Uzmanlara göre kanser artık yalnızca tedavi edilmeye çalışılan bir hastalık değil; doğru yöntemlerle kontrol altına alınabilen ve yönetilebilen bir sağlık sorunu haline geliyor. Kişiye özel tedaviler, bağışıklık sistemi temelli uygulamalar ve hedefe yönelik ilaçlar, hastalar için umut veren sonuçlar ortaya koyuyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, hem tedavideki en yeni gelişmeleri hem de kanser riskini azaltmaya yönelik etkili önlemleri paylaştı.

Prof. Dr. Ölmez, gelinen noktayı şu sözlerle özetledi:

“Kanser, günümüzde bilimsel gelişmeler sayesinde giderek sadece tedavi edilen değil, daha iyi kontrol edilebilen ve yönetilebilen bir hastalık haline gelmiştir. Her yeni yıl, kanserle yaşayan hastalar için daha fazla umut veren gelişmeleri tedavi protokolüne sokmaktadır. Tıbbi Onkolog gözüyle baktığımızda gelinen noktada; hastalığı değil hastayı merkeze alan anlayışla ilerlenmekte; erken tanı ve multidisipliner yaklaşımla, doğru zamanda, doğru merkezde ve doğru tedaviyle hastalar için çok büyük kazanımlar elde edilmektedir.”

Kişiye özel tedavi dönemi güçleniyor

Kanser tedavisinde geçmişte cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi temel yöntemler olarak öne çıkıyordu. Son 10–15 yılda ise tümör biyolojisinin daha ayrıntılı anlaşılmasıyla birlikte tedavi planları da değişti.

Prof. Dr. Ölmez bu dönüşümü şöyle anlatıyor:
“Artık her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine, hastanın tümörünün genetik ve moleküler özelliklerine göre, kişiye özel tedavi planları oluşturuyoruz. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırmakta hem de gereksiz yan etkileri azaltmaktadır.”

İmmünoterapi ile “uzun yaşam” hedefi

Bağışıklık sistemini devreye alan immünoterapi uygulamaları, son dönemin en dikkat çeken tedavi başlıkları arasında yer alıyor. Bu yöntemde doğrudan tümör yerine bağışıklık yanıtı güçlendiriliyor.

Prof. Dr. Ölmez, immünoterapinin etkisini şu sözlerle vurguluyor:

Sağanak vurdu, duvar dayanamadı!
Sağanak vurdu, duvar dayanamadı!
İçeriği Görüntüle

“Oyun değiştiren yaklaşım olarak adlandırabileceğimiz immünoterapi tedavileri; doğrudan kanser hücresini hedef almak yerine, bağışıklık sisteminin kanseri tanımasını ve yok etmesini sağlamaktadır. Akciğer kanseri, melanom, böbrek kanseri, mesane kanseri ve bazı meme kanseri alt tiplerinde; uzun süreli hastalık kontrolü hatta bazı hastalarda yıllarca süren tam yanıtlar elde edilebilmektedir. Bu durum, kanser tedavisinde ‘uzun yaşam’ kavramını gerçekçi bir hedef haline getirmiştir.”

Zor vakalarda hedefe yönelik ve akıllı ilaçlar

Bilimsel ilerlemeler, tedavi seçeneği sınırlı olan hastalar için de yeni kapılar açıyor. Hedefe yönelik tedaviler ve akıllı ilaç sistemleri, doğrudan kanser hücresini hedef alacak şekilde geliştiriliyor.

Prof. Dr. Ölmez bu tedavileri şöyle açıklıyor:

“Hedefe yönelik tedaviler; tüm vücudu etkilemek yerine, yalnızca kanser hücresindeki bozuk sinyal yollarını hedefliyor. Antikor-ilaç konjugatları yani ‘Akıllı ilaçlar’ ise; ilacı doğrudan kanser hücresine taşıyarak, sağlıklı dokuların olumsuz etkilenmesini önlüyor, etkinliği artırıp yan etkileri azaltmayı amaçlıyor. Bu tedaviler sayesinde, daha önce tedavi seçeneği sınırlı olan birçok hasta için yeni kapılar açılmış; meme, akciğer, mide ve jinekolojik kanserlerde sağkalım ve yaşam kalitesinde anlamlı artışlar sağlanmıştır.”

Bağışıklık sistemini doğrudan yönlendiren yeni yöntem

Hedefe yönelik bağışıklık tedavileri de son dönemin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Özellikle bispesifik antikorlar, iki farklı hedefe aynı anda bağlanarak etki gösteriyor.

Prof. Dr. Ölmez bu yöntemi şu sözlerle anlatıyor:

“Bu ilaçlar aynı anda iki farklı hedefe bağlanarak; bağışıklık hücrelerini doğrudan kanser hücresine yönlendirir, tümör ile bağışıklık sistemi arasındaki mesafeyi ortadan kaldırır, dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hastalarda dahi etkili yanıtlar sağlayabilir. Özellikle hematolojik kanserlerde ve seçilmiş solid (katı doku) tümörlerde yeni bir umut alanı oluşturmuştur.”

Kanser riskini azaltan 7 etkili önlem

Kanser vakalarının önemli bir bölümünün çevresel etkenler ve yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Ölmez, risk azaltıcı adımların önemine dikkat çekiyor:
“Bu risklerin azaltılması, kanser görülme sıklığında belirgin düşüş sağlayabilir.”

Uzmanın sıraladığı önlemler şöyle:

  • Alkol, elektronik sigara, tütün ve tütün mamülleri kullanımından kaçının
  • Hava kirliliği, sigara dumanı, toksik gazlar, tiner, boya çözücü vb maruz kalmayın
  • İnşaat ve sanayi ortamlarında koruyucu maske takın, çıplak elle temas etmeyin
  • Zararlı güneş ışınlarından korunun
  • İşlenmiş gıdalardan uzak durun, meyvelerin kabuğunu soyun, sebzelerdeki pestisitleri olabildiğince arındırın
  • Kimyasal maddelere (deterjanlar vb) çıplak elle temas etmeyin, kokusuna maruz kalmayın
  • Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku, stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın.

Muhabir: Dilan Aşar