Odanın havasını zehirlemeyin! İşte sağlıklı bir bebek odası için dikkat edilmesi gerekenler
Odanın havasını zehirlemeyin! İşte sağlıklı bir bebek odası için dikkat edilmesi gerekenler
İçeriği Görüntüle

Birçok insan hayatını sevmek ve sevilmek üzerine kurgularken, bazıları için "koşulsuz sevgi" kaçılması gereken bir tehdide dönüşüyor. Psikoloji uzmanları, ayağına gelen sevgiden "öcü görmüş gibi" uzaklaşan bireylerin bu davranışının temelinde, çocukluk döneminde atılan hatalı "sevgi kodlarının" yattığını belirtiyor.

Sevilmekten kaçmak, çoğu zaman sadece bir "hissizlik" tercihi değil; kaybedilen güvenin ardından geliştirilen bir öğrenilmiş çaresizlik hali olarak tanımlanıyor. Uzmanlara göre bu bireyler, sevilmenin ne anlama geldiğini bilmedikleri için, karşılarına çıkan samimi duyguları tanıyamıyor ve reddediyor.

Sevginin bozuk kodları: 4 aşamalı döngü

Çocuklukta şekillenen bu davranış örüntüsü, dört temel kod üzerinden hayat boyu kendini tekrar ediyor:

  1. Hatalı kodlama (Beklenti): Çocuk, en güvendiği kişiden (ebeveyn) sevgi yerine şiddet veya ilgisizlik gördüğünde sevgiyi "olumsuz davranışlar bütünü" olarak kodlar.

  2. Umut etme eylemi: Çocuk, almadığı sevgiyi almak için sürekli çabalamayı ve "ikna etmeyi" öğrenir.

  3. Hatalı öğrenme: Bu süreçte sevginin ancak taviz verilerek, boyun eğerek veya zorla alınan bir şey olduğu sanılır.

  4. Yetişkinlikte uygulama: Çocuk büyüdüğünde, ancak kendisini değersiz hissettiren veya ikna etmek zorunda kaldığı kişilere çekim duyar. Kolayca ulaşılan karşılıksız sevgiyi ise "sahte" veya "ürkütücü" bularak reddeder.

"Altın tepsideki sevgi anlam ifade etmiyor"

Psikolojik analizlere göre, çocukken sevilmeyi öğrenemeyenler için sevginin karşılığı her zaman "ulaşılmaz olandır". Bu kişiler, kendilerini sevmeyen birini ikna etmek için etrafında "pırpır dönecekleri" kaotik ilişkilere yelken açma eğilimi gösterirler. Koşulsuz sevgiyle karşılaştıklarında ise korkarlar; çünkü tanımadıkları bu "yabancı cisim" onlara sorumluluk ve sahiplenme gibi bilmedikleri yükümlülükleri hatırlatır.

Filofobi ile karıştırmayın

Uzmanlar, bu durumun sıklıkla "filofobi" (aşk korkusu) ile karıştırıldığını ancak aralarında ince bir fark olduğunu vurguluyor. Filofobik kişiler bağ kurmaktan tamamen kaçarken, bu döngüdeki kişiler sevilmek isterler ancak sadece "onaylanmayacakları" yerlerde sevgi ararlar. Yani sorun sevgiden kaçmak değil, "tanıdık acıyı" sevgi sanarak yanlış kapıları çalmaktır.

Muhabir: MESUT OSMAN VARLIK