Milyonlarca kişinin yaşadığı İstanbul’da "beklenen büyük deprem" tartışmaları sürerken, Prof. Dr. Osman Bektaş’tan dikkat çeken bir analiz geldi. Marmara Denizi’ndeki fayın mekaniğine dikkat çeken Bektaş, depremin büyüklüğü 6.2 ile 6.4 arasında kalsa dahi, özellikle Avrupa yakasındaki sahil şeridinde yer alan ilçelerin çok daha ağır bir tabloyla karşılaşabileceğini belirtti.
İstanbul’un deprem riskini Orta Marmara Sırtı üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Bektaş, bölgedeki jeolojik yapının kırılma potansiyelini mercek altına aldı. 2025 yılında Silivri açıklarında yaşanan sarsıntıyı hatırlatan Bektaş, doğudaki termal bariyerlerin kırılmanın yayılmasını durdurabileceğini savundu.
"Termal Bariyer Kırılmayı Durdurabilir"
Prof. Dr. Bektaş, Çınarcık Çukuru’nun jeolojik yapısına vurgu yaparak şunları söyledi:
"Orta Marmara Sırtı'ndaki ince ve kırılgan kabuk, sığ bir depremsellikle kırılabilir. Ancak doğudaki Çınarcık Çukuru’nun termal bariyeri, kırılmayı durdurma potansiyeline sahip; tıpkı 2025 Silivri depreminin Kumburgaz Çukurunda durması gibi."

Avcılar İçin "Basen Etkisi" Uyarısı
Bektaş’ın analizinde en kritik uyarı ise zemin yapısıyla ilgili oldu. Sarsıntının büyüklüğü (magnitüd) ile hissedilen şiddet arasındaki farka değinen bilim insanı, özellikle Avcılar hattına dikkat çekti.
Zeminin deprem dalgalarını büyütme özelliğine değinen Bektaş, "basen etkisi" kavramının altını çizdi:
-
Büyüklük vs. Şiddet: Deprem 6.4 büyüklüğünde olsa bile, zemin yapısı bu dalgaları büyüterek binalara 7 şiddetinde yansıtabilir.
-
Zemin Tepkisi: Bektaş, "Sarsıntı büyüklüğü değil, zeminin buna verdiği tepki yıkar" diyerek, kentsel dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarında zemin etütlerinin hayati önemde olduğunu hatırlattı.






