Yürürken ayağın yere takılması, sık tökezleme ya da merdiven çıkmada zorlanma çoğu kişi tarafından “dikkatsizlik” olarak yorumlanıyor. Ancak uzmanlara göre bu tablo, halk arasında “düşük ayak” olarak bilinen ve sinir ya da kas kaynaklı önemli bir sağlık sorununun işareti olabilir.
Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayağın tek başına bir hastalık değil, çoğu zaman başka hastalıkların belirtisi olduğuna dikkat çekiyor.

Yürürken ayağın takılması en yaygın işaret

Düşük ayak, kişinin yürürken ayağının ön kısmını yukarı kaldırmakta zorlanmasıyla ortaya çıkıyor. Normal yürüyüşte ayak bileğini yukarı kaldıran kaslar sayesinde ayak yere takılmadan ilerliyor. Ancak bu kasların kontrolünü sağlayan sinirlerde bir sorun oluştuğunda tablo bozuluyor.
Uzmanlara göre siyatik sinir veya onun dalı olan peroneal sinir etkilendiğinde kaslar zayıflıyor ve ayak ucu yere sürtünmeye başlıyor. Bu da kişinin yürürken ayağını daha fazla kaldırmasına neden oluyor.

“Dikkatsizlik değil” uyarısı

Hastaların çoğu şikayetlerini “Ayağımı kaldıramıyorum”, “Ayağım yere sürtüyor”, “Sık sık tökezliyorum” şeklinde ifade ediyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, bu durumun hafife alınmaması gerektiğini vurguluyor:
“Yüksek adımlı yürüyüş olarak tanımlanan bu yürüyüş şekli hem yorucudur hem de zamanla kalça, diz ve bel bölgesinde ek zorlanmalara neden olabilir”

Sinir, kas ve omurga kaynaklı olabilir

Düşük ayak; kasların doğrudan hasarı ya da bu kaslara komut taşıyan sinirlerin etkilenmesiyle ortaya çıkabiliyor.

Kanser ağrısında yeni dönem: Artık kimse çaresiz değil!
Kanser ağrısında yeni dönem: Artık kimse çaresiz değil!
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Umut Yavuz’a göre bu tabloya şu durumlar neden olabiliyor: sinir sıkışmaları, bel fıtığı, bel kanal darlığı, sinir yaralanmaları, diyabetik nöropati, kas ve sinir hastalıkları ve inme.

Ayrıca travmalar ve bazı cerrahiler sonrası sinir etkilenmeleri de düşük ayağa yol açabiliyor. Uzun süre bacak bacak üstüne atma, çömelerek çalışma veya diz dışına baskı gibi durumlar da risk faktörleri arasında yer alıyor.

Belirtiler zamanla ilerleyebiliyor

Düşük ayak bazı hastalarda ani başlarken bazı kişilerde yavaş ilerliyor. Travma ve cerrahi sonrası tablolar hızlı gelişebilirken, sinir sıkışmaları ve diyabetik nöropatide süreç daha sinsi ilerleyebiliyor.

“En sık görülen belirtisi hastanın ilk aşamada ayağını kendine doğru çekememesi ve yürürken ayak ucunun yere takılmasıdır. Buna ayak çevresinde duyu kaybı da eşlik edebilir. Bazı hastalarda uyuşma, karıncalanma, bacağın dış kısmında ağrı veya belden bacağa yayılan ağrı da gelişebilir.”

Geç kalmak kalıcı hasara yol açabiliyor

Uzmanlar, erken tanının sinir fonksiyonlarının geri kazanılmasında kritik rol oynadığını belirtiyor.

“Özellikle sinir sıkışması, bel fıtığına bağlı sinir basısı veya travma sonrası gelişen durumlarda zamanlama kritik öneme sahiptir. Geç kalındığında kaslarda zayıflık kalıcı hale gelebilir, sinirin iyileşme kapasitesi azalabilir ve ayakta şekil bozuklukları gelişebilir. Uzun süre devam eden düşük ayakta hasta ayağını yukarı kaldıramadığı için yürüme paterni bozulabilir ve zamanla ayak bileğinde sertlik oluşabilir. Bunun sonucunda düşme riski artabilir. Erken dönemde tedavi şansı daha yüksek olurken, ileri evrelerde tendon transferi gibi fonksiyon kazandırmaya yönelik cerrahi işlemler gündeme gelebilir.”

Tedavi nedene göre planlanıyor

Tedavide temel amaç, altta yatan nedenin tespit edilmesi ve mümkünse ortadan kaldırılması. Bunun yanı sıra güvenli yürüme sağlanması ve kalıcı deformitelerin önlenmesi hedefleniyor.

“Tedavinin başarısı; altta yatan neden, sinir hasarının derecesi, geçen süre, hastanın yaşı ve eşlik eden hastalıklara göre değişir. Düşük ayağa sebep olan etkenin tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ayak bileği ortezleri, kas güçlendirme egzersizleri ile denge ve yürüme eğitimi ilk basamak tedavileri oluşturur”

Ameliyat bazı durumlarda kaçınılmaz olabiliyor
Uzun süreli ve kalıcı vakalarda cerrahi seçenekler gündeme gelebiliyor. Tendon transferi ameliyatında, sağlam bir tendon yeniden konumlandırılarak ayağın yukarı kaldırılması sağlanıyor.

“Tendon transferi cerrahisinde genellikle ayakta çalışan güçlü tendonlardan biri, ayağın ön kısmını yukarı kaldırmaya yardımcı olacak şekilde yeniden konumlandırılıyor. Böylece işlevini kaybeden kasın görevi, sağlam bir kas-tendon sistemiyle telafi ediliyor. Başarılı bir cerrahi sonrasında hastaların yürüyüş kalitesi belirgin şekilde artarken, düşme riski de büyük ölçüde azalıyor. Ameliyat sonrasında genellikle altı hafta boyunca alçı veya yürüme botu kullanılıyor, ardından fizik tedavi sürecine geçiliyor. Günlük yaşama dönüş süresi ise yapılan işleme, hastanın genel durumuna ve rehabilitasyon sürecine göre değişmekle birlikte, çoğu hastada 2-3 ay içinde belirgin fonksiyonel kazanım hedeflenir”

Erken fark etmek kritik önem taşıyor

Uzmanlara göre düşük ayak, basit bir yürüme sorunu gibi görünse de altta yatan ciddi hastalıkların erken işareti olabilir. Bu nedenle özellikle sık tökezleme, ayak sürüme ve güçsüzlük gibi belirtiler göz ardı edilmemeli.

Muhabir: Dilan Aşar