Unutkanlık günlük yaşamda sık karşılaşılan bir durum olsa da bazı durumlarda ciddi nörolojik süreçlerin habercisi olabilir. Uzmanlar, özellikle tekrar eden ve yaşam kalitesini etkileyen unutkanlıkların “yaşlılık” olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor.

Hastalık haritası değişti: Grip tırmanışta
Hastalık haritası değişti: Grip tırmanışta
İçeriği Görüntüle

Normal unutkanlık ile hastalığa bağlı unutkanlık arasındaki temel fark

Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, unutkanlığın insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu belirtiyor. Günlük hayatta anahtarın yerini unutmak, bir ismi anlık hatırlayamamak ya da bir odaya neden girildiğini kısa süreliğine unutmak gibi durumların çoğunlukla normal kabul edildiğini ifade ediyor.
Uzmanlara göre bu tür normal unutkanlıklarda bilgi tamamen kaybolmuyor, yalnızca erişim gecikiyor ve kişi bir süre sonra hatırlayabiliyor. Ancak hastalığa bağlı unutkanlıkta bilgi gerçekten kayboluyor. Kişi aynı soruları tekrar tekrar sorabiliyor, olayları yeniden yaşamış gibi anlatabiliyor ve bunun farkında olmayabiliyor. Bu fark, klinik açıdan en kritik ayrım olarak değerlendiriliyor.

Günlük yaşamı etkileyen unutkanlıklar alarm niteliği taşıyabilir

Unutkanlık günlük hayatı etkilemeye başladığında bunun artık basit bir durum olarak görülmemesi gerektiği vurgulanıyor. Tanıdık bir yerde yön bulamama, para hesaplarında karışıklık yaşama, yemek yaparken aşamaları unutma ve kelime bulmada belirgin zorlanma gibi belirtiler, uzmanlara göre ciddi bir uyarı işareti olabilir.

Bu belirtilerin özellikle tekrar etmesi ve giderek artması durumunda “yaşla ilgili doğal süreç” olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade ediliyor. Çünkü bu tablo, beynin bilişsel işlevlerinde bozulmanın erken bir göstergesi olabilir ve zaman kaybetmeden değerlendirme gerektirebilir.

Alzheimer hastalığında sinsi ve ilerleyici süreç

Alzheimer hastalığı genellikle yavaş ve sinsi bir şekilde başlıyor. Hastalığın erken döneminde en belirgin bulgular yeni bilgilerin öğrenilmesinde zorlanma, randevuların unutulması ve eşyaların alışılmadık yerlere konulması olarak ortaya çıkıyor.
İlerleyen süreçte yalnızca unutkanlık değil, yön bulma becerisinde bozulma, karar verme yetisinde zayıflama ve günlük yaşamı organize etmede ciddi güçlükler yaşanıyor. Bu durum, kişinin bağımsız yaşamını da giderek zorlaştıran bir sürece dönüşebiliyor.

Gençlerde unutkanlığın en sık nedenleri

Genç yaş grubunda görülen unutkanlıkların büyük bölümünün nörolojik hastalıklardan kaynaklanmadığı ifade ediliyor. Uyku eksikliği, yoğun stres, anksiyete, depresyon ve sürekli maruz kalınan dijital bilgi akışı dikkat sistemini olumsuz etkileyen başlıca nedenler arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre hafıza, dikkat mekanizması olmadan sağlıklı şekilde çalışamıyor. Stres altındaki beynin öğrenmeye değil hayatta kalmaya odaklandığı, bu nedenle bilgilerin yeterince kaydedilemediği belirtiliyor. Bu durum, kişide sık unutkanlık hissine yol açabiliyor.

Erken tanı süreci nasıl ilerliyor?

Unutkanlığın giderek artması, günlük yaşamı etkilemesi ya da çevrenin bunu fark etmesi durumunda erken değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanıyor. Erken tanının yalnızca hastalığı tespit etmek için değil, sürecin doğru yönetilmesi açısından da kritik olduğu belirtiliyor.
Tanı sürecinin tek bir testten oluşmadığı ifade ediliyor. Hastanın öyküsü, yakınlarının gözlemleri, bilişsel testler, kan tetkikleri ve beyin görüntülemeleri birlikte değerlendiriliyor. Gerektiğinde ileri biyobelirteç testleri de kullanılabiliyor. Ancak en önemli verinin çoğu zaman hastanın yaşam öyküsü olduğu vurgulanıyor.

Beyin sağlığında yaşam tarzı belirleyici rol oynuyor

Uzmanlar, beyin sağlığının korunmasında yaşam tarzının büyük önem taşıdığını belirtiyor. Düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sosyal etkileşim, yeni şeyler öğrenme, okuma ve üretmenin beynin sağlıklı kalmasını desteklediği ifade ediliyor.
Bunun yanında tansiyon, diyabet ve genel sağlık kontrollerinin de bilişsel fonksiyonlar açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Bu faktörlerin birlikte yönetilmesinin, uzun vadede hafıza fonksiyonlarını desteklediği belirtiliyor.

Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Bölümü uzmanları, unutkanlığın her zaman kalıcı bir hastalık anlamına gelmediğini belirtiyor. Depresyon, vitamin eksiklikleri ve uyku bozukluklarında unutkanlığın geri dönebileceği ifade ediliyor.
Ancak Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklarda tamamen geri dönüş mümkün olmuyor. Buna rağmen doğru tedavi ve takip ile hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılabileceği ve yaşam kalitesinin artırılabileceği vurgulanıyor.

Uzmanlara göre unutkanlık, yalnızca basit bir yaşlanma belirtisi olarak görülmemeli. Özellikle tekrar eden, ilerleyen ve günlük yaşamı etkileyen unutkanlıklar dikkatle ele alınmalı.

Bilginin kaybolduğu ve kişinin fark etmediği durumlar, beynin erken uyarı sinyalleri olarak kabul ediliyor. Erken değerlendirme ve doğru tanı süreci, hastalığın seyrini yönetmede ve yaşam kalitesini korumada kritik bir rol oynuyor.

Kaynak: Basın Bülteni