Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde insan ilişkileri görünürde artarken, gerçek yakınlık giderek zayıflıyor. Uzmanlara göre sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ üzerinden kurulan tek taraflı bağlar, güvenli yapıları nedeniyle tercih edilse de uzun vadede yalnızlık ve duygusal boşluk riskini artırıyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan parasosyal ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Yalçın, bireyin karşılıklılık içermeyen bu bağlarda kendini güvende hissedebildiğini ancak gerçek ilişkilerin yerini tutmadığını vurguladı.
Tek taraflı ilişkiler neden daha cazip geliyor?
Dijital ortamda kurulan ilişkilerin sürekli ulaşılabilirlik hissi sunduğunu belirten Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, bu temasın çoğu zaman derinlikten uzak kaldığını ifade etti. Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi.
Bu bağlanma biçiminin psikolojide parasosyalleşme olarak tanımlandığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” ifadelerini kullandı.
Gerçek bağlar karşılıklılık gerektiriyor
Parasosyal ilişkilerin reddedilme riskini azalttığını söyleyen Yalçın, bu durumun kişiye zahmetsiz bir yakınlık hissi sunduğunu belirtti. “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” diyen Yalçın, bunun kalıcı bir bağ anlamına gelmediğine dikkat çekti.
İnsan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle geliştiğini vurgulayan Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini söyledi. Bu unsurlar olmadığında bireyin ilişkide olduğunu hissetse bile derin bir bağ kuramadığını dile getirdi.
Konfor alanı daralıyor, yalnızlık derinleşiyor
Gerçek ilişkilerden uzun süre uzak kalmanın zihinsel ve duygusal durgunluğa yol açabildiğini belirten Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, sürecin günlük yaşama da yansıdığını söyledi.
“Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor.” diyen Yalçın, kişinin aynı anda hem bağlılık hem de yalnızlık hissi yaşayabildiğini ifade etti.
Yalçın, gerçek ilişkilerin zamanla yorucu ve riskli algılanmaya başladığını belirterek, izlemek ve mesafede kalmanın daha kolay hale geldiğini vurguladı. “Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.” dedi.
Duygular bastırıldığında beden devreye giriyor
İnsan bedeninin temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını ifade eden Yalçın, sinir sisteminin canlı ilişkisel uyaranlara ihtiyaç duyduğunu belirtti. “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi.
Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında psikosomatik belirtilerin artabildiğini vurgulayan Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor.” ifadelerini kullandı.
Yapay bağlar geçici, gerçek temas kalıcı
Yapay zekâ ile kurulan ilişkilerin yargılamayan ve her zaman ulaşılabilir yapısıyla cazip hale geldiğini söyleyen Yalçın, bunun geçici bir rahatlama sunduğunu belirtti.
İnsan sinir sisteminin yalnızca başka bir canlı sinir sistemiyle dengelenebildiğini vurgulayan Yalçın, “Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor.” dedi.
Yakın ilişki kurmanın romantik bir beklenti değil, temel bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Yalçın, “İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.




