Anne sütü bebek beslenmesinde altın standart kabul edilirken, üretimin bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde olması anlamına gelen hiperlaktasyon hem anne hem de bebek için bazı sorunlara yol açabiliyor. Uzmanlar, toplumda “süt bolluğu” olarak görülen bu durumun doğru yönetilmediğinde emzirme sürecini zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor.

Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, süt üretiminde dengenin önemli olduğunu vurgulayarak, anne sütü fazlalığının ilk bakışta avantaj gibi görünse de fizyolojik denge bozulduğunda çeşitli sorunlar ortaya çıkabildiğini belirtti.

Denge bozulduğunda sorunlar ortaya çıkabiliyor

Doğum sonrası ilk haftalarda süt üretiminin genellikle bebeğin ihtiyacına göre ayarlandığını belirten uzmanlar, bazı annelerde üretimin bu ihtiyacın üzerinde kalabildiğini ifade ediyor. Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, “Anne sütü fazlalığı ilk bakışta avantaj gibi algılansa da, fizyolojide denge esastır. Bebeğin ihtiyacının üzerinde üretim olduğunda annede ağrı, sızıntı ve tıkanıklık gibi problemler ortaya çıkabilir. Bebek ise hızlı akıma bağlı olarak huzursuz emebilir. Uygun teknikler ve doğru takip ile çoğu vakada ilaç gerekmeksizin denge yeniden sağlanabilir” dedi.

Geçici dolgunluk ile hiperlaktasyon karıştırılmamalı

Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen meme dolgunluğu ve gerginliğinin (engorjman) çoğunlukla 1–2 hafta içinde azaldığını belirten Yendur, hiperlaktasyonun ise daha kalıcı bir durum olduğuna dikkat çekti:

“Hiperlaktasyon ise daha kalıcıdır ve çoğu zaman aşırı süt akımı (hiper-ejeksiyon refleksi) ile birlikte görülür. Bu tablo, yalnızca fazla süt üretimi değil, aynı zamanda hızlı ve basınçlı akım ile karakterizedir.”

Yendur, her dolgunluk hissinin hiperlaktasyon anlamına gelmediğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:

“Her dolgunluk hiperlaktasyon değildir. Ancak dolgunluk, yoğun sızıntı ve sürekli tıkanıklık eğilimi uzun süre devam ediyorsa değerlendirme gerekir. Amaç emzirmeyi kesmek değil, üretimi bebeğin ihtiyacına yaklaştırmaktır.”

En yaygın neden: Farkında olmadan aşırı uyarı

Hiperlaktasyonun en sık nedenlerinden birinin istemeden yapılan aşırı uyarı olduğunu belirten Yendur, gereksiz pompa kullanımı veya her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabasının süt üretimini artırabileceğini söyledi.

“Gereksiz pompa kullanımı, her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabası veya yanlış yönlendirmeler süt üretimini artırabilir. Bazı annelerde ise bireysel ya da genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Süt üreten doku kapasitesinin fazla olması ya da süt yapım yanıtının güçlü çalışması da bu tabloya neden olabilir. Öte yandan toplumda ‘Prolaktin yüksekse süt fazladır’ algısı yaygındır. Oysa süt üretimi yalnızca tek bir hormonla açıklanamaz. Her hiperlaktasyon vakasında rutin hormon testi yapmak yerine, eşlik eden klinik bulgular varsa hekim kontrolünde değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır.”

Anne ve bebekte görülen belirtiler

Hiperlaktasyon hem annede hem de bebekte farklı belirtilerle kendini gösterebiliyor. Yendur, annelerde memede dolgunluk ve baskı hissi, yoğun sızıntı ve sık tıkanıklık eğiliminin görülebildiğini belirterek şu uyarıda bulundu:

“Tekrarlayan tıkanıklıklar bazı durumlarda mastit riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık ve ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme önem taşır.”

Bebeklerde ise hızlı süt akımına bağlı olarak huzursuz emme, öksürme, memeyi bırakma, gaz artışı ve yeşil-köpüklü dışkı görülebiliyor.

“Hızlı akım sırasında bebek daha fazla hava yutabilir ve memeyi tam boşaltamadan bırakabilir. Bu durumda daha çok ön süt alınması laktoz yükünü artırarak gaz, karın gurultusu ve dışkı değişikliklerine yol açabilir. Bu tablo bazen reflü veya alerji ile karıştırılabildiği için klinik değerlendirme önemlidir.”

Emzirmeyi bırakmak değil, akışı yönetmek gerekir

Hiperlaktasyon yönetiminde temel yaklaşımın emzirmeyi sonlandırmak değil, süt akışını kontrol altına almak ve üretimi dengelemek olduğunu belirten Yendur, şu önerilerde bulundu:

Oruç tutarken vücudumuzda neler oluyor?
Oruç tutarken vücudumuzda neler oluyor?
İçeriği Görüntüle

“Geriye yaslanarak emzirme pozisyonu süt akımını yavaşlatabilir. Meme çok gerginse emzirmeden önce kısa süreli el sağımı ile basıncın azaltılması fayda sağlayabilir.”

Pompa kullanımına dikkat çeken Yendur, sık ve uzun süreli kullanımın üretimi artırabileceğini vurguladı.

“Sık ve uzun süreli pompa kullanımı vücudu daha fazla üretmeye koşullandırabilir. Her dolgunluk hissinde memeyi tamamen boşaltmaya çalışmak üretimi artırabilir. Bu nedenle pompa kullanımı planlı ve kontrollü olmalıdır.”

Blok emzirme yöntemine de değinen Yendur sözlerini şöyle tamamladı:

“Birinci basamak yöntemlerden biri olan blok emzirme ise belirli saat aralıklarında aynı memeden emzirip diğer memeyi yalnızca konfor için minimal düzeyde boşaltmayı içerir. Bu yöntem, üretimin zaman içinde bebeğin ihtiyacına uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Blok emzirme ve benzeri uygulamalar mutlaka çocuk hekimi ile birlikte yakın takipte yapılmalıdır. Her annenin fizyolojisi farklıdır. Doğru teknik ve düzenli izlemle çoğu annede üretim güvenli şekilde dengelenebilir. Emzirme sürecinde yaşanan sorunların çoğu doğru destekle yönetilebilir. Hiperlaktasyonda temel hedef, anne konforunu korurken bebeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaktır.”

Kaynak: Basın Bülteni