İzmir ve Manisa Büyükşehir Belediyelerinin Gediz Nehri ve havzasındaki kirliliği izlemek amacıyla yürüttüğü ortak çalışmanın 7. Dönem Raporu yayımlandı. Temmuz ayı sonuçlarını içeren raporda, yağışlı dönemde azalan kirlilik yükünün yaz aylarında yeniden yükselişe geçtiği ortaya konuldu.

İZSU ve MASKİ tarafından Ocak 2026’da başlatılan çalışma kapsamında Gediz Nehri ile yan kollarından düzenli olarak numuneler alınarak laboratuvarlarda inceleniyor. İzmir sınırlarında Gediz ana kolu, Ağıl Deresi ve Nif Çayı üzerinde 23, Manisa sınırlarında ise Gediz ana yatağı ve yan derelerinde 36 örnekleme noktası bulunuyor.

Yağış azaldı, kirlilik yeniden yükseldi

25.09.2Gediz’de 7. Dönem Raporu

İzmir’de 27 Eylül elektrik kesintisi: 15 ilçede elektrikler kesilecek!
İzmir’de 27 Eylül elektrik kesintisi: 15 ilçede elektrikler kesilecek!
İçeriği Görüntüle

Çalışmanın sonuçlarını değerlendiren Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu, yağışlı aylarda kirlilik değerlerinde düşüş görüldüğünü, yaz döneminde ise yeniden artış yaşandığını belirtti.

Kurucu, “Sevindirici bir ipucu yakaladık. Ocak, şubat ve mart aylarında hem İzmir’de hem de Manisa’da çok fazla yağış aldık. Yağışları takip eden aylarda kirliliğin önemli ölçüde düştüğünü gördük. Ancak yaz mevsimi gelip yağışlar azaldığında kirlilik yükü tekrar arttı. Haziran ayından itibaren pik yapan, ani yükselişler gösteren kirlilik gördük. Kirlilik ağır metaller ve organik kirleticiler kaynaklı. Bu da hem sanayi hem tarım hem de evsel kirliliğin Gediz Nehri’nde izlerini gösterdiğini ortaya koyuyor” dedi.

Ağır metal değerlerine dikkat çekildi

Gediz’de 7. Dönem Raporu

Yaklaşık 401 kilometrelik güzergâhıyla Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’den geçerek Ege Denizi’ne ulaşan Gediz Nehri’ndeki kirliliğin farklı alanlara etkisine dikkat çekildi.

Gediz’de 7. Dönem Raporu

Prof. Dr. Kurucu, izleme çalışmasının hem nehrin kendi ekosistemindeki durumu hem de Gediz’in İzmir Körfezi’ne taşıdığı kirlilik yükünü ortaya koymayı amaçladığını belirterek, “Birincisi Gediz Nehri boyunca kendi ekosisteminin durumunu görmekti ve durum kötü. İkincisi Gediz Nehri’nin Körfez’e getirdiği kirlilik yükünü görmekti; bu durum da çok kötü. Körfezin kirlenmemesi mümkün değil. Gediz Nehri’nin suyuyla sulanan toprakların kirlenmemesi mümkün değil. İçme suyu olarak zaten kullanılacak durumda değil” diye konuştu.

25.0Gediz’de 7. Dönem Raporu

Kurucu, bazı kirlilik parametrelerinde olağan seviyelerin çok üzerinde değerler ölçüldüğünü belirterek, kirletici kaynakların tespit edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Kirletici kaynakları bulmak gerekiyor”

25.09.2026 4Bd68Gediz’de 7. Dönem Raporu

Kurucu, “Suyun içinde bulunan bakır, brom, kobalt, bor gibi bazı maddelerin değerleri normal değerin 100-200 kat üstünde ölçüldü. Yüzey sularında ya da içme suyunun içinde bazı ağır metaller zaten doğal olarak bulunabiliyor ama insan sağlığını tehdit edecek düzeyde değil, bunlar çok düşük değerlerde olmalı. Parametrelerin bu denli yüksek çıktığında kirliliğin doğal olmadığını anlıyoruz. Bu maddelerin nereden geldiğini, kirletici kaynakları bulmak gerekiyor. Bu sadece bir belediyenin işi değil. Nehirler bakanlığın yetkisi altında, dolayısıyla onlarla beraber çalışmayı çok isteriz. Söz konusu olan insanın ve doğanın en önemli yaşam hakkı olan su. İzleme sonuçlarımızı onlarla memnuniyetle paylaşırız. Örnekleme noktalarının yerleri belli. Kirletici kaynakları bulmak hiç zor değil. Bir sonraki nesillere içecek bir bardak temiz su bırakacaksak bunu mutlaka yapmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Yeraltı suları da risk altında

Gediz’de 7. Dönem Raporu

Gediz Nehri ve yan derelerindeki kirliliğin yüzey sularıyla sınırlı kalmayabileceğine işaret eden Kurucu, nehir ile yeraltı suları arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

Kurucu, “Gediz Nehri yüzeyde bir su ama aynı zamanda yan dereleri ile yeraltı sularını da besliyor. Nehirde ve derelerde akışın hızının düştüğü veya durgunlaştığı dönemlerde kumlu-çakıllı dere yataklarında yüzey altına sızma hızlanır. Yani bu kirlilik yükü temel içme suyu kaynaklarımız olan yeraltı sularını da etkileyebiliyor. Yeraltı sularına eğer kirlilik bulaşıyorsa, içme suyumuz çok riskli hale geliyor. Bu yüzden kritik eşikteyiz. Yüzey suları kadar yeraltı sularını mutlaka korumamız gerekiyor” dedi.

Körfez çalışmaları tek başına yeterli değil

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Körfez’de yürütülen dip tarama çalışmaları ile Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasite artışının önemine değinen Kurucu, Gediz ve diğer kirlilik kaynaklarının da birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Kurucu, “Körfezde yürütülen dip tarama temizliği mutlaka iyileştirme sağlıyor, sağlamaya devam edecektir. Çiğli’deki arıtma tesisinin kapasitesinin genişletilmesi, körfezdeki kirliliğin azaltılması açısından çok önemli. Ama bunun yanında belediyenin yetki alanı dışındaki derelerin getirdiği kirliliği de durdurmak gerekiyor. Ağıl Deresi’ndeki kirlilik körfez sağlığı için önemli bir tehdit. Gediz Nehri ve yan dereleri üzerindeki kirletici kaynakları belirlemek mümkün. Bunu yapmak teknik olarak çok basit ancak denetleme işi tek başına belediyenin yetkisinde değil. Biz bu sonuçları diğer kamu kurumlarıyla paylaşmaya hazırız” şeklinde konuştu.

İzleme çalışmaları sürecek

İZSU ve MASKİ’nin Gediz Nehri ve havzasındaki ortak izleme çalışmaları önümüzdeki aylarda da devam edecek. Elde edilen verilerin yıllık raporda bir araya getirilmesiyle, Gediz güzergâhında kirliliğin hangi bölgelerde ve hangi dönemlerde arttığının daha kapsamlı şekilde ortaya konulması hedefleniyor.

Kaynak: Basın Bülteni