Meme kanserinin erken teşhisinde önemli bir yere sahip olan mamografi hakkında toplumda yaygın yanlış inanışlar bulunuyor. Radyasyon, çekim sırasında memenin sıkıştırılması ve ailede kanser öyküsünün bulunmaması gibi konulardaki endişeler, kadınların düzenli kontrollerini ertelemesine neden olabiliyor.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, mamografiyle ilgili doğru bilinen dört yanlışa dikkat çekerek tarama kararının kişinin yaşı ve riskleri değerlendirilerek verilmesi gerektiğini vurguladı.
Ailede meme kanseri yoksa taramaya gerek yok mu?

Meme kanseri hakkında yaygın yanlışlardan biri, ailede bu hastalığın görülmemesi durumunda mamografiye ihtiyaç olmadığı düşüncesi. Ancak Doç. Dr. Özgür Sarıca, yeni tanı alan meme kanseri vakalarının yüzde 80-85'inde aile öyküsü bulunmadığını belirtti.
Bu nedenle yalnızca aile geçmişine bakılarak tarama ihtiyacının değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade eden Sarıca, ailesinde meme kanseri bulunmayan kadınların da yaşlarına ve kişisel risklerine uygun aralıklarla mamografi çektirmesi gerektiğini söyledi.
Mamografideki radyasyon ne kadar riskli?
Mamografi çekiminde radyasyon kullanılması kadınlarda endişeye neden olan konuların başında geliyor. Ancak burada belirleyici unsur, alınan radyasyonun dozu.
Mamografi cihazlarının 1960'lı yılların sonlarından bu yana kullanıldığını belirten Sarıca, bu yöntemle alınan düşük doz radyasyonun güvenliği konusunda uzun yıllara dayanan bilgi birikimi bulunduğunu aktardı.
Bir akciğer röntgeninin biraz üzerinde radyasyon veren mamografinin, X ışınıyla çalışan görüntüleme yöntemleri arasında en düşük dozlu yöntemlerden biri olduğunu belirten Sarıca, tek bir mamografi çekiminde alınan radyasyon miktarının doğal kaynaklardan yıl boyunca alınan radyasyonun altında olduğunu ifade etti.
Meme sıkıştırma işlemi kansere neden olur mu?
Mamografi sırasında memeye uygulanan baskının zarar verdiği veya kansere yol açtığı düşüncesi de doğru bilinen yanlışlar arasında yer alıyor.
Çekim sırasında uygulanan basıncın kontrollü şekilde ayarlandığını belirten Sarıca, işlem esnasında kısa süreli rahatsızlık hissedilebileceğini ancak uygun şekilde yapılan sıkıştırmanın meme dokusuna zarar vermesinin beklenmediğini dile getirdi.
Sadece ultrasonla meme kanseri taraması yeterli mi?
Meme ultrasonunun mamografinin yerini tutabileceği düşüncesi de önemli yanılgılardan biri. Her iki görüntüleme yönteminin farklı özelliklere sahip olduğunu belirten Sarıca, ultrasonun tek başına meme kanseri taraması için yeterli olmadığını vurguladı.
Sarıca, yalnızca ultrasonla yapılan değerlendirmelerde her 4-5 meme kanserinden birinin teknik olarak gözden kaçabildiğine dikkat çekti. Ultrasonun tespit edemediği kanserlerin önemli bir bölümünün mamografiyle görüntülenebildiğini belirten Sarıca, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kısaca ultrason incelemesi tek başına yeterli değil, kanser tarama yöntemi olarak yıllık mamografi kullanmak önemli.”




