Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, son yıllarda çocuklarda depresyon, kaygı bozukluğu ve duygu durum sorunlarının daha sık görülmeye başladığını söyledi. Genetik ve kişilik özelliklerinin yanı sıra çevresel etkenlerin de bu süreçte belirleyici olduğunu ifade eden Kilit, özellikle sosyal medya kullanımının ve mükemmeliyetçilik baskısının çocuklar üzerinde ciddi etkiler yarattığını vurguladı.

Sosyal medya ve yalnızlaşma etkisi

Çocukların zamanlarının büyük bölümünü dijital ortamda geçirdiğine dikkat çeken Kilit, bunun gerçek sosyal ilişkilerin zayıflamasına neden olduğunu belirtti.

“Sosyal medyayı da içine alan mükemmeliyetçilik akımları, çocukları olumsuz etkiliyor. Çocuklar artık akranlarıyla dışarıda vakit geçirmek yerine zamanlarının çoğunu dijital dünyada, tek başlarına geçiriyorlar. Bu durum, gerçek sosyal bağların zayıflamasına neden oluyor.”

Aile baskısı depresyonu tetikleyebiliyor

Aile içindeki çatışmaların ve yüksek beklentilerin çocuklar üzerinde baskı oluşturduğunu kaydeden Kilit, özellikle başarı odaklı ebeveyn tutumlarının risk oluşturduğunu söyledi.

‘Havalardan Üşüttüm’ demeyin! Gizli düşmanınız polenler olabilir
‘Havalardan Üşüttüm’ demeyin! Gizli düşmanınız polenler olabilir
İçeriği Görüntüle

“Çocuk, ailenin koyduğu çıtaya ulaşamadığını hissettiğinde yetersizlik duygusu geliştiriyor ve bu da depresyonu tetikliyor.”

Akademik yarış çocukları yoruyor

Eğitim sistemindeki yoğun rekabetin çocukların oyun ve dinlenme sürelerini azalttığını ifade eden Kilit, sürekli başarı baskısının kronik strese neden olduğunu dile getirdi.

Kilit, sınav odaklı yaşamın çocuklarda tükenmişlik hissini artırdığını ve bunun da depresyon riskini yükselttiğini söyledi. Pandemi döneminde bozulan rutinler, hareketsizlik ve uyku düzensizliklerinin de çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti.

Tek tip başarı ve görünüm algısı

Çocukların hem dış görünüş hem de yaşam tarzı açısından belirli kalıplara yönlendirildiğini ifade eden Kilit, her bireyin farklı yetenek ve ilgi alanlarına sahip olduğunu hatırlattı.

“İnsanlar, dış görünüşlerinin farklılığıyla güzeldir; ancak iç dünyaya baktığımızda hepimiz artılar ve eksilerden oluşan bireyleriz. Her alanda yetenekli, her alanda başarılı ve her alanda becerikli bir insan yoktur. Bu nedenle çocuklar kendi ilgi alanlarını bulmalıdır.”

Kız çocuklarının belirli bir güzellik algısına, erkek çocuklarının ise fiziksel görünüm baskısına maruz kaldığını belirten Kilit, kolay yoldan başarı elde etmenin normalleştirildiği anlayışın da yanlış olduğunu vurguladı.

Oyun alanlarının azalması risk oluşturuyor

Çocukların oyun oynayabilecekleri alanların ve zamanın giderek daraldığını belirten Kilit, bunun çocukları internet ve sosyal medya kullanımına daha fazla yönlendirdiğini söyledi.

“En büyük problemlerden biri, yeni nesil çocukların oyun alanlarının kısıtlanmasıdır. Oyun için ayrılması gereken zamanın azalması ve çocuklara sorumluluk konusunda aşırı beklenti yüklenmesi, onları farklı arayışlara yönlendirmektedir.”

Sağlıklı özgüven için sınırlar gerekli

Çocukların her isteğinin yerine getirilmesinin özgüven gelişimine katkı sağlamadığını ifade eden Kilit, sınırların ve sorumluluk bilincinin önemine dikkat çekti.

“Sağlıklı özgüven, sınırlarla ve doğru rehberlikle gelişir.”

Davranışların düzeltilmesinde uzun süreli cezaların etkili olmadığını belirten Kilit, çocuklara uygulanan yaptırımların kısa süreli ve davranışın doğal sonucuyla ilişkili olması gerektiğini söyledi. Hak mahrumiyetinin doğru şekilde uygulanmasının, bağırma ve şiddet içermeyen bir disiplin yöntemi olarak öne çıktığını sözlerine ekledi.

Kaynak: Basın Bülteni