Dijital mecralarda son dönemde hızla yayılan “Are You Dead?” / “Are You Dead Yet” uygulamaları, yalnızca bireysel güvenliği değil, modern toplumların en kırılgan sorunlarından biri olan yalnızlığı yeniden gündeme taşıdı. Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, bu tür uygulamaların yüzeyde pratik bir güvenlik aracı gibi görünse de, arka planında çok daha derin bir toplumsal dönüşüm barındırdığını vurguladı.

Kullanıcıların belirli aralıklarla “hayatta olduklarını” dijital olarak teyit etmelerine dayanan bu uygulamalar, teyidin kesintiye uğraması durumunda önceden tanımlanan kişi ya da ağlara otomatik uyarı gönderiyor. Prof. Dr. Süleymanlı, bu mekanizmanın bireysel güvenlikten öte, yalnızlığın artık dijital sistemler aracılığıyla yönetilen bir toplumsal olguya dönüştüğünü ifade etti.

“Yalnızlığın kurumsallaşması söz konusu”

Uygulamaların taşıdığı anlamın basit bir teknolojik kolaylık olarak görülemeyeceğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamalar, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret etmektedir; yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.”
Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Süleymanlı, uygulamaların yalnızlığı ortadan kaldırmadığını, yalnızca yönetilebilir hâle getirdiğini vurguladı.

“Toplumsal refleks zayıflıyor”

Bu durumun, bireyin varlığının artık kendiliğinden fark edilmediğine işaret ettiğini söyleyen Prof. Dr. Süleymanlı, şu ifadeleri kullandı:

“Bu durum, teknolojik bir kolaylıktan ziyade, bireyin varlığının artık kendiliğinden fark edilmediği; toplumsal ilişkilerin bu işlevi yerine getirecek güçten giderek yoksunlaştığına işaret eden bir toplumsal alarm niteliği taşımaktadır.”
Süleymanlı’ya göre bu uygulamalar, toplumsal ilişkilerin bireyin varlığını fark edecek kadar güçlü olmadığına dair örtük bir mesaj da içeriyor.

Solo yaşam yeniden tartışma konusu

Dijital teyit uygulamalarının ortaya çıkışının, yalnız yaşam olgusunu sosyolojik tartışmaların merkezine yeniden taşıdığını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, bu konunun romantize edilmiş bireysel tercihlerden çok, derin toplumsal kırılmalarla ilişkili olduğunu dile getirdi.

Bu bağlamda sosyolog Eric Klinenberg’in çalışmalarına atıfta bulunan Süleymanlı, “Going Solo” kitabında geliştirilen “solo yaşam” kavramsallaştırmasının, 1995 Chicago sıcak hava dalgası sonrası yapılan saha araştırmalarına dayandığını hatırlattı. Süleymanlı, bu felaket sırasında yalnız yaşayan yaşlı bireylerin günlerce fark edilmeden hayatlarını kaybetmesinin, solo yaşamın ölümcül sonuçlar doğurabilen yapısal bir kırılganlık alanı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

Algoritmik refleks dönemi

Solo yaşamın; yaş, sınıf, sosyal sermaye ve kırılganlık eksenlerinde derinleşen eşitsizlikleri yansıttığını ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, Are You Dead? türü uygulamaların tam da bu zeminde ortaya çıktığını belirtti.

Çocuğunuz oyun sırasında öfkeleniyorsa göz ardı etmeyin!
Çocuğunuz oyun sırasında öfkeleniyorsa göz ardı etmeyin!
İçeriği Görüntüle

Uygulamaların, “gecikmiş fark edilme” riskini dijital bir protokole dönüştürdüğünü söyleyen Süleymanlı, “Birey hayatta olduğunu bildirmezse, sistem bunu bir istisna olarak algılar ve müdahale mekanizmasını devreye sokar. Böylece toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alır.” dedi.

“Ontolojik güvensizlik yaygınlaşıyor”

Bu tür dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesinin tesadüf olmadığını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, modern bireyin yalnızca fiziksel değil, varoluşsal bir güvensizlik yaşadığını ifade etti:

“Günümüz bireyi, yalnızca fiziksel olarak değil, ontolojik düzeyde de güvencesizdir; yani var olduğundan, fark edildiğinden ve bir başkasıyla anlamlı bir bağ içinde bulunduğundan emin olmak istemektedir.”

Bu nedenle Are You Dead Yet uygulamalarının, yalnızlığın çözümünden çok, onunla baş etme aracı olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

Yalnızlık artık izleniyor ve yönetiliyor

Japonya, Güney Kore, ABD ve İngiltere’deki benzer örneklere dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, yalnızlığın artık bireysel bir sorun olmaktan çıkıp kamusal ve yönetsel bir mesele hâline geldiğini belirtti. Dijital izleme, sensörlü ev sistemleri ve devlet düzeyinde kurulan “Yalnızlık Bakanlıkları”nın bu dönüşümün göstergesi olduğunu söyledi.
Süleymanlı, bu örneklerin ortak noktasını ise şu sözlerle özetledi: Toplumsal bağların yerini dijital doğrulama ve izleme mekanizmaları alıyor; yalnızlık artık gizlenen değil, ölçülen ve yönetilen bir olguya dönüşüyor.

Türkiye’de yalnızlık yeni bir evrede

Türkiye’de de yalnızlık meselesinin kentleşme, çekirdek ailenin çözülmesi ve dijital iletişimin yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazandığını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, Üsküdar Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırmaların gençlik ve yaşlılık dönemlerinde yalnızlığın farklı biçimlerde deneyimlendiğini ortaya koyduğunu ifade etti.

Bu çalışmaların ortak sonucunun; görünürlük, aidiyet ve sosyal destek eksikliği olduğuna dikkat çekti.

“Yalnızlıkla baş etme teknolojileri”

Dijital uygulamaların yalnızlığın hem sonucu hem de semptomu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Are You Dead? gibi araçlar, sosyal çözülmenin birey düzeyinde ürettiği geçici savunma mekanizmalarıdır. Bu tür uygulamalar basit bir mobil araçtan çok daha fazlasıdır; çağımızın yalnızlık–güvenlik–varlık kanıtı ekseninde şekillenen toplumsal kırılganlığı görünür kılmaktadır. Uygulamanın ima ettiği temel soru nettir: İnsanların hayatta olduklarını düzenli olarak teyit etmek zorunda kaldığı bir toplumda, hangi sosyal bağlar zayıflamıştır?”


Kaynak: BASIN BÜLTENİ