Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ankara'nın başkent oluşunun 103. yılını kutlayan Kılıçdaroğlu, Manisa'daki maden faciasında hayatını kaybedenleri de andı.
Konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecinden gazetecilerin tutuklanmasına, belediye başkanlarının parti değiştirmesinden laiklik tartışmalarına kadar birçok konuya değindi.
"Halkın çözüm süreciyle ilgili olarak duyarlılığı var ama endişeleri de var"
Geçen hafta Şırnak'ı ziyaret ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, bölgede Terörsüz Türkiye sürecine destek bulunduğunu ancak halkın bazı endişeler taşıdığını söyledi.
Bölge halkının barış ve huzur istediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, CHP'nin sorunun çözümü için geçmişte de katkı sunduğunu, bugün de çaba gösterdiğini ifade etti. Türkiye'de ayrımcılığa ve teröre yer olmaması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Halkın çözüm süreciyle ilgili olarak duyarlılığı var ama endişeleri de var. ‘İnşallah bozulmaz' diyorlar. "İnşallah çözüm süreci başarıya ulaşır" diyorlar. Onlara şunu söyledim: Bu olayın bitmesi için Cumhuriyet Halk Partisi olarak ta öteden beri katkı verdik, mücadele ettik, adres gösterdik. Bu sorunun çözülmesi lazım. Sorunun çözülmesi için Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçmişte de katkı verdik, bugün de katkı veriyoruz. Bir an önce bu sorun çözülsün ve Türkiye huzura kavuşsun, bölge huzura kavuşsun. Bölgenin arzu ettiği en temel beklenti bu. Biz huzur içinde yaşamak istiyoruz. Birlikte yaşamak istiyoruz. Özgürce yaşamak istiyoruz. Aynı ülkenin vatandaşlarıyız. Birlikte olmalıyız. Birlikte mücadele etmeliyiz. Kıvançta ve tasada beraber olmalıyız. Dolayısıyla ayrımcılığa yer yok. Teröre de yer olmasın ve hep beraber bu ülkede birlikte huzur içinde yaşayalım. Biz bugün de gelecekte de bu ülkenin hayrı için bu ülkenin barışı için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kalbi Doğu'da, Güneydoğu'da atıyor"
Şırnak'ta karşılaştığı kız çocuğunun eğitim talebini gündeme getirdi
Şırnak ziyareti sırasında okula gitmek istediğini söyleyen bir kız çocuğuyla karşılaştığını anlatan Kılıçdaroğlu, çocuğun köy yollarının kötü olması nedeniyle yaşadığı sorunu dile getirdiğini aktardı.
Kız çocuğunun eğitim talebini Milli Eğitim Bakanlığına ve yolların yapımından sorumlu bakana iletmek istediğini belirten Kılıçdaroğlu, eğitim almak isteyen çocukların önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Ziyaretim sırasında dışarı çıktığımda, evden dışarı çıktığımda küçük bir kız çocuğu geldi. Biraz heyecanlanarak ‘Biz okula gitmek istiyoruz' dedi. ‘Ben okula gitmek istiyorum' dedi. ‘Okula gitmek istiyorum ama köy yolları çok kötü' dedi. ‘Bu köy yolları lütfen söyleyin. Ben okumak istiyorum' dedi. Bu kızın talebini hem Milli Eğitim Bakanlığına hem yolları yapacak olan bakana iletmek istiyorum. Nereden? Sizin huzurunuzda. O kızın talebi mutlaka ama mutlaka yerine gelmeli. O kız okumak istiyor, okumak istiyor. Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olmak istiyor. Okumak isteyen bir kız varsa elinden tutmak ve onun sorunlarını mutlaka çözmek gerekiyor"
"Ne olursa olsun hiçbir gazeteci tutuklanmamalı"
Medyanın toplumdaki saygınlığını büyük ölçüde kaybettiğini ve yanlış haberlerin kamuoyunun güvenini zedelediğini savunan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin tutuklanmasına ve ev hapsine alınmasına karşı çıktı.
Gazetecilerin tutuklanmasının demokrasiye zarar verdiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Ama ne olursa olsun hiçbir gazeteci tutuklanmamalı. Ev hapsi bunlar için geçerli olmamalı. Eğer gazeteci tutuklanıyorsa orada demokrasi yara alıyor demektir" dedi.
"Arına arına gideceğiz"
Siyasetin kirlilikten arındırılması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, CHP'nin halkın yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Şaibeli kişilerin partide yeri olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Arına arına gideceğiz. Türkiye'yi ve siyaseti kirlilikten arındıracağız. Hiç endişeniz olmasın. Kirli adamın, kirli adamın, şaibeli adamın CHP'de yeri yoktur, CHP'de yeri yoktur"
AK Parti'ye geçen belediye başkanlarını eleştirdi
CHP'den seçildikten sonra AK Parti'ye geçen belediye başkanlarına tepki gösteren Kılıçdaroğlu, söz konusu isimlerin parti değiştirme nedenlerini sorguladı. Bazı belediye başkanlarının haklarındaki olası hesap verme süreçlerinden kaçınmak amacıyla parti değiştirdiğini öne süren Kılıçdaroğlu, bu kişileri ahlak üzerinden eleştirdi.
Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
"Bir sefer bu belediye başkanlarının nasıl tayin edildiğini ya da atandığını ya da seçildiğini bilmiyorum. Ama yapay zekaya da bir hakaret etmek istemiyorum. Yapay zekaya iftira etme gibi bir hakkımız da yok zaten. Ama kardeşim, CHP'den seçiliyor bu kişi. Cumhuriyet Halk Partililerin oyunu alıyor bu kişi. Nasıl oluyor da birdenbire öbür tarafa transfer oluyor? İki şey oluyor. Bir, ya malı götürmüş, sığınacak bir yer arıyor. ‘Derhal buraya gel' diyorlar. ‘CHP'nin markasıyla durursam gene bana hesap soracaklar. En iyisi ben oraya gideyim. Hırsızlıkta sınır yok. Malı götürmede sınır yok. İstediğin kadar çağarsın, çırparsın. Bir de iktidar senin sırtını sıvazlar.' Öyle. Bu belediye başkanlarında bir ar damarı sorunu var arkadaşlar, ahlak sorunu var"
Fon iddiaları için araştırma çağrısı
Konuşmasında fon meselesine de değinen Kılıçdaroğlu, devlet bürokrasisi ile siyasetçilerin birlikte hareket ederek devleti ve vatandaşları zarara uğrattığını iddia etti. Konunun TBMM'de araştırılması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, araştırma önergesinin reddedilmesini eleştirdi.
Kılıçdaroğlu, iddiaların açıklığa kavuşturulması ve tüm işlemlerin kamuoyunun bilgisi dahilinde yürütülmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Her yerde bir şekliyle bu konuşuluyor. Ama devlet bürokrasisiyle siyasetçilerin el ele verip devleti, vatandaşı soydukları bir ortama ilk kez tanık oluyoruz. Onun için buna ‘devlet krizi' dedik. Devletin bürokratıyla hırsız siyasetçi yan yana gelince ikisi beraber çalıyorlar. İkisi beraber götürüyorlar. Mecliste araştıralım diyoruz, araştırma önergesi veriyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuyu araştırmayacak da neyi araştıracak. 600 milletvekili buna bakmayacak? Reddediyorlar. Olmaz, reddediyorsan ortağısın, kimse kusura bakmasın, reddediyorsan ortağısın. Her şey açık açık olmalı, milletin gözü önünde olmalı"
"Laikliğin güvencesi kadının başörtüsü değildir"
Kılıçdaroğlu, Azerbaycan'da başörtülü kadınların okula alınmaması konusuna da değinerek kadınların kıyafetleri nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin de geçmişte bu konuda ağır bir süreç yaşadığını belirten Kılıçdaroğlu, kadınların eğitim hakkına vurgu yaptı. Kadınların başı açık ya da kapalı olmasının üniversiteye erişimleri açısından bir engel oluşturmaması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, laikliğin temel güvencelerinin demokrasi, insan hakları ve inanç özgürlüğüne saygı olduğunu dile getirdi.
Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Azerbaycanlı kardeşlerim, bu acıyı biz yaşadık. Bu acının bitmesi lazım. Kadınların başı açık, başı kapalı diye ayrılması doğru değil. İsteyen başını açar, isteyen başını kapatır. Türkiye burada çok ağır bir sınavdan geçti. Bizim de burada sorumluluğumuz oldu. Bakın bu sorumluluğu üstlenen bir kişi olarak Azerbaycan'a sesleniyorum. Kadınları bırakın, özgür bırakın kadınları, istediği kıyafetini seçsin. Başörtülü bir kızın üniversiteye alınmaması ne demektir? Üniversiteye gitmeli, dünyayı görmeli, dünyayı öğrenmeli, bakmalı, çevreye bakmalı. Biz artık kadınların kılık kıyafeti üzerinden siyaset yapmayalım. Bunu, bu acıları yaşamış ve bu konuda sorumluluğu olan bir partinin genel başkanı olarak söylüyorum. Lütfen ayrışma yapmayın. Kadınların başımızın üstünde yeri vardır. Kadınlarla ilgili bırakın onlar üniversiteye gitsinler. Öğretmenleri olsun; başı açık, başı kapalı hiç önemli değil. Laikliğin güvencesi kadının başörtüsü değildir. Laikliğin güvencesi demokrasidir, demokrasi. Laikliğin güvencesi insan haklarıdır, insan hakları. Laikliğin güvencesi herkesin inancına saygı duymaktır. Herkesin inancına, herkesin yaşam tarzına saygı duymaktır. Hiç kimseyi inancından ötürü yargılayamayız. Kimin inançlı olup olmadığını sadece Yüce Yaradan bilir. Hiç kimsenin birisinin inancını ölçme hakkı ve yetkisi yoktur. Peygambere verilmeyen bir yetkiyi kimse kullanmamalı."





