Ovacık’ta üretimin bereketi 11. kez paylaşıldı
Ovacık’ta üretimin bereketi 11. kez paylaşıldı
İçeriği Görüntüle

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği Yassıtepe Höyüğü kazılarında, yaklaşık 5 bin yıl öncesine ait planlı bir kent yaşamının izleri ortaya çıkarılıyor. Yeşilova Höyüğü’nün yanı başındaki yerleşimde surlar, tapınaklar, depolama alanları, üretim yerleri ve işlikler bulunurken, elde edilen buluntular Yassıtepe’nin geniş ticaret bağlantılarına sahip olduğunu gösteriyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ege Üniversitesi adına Doç. Dr. Zafer Derin başkanlığında sürdürülen kazılar, İzmir’in kentleşme ve ticaret tarihine ilişkin yeni veriler sunuyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, Yassıtepe’yi Troya’nın erken dönemleriyle çağdaş bir yerleşim olarak değerlendirerek, “İzmir’in bir Troya’sı diyebiliriz buraya. İzmir’in zenginliğinin başladığı noktadayız” dedi.

Planlı kent yaşamının izleri

22.09.2026 1D508C19  Yassıtepe kazıları, yaklaşık 5 bin yıl önce Bornova Ovası’nda gelişen planlı kent yaşamına ışık tutuyor.

Yassıtepe’de yaklaşık 5 bin yıl önce yalnızca küçük bir yerleşim değil, belirli bir plan doğrultusunda şekillenen bir kent düzeni oluşturulduğu görülüyor. Kentte tapınakların yanı sıra depo alanları, üretim yerleri ve işlikler bulunuyor. Yerleşimin çevresindeki surlar ise kentin sınırlarını belirliyordu.

Yassıtepe’nin Troya’nın en erken dönemleriyle çağdaş olduğunu belirten Derin, “O dönemde düzenli bir kent kuruluyor buraya. Tapınakları, depo alanları, üretim yerleri, işlikleriyle birlikte yelpaze şeklinde bir kent yerleşimi kuruyorlar. Dışında da sur var. Bu hemen hemen Troya’nın en eski dönemiyle çağdaştır. Yani İzmir’in bir Troya’sı diyebiliriz buraya” diye konuştu.

Üretim ve ticaret gelişti

Kazılarda ortaya çıkarılan çok sayıdaki büyük depolama küpü, tarımsal ürünlerin önemli miktarlarda saklandığını ortaya koyuyor. Bronz üretimine ve değerli çanak çömleklere ilişkin buluntular da yerleşimde gelişmiş bir üretim düzeninin bulunduğuna işaret ediyor.

Yassıtepe’nin ticari ilişkileri Bornova Ovası ile sınırlı kalmadı. İç Batı Anadolu’dan kıyı Ege’ye ve deniz aşırı bölgelere uzanan bağlantılar, yerleşimin geniş bir ticaret ağının içinde yer aldığını gösterdi.

Derin, Yassıtepe’deki ekonomik yaşama ilişkin, “Buradan başlayarak ticari hayat her tarafa yayılmış. Planlanmış bir kent. İçinde çok değerli tarım ürünleri var. Bronz var, metal üretiyorlar. Çok değerli çanak çömlekler yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

Üzümün farklı ürünleri üretildi

22.09.2026 8C9C89 Yassıtepe kazıları, yaklaşık 5 bin yıl önce Bornova Ovası’nda gelişen planlı kent yaşamına ışık tutuyor.

Yassıtepe’de bulunan kaplar ve organik kalıntılar, yaklaşık 5 bin yıl önce üzümün farklı biçimlerde değerlendirildiğini ortaya koyuyor. Kazılarda üzüm çekirdeklerinin yanı sıra kurutulmuş üzüm ve pekmez kalıntılarına ulaşıldı. Bazı sıvı kaplarının ise şarapla ilişkili olduğu değerlendiriliyor.

Üzümün yerleşimde farklı ürünlere dönüştürülerek ekonomik yaşamın bir parçası haline geldiğini belirten Derin, “Üzümün her türlü formunun burada kullanıldığını ve ticari hayata katıldığını görüyoruz. Bornova deyince aklımıza Bornova Misketi gelir. Belki de Bornova Misketi’nin doğduğu noktadayız” diye konuştu.

5 bin yıllık zeytin çekirdekleri bulundu

Yassıtepe kazıları, yaklaşık 5 bin yıl önce Bornova Ovası’nda gelişen planlı kent yaşamına ışık tutuyor.

2026 yılı kazılarında Yassıtepe’nin tarımsal geçmişine ilişkin yeni bir bulguya daha ulaşıldı. Yerleşimde yaklaşık 5 bin yıl öncesine tarihlenen zeytin çekirdekleri bulundu.

Daha önce üzüm ve incire ilişkin bulguların ortaya çıkarıldığı Yassıtepe’de zeytinin de tespit edilmesiyle, sonraki dönemlerde İzmir ve Ege ekonomisinin simgeleri haline gelecek üç ürün aynı tarihsel tabloda yer aldı.

Mikenlerle ticari bağlantılar

Yassıtepe’nin Ege dünyasıyla ilişkilerine yönelik önemli buluntulardan bazıları mezarlarda ortaya çıkarıldı. Kazılarda Miken kültürüyle ilişkilendirilen mezarlar bulundu.

Ölülerin yakılmadan büyük küpler içerisine yerleştirildiği mezarlarda çeşitli hediyelerin de bırakıldığı belirlendi. Mikenlerin Girit ve Rodos’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada ticaret yaptığını belirten Derin, Yassıtepe’deki mezarların ticari hareketlilikle bağlantılı olduğunu söyledi.

Derin, “Burada özellikle Miken mezarları bulduk. Bunların ticaret için gelen Mikenlilere ait olduğunu düşünüyoruz. Yanlarına zeytinyağı ya da şarap koydukları kaplar ve çok sayıda takı bırakmışlar” diye konuştu.

Bir mezardan iki silindir mühür

2026 kazılarında ortaya çıkarılan mezarlardan birinde iki silindir mühür bulundu. Buluntuların Yassıtepe’nin dönemin ticari ve sosyal yapısı içindeki konumuna ilişkin bilgiler sunduğu belirtildi.

Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, “İki tane silindir mühür de bırakmışlar. Bu da buraya verilen ticari ve yerleşik hayat anlamındaki değeri ortaya koyuyor” dedi.

Panter güç ve prestijin simgesiydi

Yassıtepe kazılarında, bugün nesli tükenmiş yırtıcı hayvanlardan Anadolu Parsı olarak adlandırılan pantere ait kalıntılar da bulundu. İzmir’deki panter izlerinin yaklaşık 8 bin yıl önce Yeşilova Höyüğü’ne kadar uzandığı belirtildi.

Derin’in değerlendirmesine göre Yeşilova’da kutsal kabul edilen ve kaplar üzerinde tasvir edilen panter, yaklaşık 5 bin yıl önce Yassıtepe’de farklı bir anlam kazandı. Yerleşimde panter avcılığı güç ve prestij göstergesine dönüştü.

Yassıtepe’de iki ya da üç pantere ait kalıntı bulduklarını belirten Derin, “Burada yaşayan bir bey de var, onu da anlıyoruz. Çünkü bey bu dönemde panter avlamaya başlamış. Güç için, zenginlik için…” diye konuştu.

Kazılarda ayı kalıntılarının da bulunduğunu aktaran Derin, bu tür hayvanların avlanmasının dönemin yöneticisinin gücünü gösterme biçimlerinden biri olabileceğini söyledi.

Kent yöneticisinin kabul salonu

Yassıtepe’de yapılan çalışmalarda, kenti yöneten kişinin konuklarını kabul ettiği düşünülen özel bir alan da tespit edildi. Bazı yapılarda yüzlerce kabın bulunması, yerleşimdeki sosyal ve törensel yaşam hakkında önemli ipuçları verdi.

“Kabul salonu” olarak değerlendirilen bölümde çok sayıda içecek kabının bulunması, alanın prestijli konukların ağırlandığı ve sosyal törenlerin düzenlendiği bir merkez olarak kullanılmış olabileceğini gösterdi.

Ölülerini küplerle gömdüler

Yassıtepe’de bulunan mezarlar, dönemin ölüm ve yeniden doğuş anlayışına ilişkin izler de taşıyor. Ölülerin büyük küplerin içerisine cenin pozisyonunda yerleştirildiği, mezarlara yiyecek ve içecek kaplarının bırakıldığı belirlendi.

Bazı küpler üzerinde hamile ana tanrıça kabartmalarının bulunduğunu anlatan Derin, bu uygulamayı dönemin yeniden doğuş inancıyla ilişkilendirdiklerini ifade etti.

Deprem kentin sonunu getirdi

Yassıtepe’de kurulan kent zaman içerisinde defalarca yıkılıp yeniden kuruldu. Ancak MÖ 2800 yıllarında meydana geldiği değerlendirilen büyük deprem, yerleşim için önemli bir kırılma noktası oldu.

Depremin izleri yapılarda bugün de görülebiliyor. Bazı duvarların yatay hareket nedeniyle “S” biçiminde deformasyona uğradığını belirten Derin, felaket sırasında insanların eşyalarını dahi alamadan yerleşimi terk etmiş olabileceğini anlattı.

Depremin İzmir’in binlerce yıllık değişmeyen gerçeklerinden biri olduğuna dikkat çeken Derin, “İzmir’in acı gerçeği buradaki yaşamın da sonu olmuş” diye konuştu.

“İzmir’in içinde bir Troya”

Yassıtepe’deki buluntular, yaklaşık 5 bin yıl önce Bornova Ovası’nda surlarla korunan, üretim ve ticaret faaliyetleri yürüten, ürünlerini depolayan ve uzak coğrafyalarla bağlantı kuran bir kent yaşamının bulunduğunu ortaya koyuyor.

Yassıtepe ve Yeşilova’nın birlikte önemli bir arkeoloji turizmi potansiyeli taşıdığına dikkat çeken Derin, “İzmir’in içinde bir Çatalhöyük, bir de Troya’yı sergilemek ve aynı zamanda bunlarla ilgili geniş bir turizm alanı haline getirmek son derece kolay ve mümkün” dedi.

Derin, Yassıtepe’nin İzmir tarihindeki yerini ise “İzmir’in bir Troya’sı diyebiliriz buraya” sözleriyle özetledi.

Kaynak: Basın Bülteni