Bir toplumun yarısı kadın, diğer yarısı ise o kadınlar tarafından büyütülmüş erkeklerdir. Hal böyleyken, toplumun yarısının korku içinde yaşadığı, şiddet gördüğü veya susturulduğu bir dünyanın huzurlu olması mümkün müdür?

Şiddet sadece bir tokat değildir. Şiddet; bir kadının hayallerini çalmak, onu mutfağa hapsetmek veya “sen yapamazsın” diyerek özgüvenini kırmaktır. Biz gençler olarak çevremize baktığımızda, şiddetin bazen “sevgi” maskesi altında meşrulaştırıldığını görüyoruz. “Çok sevdiği için kıskanıyor” ya da “ailesinin onuru için yaptı” gibi cümleler, aslında birer suçun kılıfıdır. Gerçek sevgi özgür bırakır, saygı duyar ve yaşatır.

Sezai Karakoç Anadolu Lisesi | Erasmus Günleri coşkusu
Sezai Karakoç Anadolu Lisesi | Erasmus Günleri coşkusu
İçeriği Görüntüle

Tarih boyunca kadınlar çok büyük mücadeleler verdiler. Bugün okullarda sıra arkadaşı olabiliyorsak, bu bizden önceki kadınların cesareti sayesindedir. Ancak yolumuz hâlâ uzun. Şiddeti bitirmek sadece kanunlarla olmaz; şiddet kalplerde ve zihinlerde bitmelidir. Bir erkek çocuğu, kız kardeşine saygı duymayı öğrenerek büyüdüğünde; bir kız çocuğu, kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durabileceğine inandığında dünya değişecektir.

Sonuç olarak, kadına şiddet bir kader değildir. Bu, bizim değiştirebileceğimiz yanlış bir alışkanlıktır. Gökyüzünün yarısı kadınlarınsa, yeryüzünün huzuru da kadınların mutluluğuna bağlıdır. Yarının yetişkinleri olan bizler, şiddetin değil; adaletin ve sevginin dilini konuşan bir toplum inşa etmeliyiz. Çünkü kadın güçlenirse toplum güçlenir, toplum güçlenirse dünya güzelleşir.

Bitirirken Anadolu’nun büyük ozanı ve insan sevdalısı Neşet Ertaş’ın o evrensel sözüyle sesleniyoruz:

“Kadınlar insandır, biz insanoğlu.”

Kaynak: Haber Merkezi