Ancak soğuk havanın fizyolojik etkileri nedeniyle egzersiz öncesi ve sırasında dikkat edilmesi gereken önemli noktalar bulunuyor. Uzmanlar, uygun yoğunlukta yapılan fiziksel aktivitelerin hem bağışıklık sistemi hem de yağ yakımı üzerinde olumlu etkiler sağladığını vurguluyor.

Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kış aylarında düzenli egzersizin vücudun savunma mekanizmasını destekleyebileceğine dikkat çekerek, “Soğuk havada düzenli olarak yapılan orta şiddetli egzersizler, bağışıklık sistemini uyararak vücudun doğal savunmasını güçlendirirken, soğukla baş etme kapasitesini artırıyor ve enfeksiyonlara karşı direncin artmasına katkı sağlıyor” dedi.

Vücut ısıyı korumak için daha fazla enerji harcıyor

İnsan vücudunun ideal iç sıcaklığının 37°C olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Koylan, soğuk havalarda bu dengenin korunabilmesi için vücudun daha fazla enerji harcadığını belirtti. Vücudun bu dengeyi sağlamak için kullandığı doğal mekanizmaya dikkat çeken Koylan, “Soğuk havada bu sistem daha fazla çalışır ve vücut, sıcaklığını 37°C’de sabit tutmak için ekstra enerji harcar. Bu noktada ‘titremesiz termogenez’ adı verilen, vücudun üşümeden ısı üretebilmek için kalori yakmasını sağlayan mekanizma devreye girer. Kahverengi yağ dokusu bu süreçte aktif rol oynar ve artan enerji ihtiyacı metabolizmayı hızlandırarak özellikle egzersiz sırasında yağ yakımını belirgin şekilde yükseltir” ifadelerini kullandı.

Ofis çalışanlarına müjde: 5 dakikada ağrılardan kurtulun!
Ofis çalışanlarına müjde: 5 dakikada ağrılardan kurtulun!
İçeriği Görüntüle

Soğuk havanın kas ve eklemler üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Koylan, düşük sıcaklıklarda kan damarlarının daraldığını ve bunun kaslara giden kan akışını azalttığını söyledi. Bu durumun sakatlanma riskini artırdığına işaret eden Koylan, “Bu durum kaslar ve eklemlere giden kan akışını azaltır. Azalan kan dolaşımı, kas ve tendonların esnekliğini kaybetmesine, eklem sıvısının ise daha yoğun hale gelerek sertleşmesine neden olur. Bu fizyolojik değişimler kasların normalden daha fazla kasılıp sertleşmesine yol açtığı için özellikle egzersiz öncesinde yeterli ısınma yapılmadığında gerilme, kas spazmları ve yaralanma riski belirgin şekilde artar” dedi.

Doğru nefes teknikleri performansı artırıyor

Egzersiz sırasında uygulanan nefes tekniklerinin performans üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Koylan, kontrollü nefesin oksijen kullanımını artırdığını söyledi. Koylan, “Karın nefesi olarak da bilinen diyafram nefesi, akciğer kapasitesinin daha etkin kullanılmasını sağlar. Bu sayede vücuda alınan oksijen miktarı artar, hücrelere daha fazla oksijen taşınır ve kalp daha verimli çalışır. Ritmik nefes ve kutusal nefes gibi kontrollü teknikler ise parasempatik sinir sistemini aktive ederek kalp atış hızını yavaşlatır, kan basıncını düşürür ve zihinsel odaklanmayı artırır. Böylece egzersiz yapacak kişi hem fiziksel olarak daha dayanıklı hale gelir hem de zihinsel olarak sakinleşerek performansını artırır” ifadelerini kullandı.

Hastalık durumunda egzersiz kararı dikkatle verilmeli

Kış aylarında sık görülen hastalıklar sırasında egzersiz yapılıp yapılmaması konusunda da uyarılarda bulunan Prof. Dr. Koylan, “boyun üstü kuralı” olarak bilinen yaklaşıma dikkat çekti. Koylan, “Bu basit yaklaşım, özellikle kış aylarında görülen soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklarda egzersizin güvenli olup olmadığını ayırt etmeyi kolaylaştırır. Burun akıntısı, hafif boğaz ağrısı ve hapşırma gibi boynun üstünde kalan şikâyetlerde hafif egzersiz çoğu zaman güvenli kabul edilir. Ancak göğüs tıkanıklığı, derin öksürük, yaygın kas ağrıları ya da ateş gibi belirtiler söz konusuysa egzersizden uzak durmak, vücudun toparlanması ve iyileşme süreci açısından büyük önem taşır” dedi.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ