Hanta virüs uzun süredir bilinen bir enfeksiyon
Hanta virüsünün yeni bir tehdit olmadığını belirten Prof. Dr. Ertuğrul, bu enfeksiyonun 1950'li yıllardan beri, özellikle Kore Savaşı dönemiyle birlikte tıp literatüründe yer aldığını vurguladı. Virüsün adını Hantan Irmağı'ndan aldığını hatırlatan Ertuğrul, Türkiye'de ise 2009 yılından bu yana bilinen bir hastalık olduğuna dikkat çekti.
Pandemi riski bulunmuyor
Haberlerin merkezinde yer alan pandemi endişelerine yanıt veren Ertuğrul, "Buradan bir pandemi çıkmaz" ifadesini kullanarak durumun COVID-19 veya SARS-CoV-2 gibi hızlı ve kolay yayılan bir salgın riski taşımadığının altını çizdi.
Bulaşma yolları ve insandan insana geçişin zorluğu
Hanta virüsün bulaşma mekanizmasının oldukça farklı olduğunu ifade eden uzman isim, şunları kaydetti: "Bu virüs kemirgenlerin taşıyıcı olduğu bir enfeksiyondur. Kemirgenlerin idrar ve dışkılarının kurumasıyla havaya karışan tozların solunması veya bu materyallerle temas yoluyla bulaşır. İnsandan insana geçişi ise çok zor olup, oldukça yakın bir temas gerektirir. Bu durum, virüsün bir toplumda kolayca yayılmasını engelliyor."
Hastalık tipleri ve ölüm oranları
Prof. Dr. Ertuğrul, Hanta virüs enfeksiyonunu kendi içinde iki ana başlıkta inceledi:
-
Asya-Avrupa tipi: Türkiye'nin de içinde bulunduğu bu bölgede görülen tip; kanamalı ateş ve böbrek yetmezliği ile seyretmektedir. Mortalite (ölüm) oranı %1 ile %10 arasında değişmektedir.
-
Amerika tipi: Daha çok akciğer ödemi ve buna bağlı nefes darlığı tablosu oluşturan bu tip, %30 ile %50 arasında değişen oldukça yüksek bir mortalite oranına sahiptir.
Belirtiler ve tedavi yaklaşımı
Hastalığın grip benzeri belirtilerle (kas ağrısı, halsizlik, yorgunluk, bulantı, kusma) başladığını belirten Ertuğrul, spesifik bir aşısının veya tedavisinin olmadığını belirtti. Bu nedenle tedavi sürecinin tamamen semptomatik olduğunu, hastanın solunum zorluğu veya ateş gibi bulgularına yönelik destekleyici yaklaşımlar uygulandığını ifade etti.
Son olarak, bu tür vakaların belirli bir kuluçka süresine sahip olduğunu ve yakın takiple kontrol altına alınabildiğini belirten Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, nadir görülen bir enfeksiyon olması sebebiyle pandemi senaryolarının gerçeği yansıtmadığını yineledi.





