Özellikle kruvaziyer gemisi bağlantılı vakaların ardından yeniden dikkat çeken hantavirüsle ilgili değerlendirmelerde bulunan Aytaç Çetinkaya, Türkiye’de vaka sayılarının sınırlı düzeyde seyrettiğini söyledi.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “2009-2025 yılları arasındaki verilere baktığımızda ülkemizde yılda ortalama 19 vaka görüldüğünü söyleyebiliriz. Bu yeni karşılaştığımız bir virüs değil ve doğrulanmış yaygın bir salgın söz konusu değil. Ancak küresel hareketlilik nedeniyle sağlık otoriteleri doğal olarak dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor” dedi.
Yaklaşık 70 yıldır biliniyor
Hantavirüsün ilk kez Kore Savaşı döneminde dikkat çektiğini belirten Prof. Dr. Çetinkaya, virüsün adını Kore’de bulunan Hantan Nehri’nden aldığını ifade etti. O dönemde nehir çevresindeki kemirgenlerle temas eden askerlerde sık görülmesi nedeniyle tanımlandığını söyleyen Çetinkaya, “Yani hantavirüs, sanıldığı gibi yeni ortaya çıkan bir virüs değil; yaklaşık 70 yıldır biliniyor” diye konuştu.
Bulaşta en büyük risk kemirgen teması
Virüsün en yaygın bulaş yolunun kemirgenlerle temas olduğunu belirten Çetinkaya, fare ve benzeri hayvanların idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas sonrası enfeksiyon gelişebileceğini söyledi. Özellikle uzun süre kapalı kalan depo, ahır ve kulübe gibi alanların temizliği sırasında riskin arttığını kaydetti.
İnsandan insana bulaş konusunun toplumda en çok merak edilen başlıklardan biri olduğunu vurgulayan Çetinkaya, “Hantavirüs türlerinin büyük bölümünde rutin sosyal temasla bulaşma beklenmez. Ancak Güney Amerika tipi olarak bilinen bazı türlerde insandan insana bulaş görülebiliyor. Son günlerde bir gemide görülen ve ölümlerle sonuçlanan vakalarda da bu tip etkili oldu” ifadelerini kullandı.
Böbrek ve akciğerleri etkileyebiliyor
Hastalığın iki ana tipi bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Çetinkaya, Avrupa ve Doğu Asya kaynaklı tiplerin daha çok böbrekleri etkilediğini, Amerika kökenli tiplerin ise daha ağır seyredebildiğini söyledi.
Çetinkaya, “Avrupa ve Doğu Asya tipi daha çok böbrekleri etkiliyor ve böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Amerika tipi ise daha ağır seyrederek akciğer, kalp ve böbrek yetmezliğiyle birlikte kanamalı ateş tablosuna yol açabiliyor” dedi.
Bazı hastalarda gelişen böbrek yetmezliğinin diyaliz uygulamalarıyla kontrol altına alınabildiğini de sözlerine ekledi.
Grip ile karıştırılabiliyor
Hantavirüs belirtilerinin çoğu zaman grip ile benzerlik gösterdiğini belirten Prof. Dr. Çetinkaya, yüksek ateş, halsizlik, eklem ağrısı ve öksürüğün sık görülen belirtiler arasında yer aldığını söyledi.
Bazı vakalarda ishalin de görülebildiğini ifade eden Çetinkaya, “Ancak hantavirüste peteşiyal döküntüler dediğimiz cilt bulguları dikkat çekebiliyor. Bunun yanı sıra kola renginde idrar görülmesi böbrek tutulumu açısından önemli bir işaret olabiliyor. Özellikle düşmeyen ateş önemli belirtilerden biri” diye konuştu.
Türkiye’de 17 yılda 336 vaka
Türkiye’de de hantavirüs vakalarının görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “2009-2025 yılları arasındaki verilere baktığımızda ülkemizde yılda ortalama 19 vaka görüldüğünü söyleyebiliriz. Son 17 yılda toplam 336 vaka bildirildi ve 16 kişi yaşamını kaybetti” bilgisini paylaştı.
“Panik yaratacak bir durum yok”
Hastalığın tedavisinde kullanılan bazı antiviral ilaçların olumlu sonuçlar verdiğini ifade eden Çetinkaya, “Hepatit C tedavisinde kullandığımız bazı antiviral ilaçların hantavirüs kaynaklı ölüm oranlarını ciddi şekilde azalttığını biliyoruz. Şu anda dünya genelinde panik yaratacak bir durum söz konusu değil. Hastalığın yayılmasıyla ilgili aşırı endişe duymaya gerek yok” dedi.




