Okulların açılmasıyla birlikte çocukların günlük rutinleri yeniden şekilleniyor. Erken uyanma, kalabalık sınıflarda zaman geçirme, servis kullanımı ve ortak eşyalara temas gibi etkenler, özellikle okulun ilk haftalarında burun akıntısı, öksürük ve boğaz ağrısı gibi şikâyetlerin daha sık görülmesine neden olabiliyor. Bu durum ise ailelerde bağışıklık sistemine ilişkin endişelere yol açabiliyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Fikret İşbilir, okul döneminde çocuk sağlığını korumak için tek bir besine veya takviyeye odaklanmak yerine uyku, beslenme, hijyen ve günlük yaşam alışkanlıklarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Sık hastalanmak her zaman bağışıklık zayıflığı değil

Okul (3)-1

Okul ortamında çocukların daha fazla kişiyle yakın temasta bulunması, solunum yolu ve bazı gastrointestinal enfeksiyonlarla karşılaşma ihtimalini artırabiliyor. Sınıflar, servisler, yemekhaneler ve ortak kullanılan eşyalar da bulaş açısından önem taşıyor. El hijyeni, solunum hijyeni ve uygun havalandırma bu dönemde öne çıkıyor.

Uzm. Dr. Fikret İşbilir, okul döneminde enfeksiyonların artmasının her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmediğini ifade ediyor.

“Okula dönüşle birlikte çocuğun temas ettiği kişi sayısı ve kapalı ortamlarda geçirdiği süre artabiliyor. Bu nedenle özellikle solunum yolu enfeksiyonlarıyla karşılaşmak mümkün. Çocuğun sık hastalanmasını doğrudan ‘bağışıklığı çok zayıf’ şeklinde yorumlamak her zaman doğru değildir. Hastalıkların sıklığı, süresi, şiddeti ve çocuğun genel sağlık durumu birlikte değerlendirilmelidir.”

Enfeksiyonların olağandan uzun sürmesi, ağır seyretmesi, tekrarlayan ciddi enfeksiyonların görülmesi, büyüme-gelişmenin etkilenmesi veya başka dikkat çekici bulguların eşlik etmesi durumunda hekim değerlendirmesi gerekebiliyor.

Bağışıklık için mucize besin arayışına gerek yok

Okul (1)-1

Okulların açılmasıyla birlikte çocukların bağışıklığını desteklemek isteyen aileler, belirli yiyecek ve ürünlere yönelebiliyor. Ancak bağışıklık sistemini tek başına güçlendirdiği veya çocukları hastalıklardan koruduğu söylenebilecek özel bir besinden söz etmek doğru değil.

Çocuğun yaşına ve gereksinimlerine uygun, yeterli ve dengeli beslenmesi önem taşıyor. Sebze ve meyveler, protein kaynakları, süt ve süt ürünleri ya da uygun alternatifleri ile tam tahıllar gibi farklı besin gruplarının günlük beslenmede yer alması gerekiyor.

Uzm. Dr. Fikret İşbilir, çocuk beslenmesinde çeşitlilik ve dengenin önemini şu sözlerle vurguluyor:

“Çocuk beslenmesinde amaç belirli bir yiyeceği ‘bağışıklık besini’ haline getirmek değil, çeşitliliği ve dengeyi sağlamaktır. Kahvaltı ve diğer ana öğünlerin düzenli olması, çocuğun gün içerisindeki besin gereksinimlerinin karşılanmasına katkı sağlar.”

Vitamin ve takviyeler gelişigüzel kullanılmamalı

Okula dönüş döneminde vitamin şurupları, multivitaminler ve çeşitli gıda takviyelerine ilgi artabiliyor. Ancak sağlıklı ve dengeli beslenen çocukların çoğunda rutin olarak ek vitamin veya mineral takviyesi gerekli olmayabilir.

Takviye gereksinimi; çocuğun yaşı, beslenme biçimi, sağlık durumu, kullandığı ilaçlar ve varsa saptanmış eksikliklere göre değişiyor. Gereğinden fazla vitamin ve mineral alımı da zararsız kabul edilmiyor.

Uzman, takviyelerin her çocuk için otomatik olarak gerekli olmadığını belirterek şöyle konuşuyor:

“Bir ürünün vitamin veya mineral içermesi, her çocuk için gerekli olduğu anlamına gelmez. Özellikle birden fazla ürünün birlikte kullanılması gereksiz veya fazla alıma yol açabilir. Takviye kullanımı çocuğun bireysel gereksinimleri değerlendirilerek planlanmalıdır.”

D vitamini, demir veya diğer mikrobesinlerle ilgili değerlendirmelerde her çocuk için aynı tetkiklerin yapılması gerekmiyor. Hekim; çocuğun öyküsü, beslenme düzeni, büyüme-gelişmesi, fizik muayene bulguları ve gerekli gördüğü durumlarda laboratuvar incelemelerine göre karar verebiliyor.

Uyku ve ekran düzeni yeniden kurulmalı

Yaz tatilinde geç yatıp geç kalkmaya alışan çocuklar, okul döneminde erken uyanmaya başladıklarında uyku süresinde azalma yaşayabiliyor. Yeterli uyku; fiziksel ve zihinsel sağlık, dikkat, öğrenme ve günlük işlevler açısından önem taşıyor.

Genel önerilere göre 6-12 yaş arasındaki çocukların 9-12 saat, 13-18 yaş arasındaki gençlerin ise 8-10 saat uyuması gerekiyor. Okul döneminde düzenli bir uyku rutini oluşturmak, her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak ve yatmadan önce sakin bir hazırlık süreci geçirmek uyum sağlamaya yardımcı olabiliyor.

Bağımlılık tedavisinde ‘yeşil terapi’ dönemi
Bağımlılık tedavisinde ‘yeşil terapi’ dönemi
İçeriği Görüntüle

Telefon, tablet, bilgisayar ve televizyon kullanımının gece saatlerine uzaması da uykuya geçişi zorlaştırabiliyor. Bu nedenle yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımının sonlandırılması ve elektronik cihazların mümkünse yatak odasının dışında tutulması öneriliyor.

Uzm. Dr. Fikret İşbilir, uyku düzeniyle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Okul döneminde uyku düzenini oluştururken yalnızca ‘erken yat’ demek çoğu zaman yeterli değildir. Akşam rutinini de buna göre düzenlemek gerekir. Ekran kullanımının sınırlandırılması ve her gece benzer bir uyku hazırlığı yapılması çocuğun yeni düzene uyumunu kolaylaştırabilir.”

El yıkama ve solunum hijyeni önem taşıyor

Çocuklara kazandırılabilecek temel koruyucu sağlık alışkanlıklarından biri doğru el yıkama. Tuvalet sonrasında, yemeklerden önce, burun temizliği, öksürme veya hapşırma sonrasında ellerin sabun ve suyla yıkanması, enfeksiyon etkenlerinin yayılımının azaltılmasına katkı sağlıyor.

Öksürürken veya hapşırırken ağız ve burnun mendille, mendil bulunmadığında ise dirseğin iç kısmıyla kapatılması da çocuklara erken yaşta öğretilebilecek temel solunum hijyeni davranışları arasında yer alıyor.

Hedef hiç hastalanmamak değil, sağlıklı alışkanlıklar kazanmak

Okula dönüş döneminde çocukları hastalıklardan tamamen koruyabilecek tek bir ürün veya yöntem aramak yerine, günlük sağlık alışkanlıklarına odaklanmak daha doğru bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Yeterli ve dengeli beslenme, yaşa uygun uyku, fiziksel aktivite, el ve solunum hijyeni ile rutin sağlık kontrollerinin birlikte ele alınması önem taşıyor.

Uzm. Dr. Fikret İşbilir, değerlendirmesini şu sözlerle tamamlıyor:

“Okula başlayan bir çocuğun zaman zaman enfeksiyon geçirmesi tek başına bağışıklık sistemiyle ilgili bir problem olduğunu göstermez. Ailelerin vitamin veya takviyelerle hastalıkları tamamen önlemeye çalışmak yerine çocuğun genel sağlık alışkanlıklarına odaklanması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Sık tekrarlayan, uzun süren veya ağır seyreden enfeksiyonlarda ise durumun çocuk sağlığı ve hastalıkları hekimi tarafından değerlendirilmesi önemlidir.”

Kaynak: Basın Bülteni