Kadınlarda kanser riskini artıran 4 etken: Uzmanı açıkladı
Kadınlarda kanser riskini artıran 4 etken: Uzmanı açıkladı
İçeriği Görüntüle

Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda rol oynayan mekanizmalar üzerine yürütülen bir araştırma, damar tıkanıklığında parazitlerin olası etkisini gündeme getirdi. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ve ekibinin çalışmasında, damar tıkanıklığı nedeniyle çıkarılan aterom plaklarının incelenmesi sonucunda Toxoplasma gondii DNA’sına rastlandı.

Araştırmacılar, elde edilen bulgunun parazitin damar tıkanıklığına neden olduğunu tek başına kanıtlamadığını vurgularken, yeni aşamada aterom plaklarında canlı parazit bulunup bulunmadığını ve çoğalıp çoğalmadığını araştıracak.

20 örneğin 8’inde parazit DNA’sı bulundu

Çalışma kapsamında Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut ve ekibiyle iş birliği yapıldı. Damar tıkanıklığı nedeniyle ameliyat veya girişimsel işlemler sırasında çıkarılan aterom plakları incelendi. Dokuların tüm DNA’sını analiz eden ekip, özellikle mikrobiyal DNA üzerinde yoğunlaştı.

Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, araştırmanın sonuçlarını şöyle anlattı:

“Damar tıkanıklığı yıllardır büyük ölçüde damar sertliği ve kolesterol birikimi üzerinden açıklanıyor. Ancak biz şu soruyu sorduk: Acaba damarları tıkayan aterom plaklarının oluşumunda mikroorganizmaların da bir rolü olabilir mi? Daha önce bazı mikroorganizmaların damar hastalıklarıyla ilişkili olabileceği öne sürülmüştü. Örneğin mide ülserleriyle ilişkilendirilen Helicobacter pylori ile bazı solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan Chlamydia pneumoniae bakterisinin damar sertliği ve damar tıkanıklığındaki olası rolü araştırılmıştı. Ancak bugüne kadar bu mikroorganizmaların damar tıkanıklığının doğrudan nedeni olduğunu ortaya koyan kesin bir kanıt elde edilemedi.”

Araştırmacılar, incelenen 20 örneğin 8’inde, yani yaklaşık yarısında Toxoplasma gondii DNA’sına rastladı. Kocagöz, örneklerde başka bir mikroorganizmaya ait DNA’ya rastlanmadığını belirtti.

Araştırmanın odağında canlılık var

Parazitin DNA’sının saptanmasının önemli bir bulgu olduğunu belirten Prof. Dr. Kocagöz, bunun tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmak için yeterli olmadığını ifade etti.

“Ancak parazitin DNA’sını bulmuş olmamız, tek başına bu parazitin damar tıkanıklığına neden olduğunu kanıtlamıyor. Şimdi asıl soruya yanıt arıyoruz: Bu parazit gerçekten damarda canlı olarak bulunuyor ve çoğalıyor mu? Bunu kanıtlarsak gelecekte basit bir antibiyotik tedavisiyle damar tıkanıklıkları engellenebilir, kalp krizi, felç gibi sıkıntılar da önlenebilir.”

TÜBİTAK tarafından desteklenmesi kabul edilen proje kapsamında deneysel çalışmalar yürütülecek. Ekip, aterom plaklarında bulunan parazitin canlılığını ve çoğalma kapasitesini araştıracak.

Kocagöz, bu aşamanın önemini şu sözlerle açıkladı:

“Eğer parazitin, aterom plağında canlı olduğunu gösterebilir ve burada çoğaldığını ortaya koyabilirsek, bunun yalnızca geçmişten kalmış bir DNA parçası olmadığını, aktif bir enfeksiyon etkeni olabileceğini daha güçlü biçimde ortaya koyabiliriz.”

Toxoplasma gondii yaygın bir parazit

Toxoplasma gondii, toplumda yaygın görülen parazitlerden biri olarak biliniyor. İnsanlara çoğunlukla yeterince pişirilmemiş et, kontamine su veya uygun şekilde temizlenmemiş gıdalar yoluyla bulaşabiliyor. Enfeksiyonun ardından vücudun çeşitli dokularında uzun süre kalabildiği belirtiliyor.

Toplumun önemli bir bölümünün yaşamının bir döneminde bu parazitle karşılaştığı ve buna karşı antikor geliştirdiği bilinirken, araştırmanın temel sorusu parazitin aterom plağında bulunmasının ne anlama geldiği üzerine yoğunlaşıyor. Araştırmacılar, parazitin plakların büyümesine katkı sağlayıp sağlamadığını belirlemeye çalışacak.

Plağın büyümesini durdurmak da hedefleniyor

Damar tıkanıklığında yalnızca mevcut darlığın derecesi değil, plağın zaman içinde büyümesi de önem taşıyor. Bu nedenle olası bir tedavinin plağı tamamen ortadan kaldırmasından ziyade büyümesini durdurması da klinik açıdan kazanım sağlayabilir.

Prof. Dr. Kocagöz, bu durumu şöyle örneklendirdi:

“Damarın yüzde 50 oranında tıkalı olduğunu düşünelim. Eğer bir tedaviyle bu plağın büyümesini durdurabiliyorsak, bu bile önemli bir kazanım olabilir. Çünkü plağın ilerlemesini engellemek, damarın daha ileri düzeyde tıkanmasını ve buna bağlı kalp krizi veya inme riskinin artmasını önlemeye katkı sağlayabilir.”

Araştırmacılar, gelecekte yalnızca kalp damarlarında değil, beyne kan taşıyan şah damarı gibi damarlardaki aterom plaklarında da benzer mekanizmaların araştırılabileceğine dikkat çekiyor.

Çalışmanın sonuçları bekleniyor

Kalp-damar hastalıklarının oluşumunda enfeksiyonların olası rolüne ilişkin yeni bir araştırma alanı açan çalışmanın yaklaşık 1-1,5 yıl içinde sonuçlanması bekleniyor.

Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, araştırmanın henüz tedavi aşamasına gelmediğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:

“Şu anda elimizde umut verici bir bulgu var; ancak bu bulgunun tedaviye dönüşebilmesi için önümüzde kat edilmesi gereken önemli bir bilimsel yol bulunuyor.”

Çalışma, henüz klinik uygulamaya dönüşmüş bir tedavi sunmuyor. Araştırmacılar, elde edilen bulguların doğrulanması ve parazitin damar plağındaki rolünün ortaya konulması için çalışmalarını sürdürüyor.

Kaynak: Basın Bülteni