Bağımlılık tedavisinde doğa temelli uygulamaların destekleyici rolü giderek daha fazla gündeme geliyor. Klinik Psikolog Gürler Güz, doğa yürüyüşü, bahçeyle uğraşma ve açık hava etkinliklerinin stresin azalmasına, tedaviye bağlılığın güçlenmesine ve nüks riskinin düşürülmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Gürler Güz, doğayla düzenli temasın bağımlılık tedavisindeki yeri ve önemi hakkında açıklamalarda bulundu. Güz, doğa temelli uygulamaların ilaç ve psikoterapinin yerine geçmediğini, ancak tedaviyi güçlendiren tamamlayıcı bir unsur olduğunu vurguladı.

Doğa temelli uygulamalar tedaviye destek oluyor

Bağımlılık tedavisinde farmakoterapi, bilişsel-davranışçı terapi ve yapılandırılmış rehabilitasyon programlarının temel yaklaşımlar olduğunu hatırlatan Güz, doğa temelli müdahalelerin standart tedavinin yerini almadığını belirtti.

Güz, “Ancak klinik literatürde son yıllarda ‘yeşil terapi’ veya ‘ekoterapi’ başlığı altında incelenen doğa temelli müdahaleler, standart tedavinin yerini almasa da, nüks (tekrar başlama) riskini azaltmada ve tedaviye bağlılığı güçlendirmede tamamlayıcı bir rol oynuyor.” dedi.

Bağımlılığın, beynin ödül sistemindeki dengesizlikle ilişkili olduğunu aktaran Güz, madde kullanımı ve patolojik kumar, dijital/internet bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılıkların zamanla günlük yaşamdan alınan hazzı azaltabildiğini söyledi. Bu durumun klinik dilde “anhedoni”, yani hazdan haz alamama hali olarak adlandırıldığını ifade etti.

Stresin azalması nüks riskini etkileyebilir

Doğada geçirilen zamanın bağımlılıkla mücadelede özellikle stres üzerinden etkili olabileceğini belirten Güz, yoğun stresin nüks riskini artırabildiğine dikkat çekti.
Güz, “Araştırmalar, doğal ortamlarda geçirilen sürenin stres hormonu kortizolün düzeyini düşürdüğünü ve bedeni ‘savaş ya da kaç’ modundan çıkarıp dinlenme-onarım moduna soktuğunu gösteriyor. Bağımlılıkla mücadele eden pek çok danışanda gözlemlenen ortak nokta, yoğun stresin nüks riskini doğrudan artırdığıdır. Doğa, bu stres yükünü hafifleterek dolaylı ama etkili bir koruma sağlar.” ifadelerini kullandı.

İyileşme sürecinde anlamlı uğraşlar önemli

Bağımlılıktan uzak durmanın yanı sıra, bırakılan davranışın veya alışkanlığın yerine sağlıklı ve anlamlı uğraşlar koymanın da önemli olduğunu vurgulayan Güz, bu yaklaşımın psikolojide “davranışsal aktivasyon” olarak tanımlandığını belirtti.

Prostat hakkında bu yanlışlara inanmayın!
Prostat hakkında bu yanlışlara inanmayın!
İçeriği Görüntüle

Güz, doğa yürüyüşü, bahçeyle uğraşma ya da parkta vakit geçirme gibi etkinliklerin kişinin zamanını sağlıklı biçimde değerlendirmesine yardımcı olabileceğini söyledi. Bu tür uğraşların, bağımlılık sürecinde zedelenebilen kontrol duygusunun yeniden kazanılmasını destekleyebileceğini aktardı.
Güz, “Bağımlılık sürecinde sıkça yitirilen ‘kendi hayatını yönetebilme’ hissi, psikolojide ‘öz-yeterlilik’ olarak adlandırılır. Doğada küçük ama somut kararlar alarak (hangi rotayı seçeceğine, bir bitkiyi nasıl büyüteceğine karar vererek) yeniden inşa edilebilir.” dedi.

Doğa terapisi ve bahçıvanlık temelli programlar

Doğanın bağımlılık tedavisine yapılandırılmış biçimde dahil edildiği modellerin de bulunduğunu belirten Güz, özellikle ergen ve genç yetişkinlere yönelik bazı “wilderness therapy” programlarında grup yürüyüşleri, kamp ve hayatta kalma becerilerinin terapötik çalışmalarla birleştirildiğini ifade etti.
Bahçıvanlık temelli rehabilitasyon programlarının da düzenli ve sabır gerektiren uğraşlar yoluyla dürtü kontrolünü ve sonucu erteleyebilme kapasitesini desteklediğini aktaran Güz, Türkiye’de bazı rehabilitasyon merkezleri ve belediyelerin doğa yürüyüşleri, ekolojik tarım atölyeleri ve açık hava programları düzenlediğini söyledi.

Tedavinin yerini almıyor

Doğanın bağımlılık tedavisindeki etkilerini bedensel, duygusal ve sosyal açıdan değerlendiren Güz, stres hormonlarının azalması, uyku kalitesinin artması ve genel gerginliğin düşmesinin dürtü kontrolünü destekleyebileceğini belirtti.
Doğada geçirilen zamanın kaygı ve depresif belirtilerde azalmayla ilişkilendirildiğini ifade eden Güz, doğanın aynı zamanda kişiye kendinden daha büyük bir bütünün parçası olduğu hissini vererek yalnızlaşma ve anlamsızlık duygusuna karşı denge oluşturabileceğini söyledi.

Güz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Üç ana etkisi var. İlki bedensel etki. Stres hormonlarının azalması, uyku kalitesinin artması ve genel gerginliğin düşmesi, dürtü kontrolünü destekleyen bir zemin oluşturur. İkincisi duygusal etki. Doğada geçirilen zaman, kaygı ve depresif belirtilerde azalmayla ilişkilendiriliyor; bu da bağımlılığa sıkça eşlik eden duygusal iniş çıkışları yumuşatabilir. Üçüncüsü ise anlam ve bağ kurma. Doğa, kişiye kendinden daha büyük bir bütünün parçası olduğu hissini vererek, bağımlılığın getirdiği yalnızlaşma ve anlamsızlık duygusuna karşı bir denge noktası oluşturur.

Elbette doğa, tedavinin yerini alacak sihirli bir formül değil. Bağımlılıkta ilaç desteği, psikoterapi ve gerektiğinde yapılandırılmış rehabilitasyon süreçleri vazgeçilmezdir. Ancak doğayla kurulan düzenli ve bilinçli temas, bu süreçlerin yanında kişinin dayanıklılığını artıran, nüks riskini azaltan ve iyileşmeyi kalıcı kılan değerli bir destek unsuru olarak görülebilir.”

Kaynak: Basın Bülteni