Araştırmaya göre kaygı, depresyon, intihar düşüncesi ve kendine zarar verme vakalarındaki artış, üniversitelerin mevcut destek sistemlerini zorlayacak düzeye ulaştı.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, özellikle pandemi sonrası dönemde gençlerin ruh sağlığı açısından daha kırılgan hale geldiğine dikkat çekti. Ayas, belirsizlik, gelecek kaygısı ve başarısızlık korkusunun öğrenciler üzerinde önemli bir etki yarattığını belirterek, “İçinde bulunan ekonomik zorluklar, gelecek endişeleri, sosyal açıdan dezavantajlı gruplarda olma ruh sağlığı için önemli risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Araştırma, küresel ölçekte 72 bin 288 lisans öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirildi ve üniversitelerde ciddi bir ruh sağlığı krizinin yaşandığını ortaya koydu. Son on yılda kaygı, depresyon, intihar düşüncesi ve kendine zarar verme vakalarının belirgin biçimde arttığı vurgulandı.

Pandemi, ruh sağlığı krizini derinleştirdi

Dr. Ayas, pandemi döneminin ruh sağlığı açısından da bir kriz olduğunu belirtti:

“Fakat yine de 2013’ten bu yana bir artıştan söz edilebilir. Pandemiyi yalnızca fizyolojik bir sağlık krizi olarak değil hem fizyolojik sağlığa hem sosyal hayata hem de ruh sağlığına yönelik bir kriz olarak tanımlayabiliriz. Dolayısıyla ruh sağlığı alanındaki sorunlarda görülen pandemi dönemdeki artış, kriz olarak tanımlanabilir.”

Telefon kullanma şekliniz sizi tehlikeye atıyor
Telefon kullanma şekliniz sizi tehlikeye atıyor
İçeriği Görüntüle

Ruhsal bozuklukların en hızlı arttığı yaş grubu: 20-29

Ruh sağlığı sorunlarının sadece bireysel zorluklardan kaynaklanmadığını vurgulayan Ayas, “Dünya Sağlık Örgütü ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı olarak belirlemiştir. Bu yaş dönemindeki artışın, bireysel sorunlardan öte biyolojik ve toplumsal nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Özellikle şizofreni, bipolar bozukluk gibi bazı psikotik özellikli bozuklukların başlangıç yaşı ortalama olarak (19-25) bu döneme denk gelmektedir.” dedi.

Üniversiteye geçiş psikolojik kırılganlığı artırıyor

Üniversiteye geçiş sürecinin gençler için hassas bir dönem olduğunu vurgulayan Dr. Ayas, şunları söyledi:

“Biyolojik nedenlerin yanında, toplumsal açıdan bakıldığında üniversite dönemi; aileden bağımsızlaşılan, sorumlulukların arttığı, akran ilişkilerinin yoğunlaştığı, mali problemlerin oluşabildiği, zaman yönetiminin önem kazandığı bir dönmedir. Tüm bu sayılanlara mali zorluklar, gelecek endişeleri gibi daha çok sosyoekonomik açıdan dezavantajlı koşullar eşlik ettiğinde kaygı bozukluğu, depresyon gibi ruhsal bozuklukların oluşmasına zemin hazırlamaktadır.”

Ayas, üniversite dönemindeki bağımsızlaşmanın gençlerin gelişimi için avantaj sağladığını ancak olumsuz koşulların ruh sağlığında kırılganlık yaratabileceğini ekledi.

Psikolojik esneklik ve duygu düzenleme kritik

Kaygı ve depresyon oranlarındaki artışı değerlendiren Ayas, psikolojik esnekliğin önemine dikkat çekti:
“Bireylerin psikolojik dayanıklılığının belirleyicisinin, başına gelen olaylardan çok başına gelen olayları nasıl yorumladığı olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla psikolojik esneklik bireylerin karşılaştıkları zorlu yaşam olaylarına karşı daha az ruhsal bozukluk geliştirmeleri için önemli faktördür. Duyguları tanıma, ifade edebilme ve düzenleyebilme becerileri psikolojik esneklik ve psikolojik dayanıklılık için geliştirilmesi gereken önemli becerilerdir.”

Koruyucu ruh sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli

Üniversitelerde psikolojik danışmanlık hizmetlerinin erişilebilirliğinin artırılması gerektiğini belirten Ayas, “Üniversitelerdeki psikolojik destek birimlerinin; oryantasyonlarda daha iyi tanıtılması, öğrenciler açısından ulaşılabilir olması, alanında uzman profesyonelleri çalıştırması çok önemlidir. Bunun yanında üniversitelerin koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmalar yapmaları da önemlidir.” dedi.

Dezavantajlı gruplarda yer alan öğrencilerin ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmesinin önemine de dikkat çeken Ayas, koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin, ruhsal problemler ortaya çıkmadan önce uygulanması gerektiğini vurguladı.

Pozitif Psikoloji dersleriyle öncü üniversite

Üsküdar Üniversitesi, 2013 yılından bu yana Pozitif Psikoloji derslerini zorunlu olarak veriyor. Dünyada bu alanda öncü olan üniversite, öğrencilerine mutluluk ve psikolojik dayanıklılık odaklı akademik eğitim sunarak ruh sağlığını desteklemeyi hedefliyor.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ