmesi ve plastik ürünlerin günlük yaşamda yaygınlaşması, geleneksel zanaatların da giderek yok olmasına neden oluyor. Geçmişte özellikle ıslak zeminlerde, gelin hamamlarında ve camilerde kullanılan takunya da zamanla eski kullanım alanlarını kaybeden el sanatları arasında yer aldı.
İzmir’in Tire ilçesinde yaşayan takunya ustası Nihat Yakın ise kökleri Osmanlı dönemine kadar uzanan bu zanaatı yaşatmak için çalışmalarını sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı geleneksel el sanatçısı kimliğine de sahip olan Yakın, takunyanın günlük kullanımının azalmasıyla birlikte üretimini minyatür, aksesuar ve hediyelik eşyalara yöneltti.
Plastik terlikler zanaatın kullanımını azalttı

Meslek hayatına ayakkabıcılıkla başlayan Nihat Yakın, takunyanın geçmişte yalnızca bir kullanım eşyası olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel anlamlar taşıdığını anlattı.
Takunya renklerinin dahi geçmişte farklı anlamlara geldiğini belirten Yakın, bu ürünlerin özellikle bahçeli evlerde ve ıslak zeminlerde kullanıldığını söyledi.
"Takunyada canlı renkleri genç kızlar, koyu renkleri ise yaşlı veya eşi ölmüş bayanlar giyerdi. Eskiden kıyafetlerden ve takunya renklerinden durum anlaşılırmış. Hatta bir yörede hediye olarak götürülürdü. Bayanlar kullanıp kenara koyduğunda hemen suyunu çeken, kuruyan, bahçeli evlerde ve ıslak zeminlerde kullanılan son derece sağlıklı bir üründür. Ancak ne zaman ki plastik ve naylon terlikler çıktı, bu meslek de ölmeye yüz tuttu" dedi.
Takunyalar hediyelik eşyalara dönüştü
Takunyanın günümüzdeki kullanım alanının oldukça daraldığını ifade eden Yakın, geleneksel ürünü farklı biçimlerde yaşatmaya çalıştığını belirtti.
Osmanlı döneminde gelin hamamlarında özel süslemelerle kullanılan takunyaların motifleriyle öne çıktığını aktaran Yakın, günümüzde ise üretimin daha çok aksesuar ve hediyelik eşya alanına kaydığını söyledi.
"Osmanlı döneminde gelin hamamlarında özel süslemeleriyle kullanılan takunyaları ayıran en belirgin özellik bu motiflerdi. Günümüzde hamamlarda ve camilerde kullanımı az da olsa sürse de biz artık aksesuar, biblo ve anahtarlıklar üretiyoruz. İnsanlar çocuklarına, gelinlerine hediye olarak alıyor; evlerinin bir köşesinde saklayıp bizi anıyorlar" diye konuştu.
"Bu sanatın devam etmesini istiyorum"
Takunya ustalığının geleceği konusunda endişe taşısa da zanaatın yeni nesillere aktarılabileceğine inanan Yakın, öğrenmek isteyen herkese kapısının açık olduğunu söyledi.
Mesleğin yaşatılması için yeni ustaların yetişmesinin önemine dikkat çeken Yakın, elinden geldiği sürece üretmeye devam edeceğini ifade etti.
"Başlamanın ve öğrenmenin yaşı yok; ömür boyu öğrenmek ve yaşamak var. Bazı meslekler maalesef yok oluyor, inşallah bizim mesleğimiz yok olmaz. Elim tuttuğunca bu işi yapmaya devam edeceğim. Gelecekte de bu sanatı devam ettirecek birilerinin çıkması ve unutulmaya yüz tutan bu kimliğe sahip çıkılması en büyük dileğim" ifadelerini kullandı.




