Uzmanlara göre tehditlerin önemli bir bölümü, hayvanlardan insanlara geçebilen ve hızla mutasyona uğrayan virüslerden kaynaklanıyor.
İnfluenza A: Sürekli değişen bir tehdit
Grip virüslerinin en değişken türlerinden biri olan İnfluenza A, hızlı mutasyon yeteneği nedeniyle uzun süredir küresel sağlık açısından risk oluşturuyor. 2009’da Meksika’da domuzlarda ortaya çıkıp dünyaya yayılan ve “domuz gribi” olarak bilinen H1N1 alt tipi, bu riskin en bilinen örneklerinden biri.
Son dönemde ise bilim insanları, kuşlardan memelilere geçiş gösterdiği gözlenen H5N1 kuş gribi alt tipini yakından takip ediyor. Uzmanlar, bu geçişin virüsün insanlara uyum sağlayabileceği endişesini artırdığını belirtiyor.
Mevcut grip aşılarının H5N1’e karşı yüksek düzeyde koruma sağlamadığı ifade edilirken, bu alt tipe yönelik yeni aşıların geliştirilmesi için çalışmalar sürüyor.

“Süper grip” H3N2 ABD’de etkili
Halk arasında “süper grip” olarak adlandırılan H3N2 alt türü, son dönemde ABD’de yaygın vaka artışına neden oldu. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre bu grip sezonunda ülkede en az 11 milyon vaka, 120 bin hastaneye yatış ve yaklaşık 5 bin ölüm yaşandığı tahmin ediliyor.

Mpox vakaları Afrika’da izleniyor
Eskiden maymun çiçeği olarak bilinen Mpox virüsü, ilk kez 1950’li yıllarda tanımlandı. Çiçek hastalığıyla yakın ilişkili olan virüs, haftalarca sürebilen ateş ve ağrılı deri döküntülerine yol açabiliyor.
Virüsün daha ağır seyreden Klade I ve görece hafif Klade II olmak üzere farklı türleri bulunuyor. Mpox için aşı mevcut olsa da, hastalığa yönelik spesifik bir tedavi bulunmuyor.
CDC’nin 2024 sonundaki tahminlerine göre, Orta ve Doğu Afrika’da, özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaklaşık 46 bin şüpheli Mpox vakası ve 200’ün üzerinde ölüm kaydedildi.

Oropouche virüsü yayılabilir
İlk kez 1950’lerde Trinidad’da tespit edilen Oropouche virüsü, sivrisinekler ve küçük ısıran sinekler yoluyla bulaşıyor. Ateş, baş ağrısı ve kas ağrılarıyla seyreden hastalık genellikle birkaç gün sürse de, bazı kişilerde haftalarca devam eden halsizlik görülebiliyor.
Virüsle ilgili hâlâ birçok bilinmeyen bulunurken, etkili bir aşı veya spesifik tedavi henüz yok. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte virüsün yayılma alanının genişleyebileceğini belirtiyor.

Kızamık geri mi dönüyor?
Aşılama oranlarındaki düşüş, kızamık vakalarında küresel artışa yol açtı. ABD’de 2025 yılında 2 binden fazla kızamık vakası kaydedildi; bu, son 30 yılın en yüksek seviyesi olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, kızamık aşılarının hastalığa karşı yüzde 97’ye kadar etkili olduğunu ancak aşısız kişilerde virüsle temas edenlerin büyük bölümünün enfekte olduğunu vurguluyor.

HIV ve bilinmeyen virüsler de risk oluşturuyor
Etkili tedaviler bulunmasına rağmen, uluslararası yardımlardaki aksamalar nedeniyle HIV’in yeniden yayılma riski gündemdeki yerini koruyor. Uzmanlar ayrıca, ekosistemlerin bozulması ve küresel hareketliliğin artmasıyla henüz keşfedilmemiş virüslerin de gelecekte tehdit oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Bilim insanları, insanlar, hayvanlar ve çevre arasındaki dengenin korunmasının; erken uyarı sistemleri, aşılama ve yeni tedavilerin geliştirilmesinin küresel sağlık güvenliği açısından kritik olduğunu vurguluyor.




