Hiç düşündünüz mü? Bugün Bergama olarak bildiğimiz Pergamon, nasıl oldu da Antik Çağ’da bölgenin en parlak kentlerinden biri hâline geldi? Bu sorunun cevabı, yalnızca tarih kitaplarında değil; şehrin taşlarında, sokaklarında ve mitolojisinde saklı.

R Ö P O R T A J P E R G A M O N

Pergamon, günümüzde Bergama olarak adlandırılan bölgede yer alan ve Anadolu’nun en önemli kültür merkezlerinden biri olarak kabul edilen bir antik kenttir. Kentin önemi yalnızca mimari ve arkeolojik kalıntılarla sınırlı değildir; tarihsel süreç içerisinde barındırdığı siyasal, kültürel, bilimsel ve mitolojik unsurlar Pergamon’u çok katmanlı bir uygarlık mirası hâline getirmiştir.

Arkeolojik araştırmalar, Pergamon yerleşiminin kökenlerinin Neolitik Çağ’a kadar uzandığını ortaya koymaktadır. Deniz kıyısından içerde yer almasına rağmen, özellikle MÖ 3. yüzyılda Pergamon Krallığı’nın başkenti olmasıyla birlikte bölgenin önemli bir siyasal ve kültürel odağı hâline gelmiştir. Kentin adının “yüksek yer, sarp kayalık” anlamlarına geldiği düşünülmektedir. Bu adlandırma, yerleşimin Bakırçay Ovası’na hâkim, yaklaşık 330 metre yükseklikteki doğal bir tepe üzerine kurulmuş olmasını da doğrular niteliktedir.

Mitolojik kaynaklarda ise kentin adının Pergamos adlı kahramandan türediği ifade edilir. Teuthrania Kralı Grynos’un, Pergamos’un askeri desteğiyle kazandığı zaferin ardından kurulan iki kentten birine Pergamon adının verilmiş olması, bu anlatının temelini oluşturur.

Pergamon’a yönelik bilimsel ilgi 17. yüzyılda gezginlerin bölgeyi ziyaret etmesiyle başlamış, 19. yüzyılda Charles Texier ve Carl Humann’ın çalışmalarıyla sistematik bir arkeolojik nitelik kazanmıştır. Bu süreç, kenti uluslararası bilim dünyasında önemli bir araştırma alanı hâline getirmiştir. Pergamon, Hellenistik, Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait izleri bünyesinde barındırmasıyla Anadolu’nun süreklilik gösteren nadir yerleşimlerinden biridir. Hellenistik döneme tarihlenen ve Anadolu’nun en dik tiyatrosu olarak bilinen Pergamon Tiyatrosu, kentin kültürel zenginliğinin önemli göstergelerindendir. Ayrıca Asklepios kültüne adanmış olan Pergamon Asklepionu, antik dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri olup tıp sembolü olarak bilinen yılanlı asanın ilk kez burada kullanıldığı kabul edilmektedir. Eczacılık Bilimi’nin kurucusu ünlü hekim Galenos’un çalışmalarını bu merkezde gerçekleştirmiş olması da kentin bilim tarihindeki yerini güçlendirmektedir.

Şerife Bacı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi | OKÇULUKTA ŞERİFE BACI İMZASI
Şerife Bacı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi | OKÇULUKTA ŞERİFE BACI İMZASI
İçeriği Görüntüle

Kitapların bugünkü şeklini almasının önünü açan üzerine yazı yazmak ve resim yapmak için hayvan derisinden elde edilen Parşömen kâğıdının (Charta Pergamene) geliştirilerek dünya geneline yayılması, Pergamon’u bilgi ve yazı kültürünün gelişiminde önemli bir merkez hâline getirmiştir. Osmanlı döneminde Bergamalı Kadri tarafından yazılan ilk Osmanlıca gramer kitabının yine bu kentte kaleme alınmış olması, bölgenin kültürel sürekliliğine işaret eder.
Cumhuriyet döneminde Bergama Müzesi’nin 1936 yılında Türkiye’nin ilk arkeolojik kazı müzesi olarak açılması ve 1937’de Cumhuriyet’in ilk yerel festivali olan Bergama Kermesi’nin düzenlenmesi, modern dönemle kurulan kültürel bağın bir göstergesidir.

Yar. Doç. Dr.Dilek ÖZTÜRK
Ege Üniversitesi Bergama MYO Eser Koruma Bölümü

Kaynak: HABER MERKEZİ