CHP Grup Başkan Vekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir'de TMSF tarafından 75 milyon dolar muhammen bedelle satışa çıkarılan Basmane Çukuru ile ilgili TBMM'de basın açıklaması yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesinin geçmişte açılan davalar sonucunda alanın tamamını geri kazanma ihtimali bulunduğunu belirten Kılıç, Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi.
“İzmir halkının mülkiyet hakkını savunmak için buradayım”
Basmane Çukuru'nun İzmir'in ortak değeri olduğunu vurgulayan Kılıç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Bugün İzmir’in kalbinde yıllardır kanayan bir yara olan Basmane Çukuru’nda, İzmir halkının mülkiyet hakkını ve kamusal varlıklarını savunmak için huzurlarınızdayım.
Konak İsmet Kaptan Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 21 dönümlük bu alan, tarihi dokusu ve Kültürpark ile bütünlüğüyle İzmir’in ortak değeridir.
Ancak belediyenin hukuk önünde önemli kazanımlar elde ettiği bir aşamada, İzmir halkının haklarının protokollerle feda edilmesi söz konusudur.
Bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğumu kamuoyuna açıklıyorum."
“Tapuların tamamının belediyeye iade edilmesi gerektiği ortaya konuldu”
İzmir Büyükşehir Belediyesinin önceki dönemde sözleşmenin geriye etkili feshi, tapuların iadesi ve teminatların irat kaydedilmesi talepleriyle dava açtığını belirten Kılıç, bilirkişi raporlarına ve Sayıştay değerlendirmelerine dikkat çekti.
Kılıç, şöyle konuştu:
"İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönemde, sözleşmenin geriye etkili feshi, tapuların iadesi ve teminatların irat kaydedilmesi talepleriyle dava açmıştır.
İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dosyada alınan üç ayrı bilirkişi raporu, yüklenici firmaların kusurlu olduğunu, imalatların ekonomik değerini yitirdiğini ve tapuların tamamının tazminat ödenmeksizin belediyeye iade edilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Sayıştay’ın 2023 ve 2024 yılı raporlarında da taşınmazın tamamının kamuya kazandırılması için hukuki süreçlerin kararlılıkla takip edilmesi gerektiği belirtilmiştir."
“Yüzde 100 yerine yüzde 30’a razı olmak, İzmir halkının hakkından vazgeçmek değil midir?”
Belediyenin alanın tamamını geri kazanma ihtimali bulunmasına rağmen imzalanan protokollerle yüzde 30'luk payla yetinildiğini savunan Kılıç, kalan yüzde 70 üzerindeki haklardan vazgeçilmesinin gündeme geldiğini ifade etti.
Kılıç, protokolde yer alan maddelere ilişkin eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:
"Peki, ne olmuştur?
Belediyenin alanın tamamını geri kazanma ihtimali bu kadar güçlüyken, Cemil Tugay yönetimi imzaladığı protokollerle yalnızca yüzde 30’a razı olmuş, kalan yüzde 70 üzerindeki haklarından vazgeçme yoluna gitmiştir.
Üstelik bununla da kalınmamıştır.
Niyet Protokolü’nün 5.1. maddesiyle tapu iptal ve tescil davalarının HMK 123 kapsamında geri alınması ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılması;
5.2. maddesiyle milyonlarca dolarlık banka teminatı takiplerinden ve nakit alacaklardan vazgeçilmesi taahhüt edilmiştir.Buradan soruyorum:
Bilirkişilerin tapuların tamamının kamuya iadesi gerektiğini belirttiği, davanın karar aşamasına yaklaştığı bir noktada yüzde 100 yerine yüzde 30’a razı olmak, İzmir halkının hakkından vazgeçmek değil midir?
Adına davanın geri alınması da deseniz, protokol de deseniz, ortaya çıkan kamu zararı riskini hangi hukuki gerekçeyle açıklayacaksınız?"
Meclisin verdiği yetkiyi ve imar planı taahhüdünü eleştirdi
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 16 Ocak 2026 tarihli kararına da değinen Kılıç, Belediye Başkanı'na içeriği görülmemiş bir nihai protokol için geniş yetki verildiğini öne sürdü. Kılıç, Belediye Kanunu'ndaki yetki sınırlarına işaret ederek protokolün imar planlarıyla ilgili hükmünü de eleştirdi.
Kılıç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Dahası, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 16 Ocak 2026 tarihli kararıyla Belediye Başkanı’na içeriği dahi görülmemiş bir nihai protokol için geniş yetki verilmiştir.
Oysa 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18. ve 38. maddeleri uyarınca, taşınmaz tasarrufu ve sulhe ilişkin yetkilerin kanuni sınırları vardır. Belediye Meclisinin yetkileri sınırsız biçimde devredilemez.
Protokolün 4.6. maddesiyle henüz ortada olmayan projelere göre imar planlarının ivedilikle değiştirilmesi de taahhüt edilmiştir.
İmar planlama yetkisi, özel şirketlerle pazarlık masasına konulabilecek bir yetki değildir!"
TMSF alanı 75 milyon dolar muhammen bedelle satışa çıkardı
Nihai Protokol'ün 10 Eylül 2026'da imzalandığının açıklandığını, TMSF'nin ise 26 Ekim'de Basmane Çukuru'nu 75 milyon dolar muhammen bedelle ihaleye çıkardığını hatırlatan Kılıç, sürecin kamu hakları açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Kılıç, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"10 Eylül 2026’da Nihai Protokol’ün imzalandığı açıklanmış, 26 Ekim’de ise TMSF alanı 75 milyon dolar muhammen bedelle ihaleye çıkarmıştır.
Bütün bu gelişmeler, İzmir’in kamusal haklarının nasıl bir süreçle karşı karşıya bırakıldığını açıkça göstermektedir.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kimden gelirse gelsin, kamu zararına yol açabilecek her türlü hukuka aykırı işlemin karşısındayız.
Bu nedenle İçişleri Bakanlığını ve Cumhuriyet Başsavcılığını, 4483 sayılı Kanun ve TCK 257 kapsamında gerekli işlemleri yapmaya; yargı organlarını ise telafisi güç kamu zararlarının önlenmesi için hukuki koruma tedbirlerini değerlendirmeye çağırıyorum.
İzmir halkının yüzde 100 hakkı varken, kim hangi yetkiyle yüzde 30’a razı oluyor?
Kimin malını, kimin adına, kime bırakıyorsunuz?
Bu kent kimsenin şahsi mülkü değildir. İzmir’in geleceği kapalı kapılar ardında imzalanan protokollere sığdırılamaz.
İzmir’in hakkını, hukukunu, tüyü bitmemiş yetimin hakkını Basmane Çukuru’nda bırakmayacağız!
İzmirlinin iradesini çaldı şimdide arazisini çalmak istiyor…
Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyorum."




