30 Ekim 2020’de İzmir’de meydana gelen depremin üzerinden altı yıl geçmesine rağmen, kurtarma çalışmalarına katılan itfaiye personelinin hafızasında o günün izleri silinmedi. Kimi hamile eşini ve küçük çocuğunu evde bırakarak göreve koştu, kimi enkaz altından sağ çıkardığı insanların mutluluğuna, kimi ise acı kayıplara tanıklık etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiye personeli, deprem günü yaşadıklarını ve hayatlarında bıraktığı izleri anlattı.

Depremin ardından arama kurtarma çalışmalarında görev alan Ulaş Eşbah, Murat Ataman, Mesut Yelekçi, Hüseyin Çağdaş Özbek ve Ömer Arifoğulları, hem kendi hayatlarını tehlikeye attı hem de enkaz altında kalanlara ulaşmak için mücadele etti. O günün hafızalara kazınan olaylarından biri ise Bayraklı Manavkuyu’daki Egemen Apartmanı enkazından 17 yaşındaki Umut’un yaklaşık bir saat süren çalışmayla sağ çıkarılması oldu.

Enkaz altında Umut için zamana karşı yarıştılar

30.10.2026 1Bf2808E Cf86 4D64 Abdd 38A1Ac7Fc30E

İtfaiye Çavuşu Murat Ataman, deprem günü bir katı çöken binada yürüttükleri arama çalışmaları sırasında 17 yaşındaki Umut’a ulaştıklarını söyledi. Dizlerinden aşağısı enkaz altında kalan genci sakinleştirmeye çalışırken bir yandan da kurtarma çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Ataman, dar ve tehlikeli alanda yaşadıkları zorlukları anlattı.

Üzerlerinde bulunan büyük dolabın kapağının aniden açılmasıyla binanın üzerlerine yıkıldığını düşündüklerini aktaran Ataman, o anları şöyle anlattı: “Bir yandan Umut’u rahatlatmaya çalışırken bir yandan enkaz parçalarını çıkarıyorduk. Üstümüzde büyük bir dolap vardı. Dolabın kapağı birden açılınca bina üzerimize yıkılıyor sandık. Olası bir artçı sarsıntıda bizim de içeriden çıkmamız mümkün olmayabilirdi. Ama pes etmedik.”

“İğneyle kuyu kazmak gibiydi”

30.10.2026 9Cd85B68 B865 45C5 93F1 6E420E63F0Ea

Yaklaşık bir saat süren kurtarma çalışmasında Umut’un zarar görmeden çıkarılmasına odaklandıklarını belirten Ataman, yaşadıkları güçlüğü “İğneyle kuyu kazmak gibiydi. Çok zorlandık ama sonunda Umut’u sağ salim çıkarmayı başardık” sözleriyle ifade etti.

Bornova’da Selda Bağcan rüzgarı esti!
Bornova’da Selda Bağcan rüzgarı esti!
İçeriği Görüntüle

Umut’un kurtarılmasının kendileri için büyük bir mutluluk olduğunu söyleyen Ataman, “Annesi çok kötü durumdaydı. Ona bu mutluluğu yaşatmak bize kat kat fazlasını yaşattı. Sanki kendimizden bir parçayı kurtarmış gibiydik. Tarifi imkansız duygular” diye konuştu.

Umut’un kurtuluşu itfaiyecilere umut oldu

18 yıllık itfaiyeci Ulaş Eşbah için 30 Ekim depremi, katıldığı ilk deprem görevi oldu. Aradan geçen zamana rağmen yaşadıklarının etkisini koruduğunu belirten Eşbah, 17 yaşındaki Umut’un enkazdan sağ çıkarılmasının ekipte büyük sevinç yarattığını söyledi.

Umut’un kendileri için özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Eşbah, “Umut, simge isimlerden biri oldu, hepimize umut verdi” dedi.

Evli ve bir çocuk babası olan Eşbah, deprem sonrasında uzun süre tedirginlik yaşadığını belirterek, “Depremden sonra uzun süre tetikte kaldım. İçimde sürekli tedbirli olma duygusu vardı. Zaman geçiyor, çalışıyor, hayatınıza devam ediyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Hamile eşini ve kızını evde bırakıp göreve gitti

14 yıllık itfaiyeci Mesut Yelekçi de deprem günü ailesini geride bırakarak kurtarma çalışmalarına katılan isimler arasındaydı. Hamile eşini ve iki yaşındaki kızını evde bırakan Yelekçi, ekibiyle birlikte Umut’u enkazdan sağ çıkardıklarında büyük mutluluk yaşadıklarını anlattı.

Kurtarma anında ekip arkadaşlarıyla birbirlerine sarıldıklarını belirten Yelekçi, “Umut’u kurtardığımızda ekip olarak birbirimize sarıldık. Annesinin rahat bir nefes aldığını görmek çok güzeldi” dedi.

Deprem sırasında kendilerinin de korku yaşadığını ve ailelerini geride bırakmanın kolay olmadığını dile getiren Yelekçi, “Böyle zamanlarda aklınıza çocuğunuz, eşiniz, aileniz geliyor. Deprem beni çok değiştirdi. Daha sevecen ve sakin olmaya başladım” diye konuştu.

“Betonu kırmaya başladıkça korkuyu da kırmaya başladım”

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 18 yıldır görev yapan Hüseyin Çağdaş Özbek, deprem sırasında araç kullanırken sarsıntıya yakalandı. İki binanın birbirine çarptığını gördüğünü belirten Özbek, kurumdan gelen görev mesajının ardından önce eşinin yanına gitti, ardından deprem bölgesine hareket etti.

Eşinin “Beni bırakıp gidecek misin?” sorusuna “Evet” yanıtını veren Özbek, ailesini geride bırakarak görevinin başına geçti.

Bornova’daki Yılmaz Erbek Apartmanı’nda yürütülen çalışmalarda görev alan Özbek, binanın zemin ve birinci katının altındaki marketle birlikte çökmesi ve yapının yana yatması nedeniyle büyük riskle karşı karşıya kaldı. Çevreyi kontrol ettiği sırada enkazdan bir kadının sesini duyan Özbek, tehlikeye rağmen kurtarma çalışması için içeri girdi.

Yaşadığı korkuya rağmen çalışmayı sürdürdüğünü anlatan Özbek, “Bina yan yatmıştı. Göğsümün ortasına bir korku saplandı. İçeri girmem gerekiyordu ama çok riskliydi. Yine de girdim. Betonu kırmaya başladıkça korkuyu da kırmaya başladım” dedi.

Özbek ve ekibi, 40'lı yaşlarındaki kadını enkazdan sağ çıkararak sağlık ekiplerine teslim etti. Depremde çok sayıda kişinin cansız bedenine de ulaştıklarını belirten Özbek, “İnsanların çaresizliğini hissettim. Birine canlı ulaşıp onu sağlık ekiplerine teslim ettiğimizde yaşadığım gurur ve duygu tarif edilemezdi” ifadelerini kullandı.

Bir enkazda sevinç, diğerinde tarifsiz acı

İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 14 yıldır görev yapan Ömer Arifoğulları da deprem günü ailesini güvenli bir yere yerleştirdikten sonra kurtarma çalışmalarına katıldı.

Yılmaz Erbek Apartmanı’nda çıkan yangına müdahale eden ekipte yer alan Arifoğulları, arama kurtarma çalışmaları sırasında bir kadının sağ çıkarılmasına da tanıklık etti. Kadının ailesinin yaşadığı mutluluğun kendilerini de sevindirdiğini belirten Arifoğulları, daha sonra Bayraklı’daki Yağcıoğlu Apartmanı enkazında görevlendirildi.

Bu kez ekip, enkaz altında bir anne ve küçük çocuğunun cansız bedenlerine ulaştı. Arifoğulları, yaşanan acı olayların meslek hayatında unutulmayacak izler bıraktığını dile getirdi.

Ailelerin feryatları hafızalardan silinmedi

Enkaz başında yakınlarından haber bekleyen ailelerin yaşadığı çaresizliğin kendilerini derinden etkilediğini söyleyen Arifoğulları, “Sevdiklerine bir an önce ulaşılmasını, kurtarılmalarını bekliyorlar. Bu feryatlar insanı çok etkiliyor” dedi.

Büyük afetlerin itfaiyeciler üzerinde yalnızca fiziksel değil, duygusal açıdan da ağır bir yük oluşturduğunu vurgulayan Arifoğulları, “Her büyük afette aslında bir parçamızı orada bırakıyoruz. Mesleki olarak sürekli hazırlanıyoruz ama gerçek olayların duygusal etkisi çok farklı” diye konuştu.

Kaynak: Basın Bülteni