Çoğu zaman bu tüketim dopamin ile ilişkilendirilir ve bu doğrudur; ancak dopaminin açılımını yanlış bilen çok sayıda kişi vardır. Dopamin bir durum hormonu değil, beklenti hormonudur. Yani yapılan eylemin kendisi değil, sonunu beklemek ve merak etmek bizi mutlu eder; bu da dopamin salgısını sağlar. Sosyal medya ise bunu kullanır. Kaydırılan sonraki içerik, sıradakine karşı duyulan merak bizleri kaydırmaya iter. Bu sistem kumarda da kullanılır. Sosyal medyadaki durumun farkı ise içeriğin sınırsız olmasıdır. Bu da merakı ve beklentiyi daha çok artırır.

Bir filmin, dizinin, oyunun sonu vardır ve bu sona ulaşmak normal bir dopamin salgısına sebep olur. Sosyal medyanın sonsuz havuzu ise dopamini asla sonlandırmaz. Bu durum günlük hayatı zorlaştırır. Odaklanma becerisi körelir, can sıkıntısı denilen durum daha sık yaşanır, yaratıcılık düşer. Bu durumdan kurtulmanın yolu ise bağımlılığı yönetmekten geçer.

Eski dönemlerde dopamin salgısının nedeni keşif, savaş ve avlanmaktı. Keşif, ötedeki topraklara duyulan merak demekti ve bu dopamine neden olurdu. Savaş, galibiyet ihtimalini doğurur ve bu dopamine sebep olur. Avlanmak ise geçim ve yaşamın temel kaynağını sağlamanın yanında, eski dönemler için bir mutluluk seansıdır. Ancak günümüz insanı modern hayatın içinde artık bunları yaşamamaktadır. Dolayısıyla dopamin sağlayacak yeni uğraşlar edinmektedir: iyi bir kariyer, yapılan sporda bir başarı (ilkel zevke en yakın mutluluğu bu verir), zor sorunları çözmek gibi.

Balçova Anadolu Lisesi | Şampiyonluk kupası bizim!
Balçova Anadolu Lisesi | Şampiyonluk kupası bizim!
İçeriği Görüntüle

Evet, sosyal medyada ekran kaydırmak bunların hepsinden daha kolaydır; ancak hissedilen dopamin farklıdır. Çünkü eylem gerektiren uğraşlar daha zordur ve onların ödülü daha fazladır. Sporcular bu yüzden en zor antrenmanları severek yapar, matematikçiler aynı problemi çözmek için uzun süreler harcar, yatırımcılar bazen yüksek risk alır. Hatta uç bir örnek olsa da empatik anlamda geri kalmış, beyinlerindeki bazı duygu durum kısımları hasar görmüş katiller bu yüzden cinayet işler. Çünkü kendi beyinlerindeki boşluğu bir şekilde doldurma ihtiyacı hissetmişlerdir.

Yani insanın beyni sorunlu, hasarlı hatta kapasitesi düşük bile olsa mutluluk ve ödül mekanizması daima çalışır; çünkü durum, hissedilen saf mutluluktan öte hayatta kalmanın farkına varılmasıdır. Hormonlar ilkeldir ve insan bunu reddedemez; ancak manipüle edebilir. Bu işi ise en iyi sosyal medya yapar.

Ü. Akay Alhas

Kaynak: Haber Merkezi