Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görülmemesi olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde menopoz yaşı ortalama 50–51 olarak kabul edilirken, Türkiye’de kadınlar genellikle 47–49 yaş aralığında menopoza giriyor. Uzmanlara göre bazı faktörler bu süreci birkaç yıl erkene çekebiliyor.
Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz yaşının en çok aile öyküsü ve genetik faktörlerden etkilendiğini belirterek, “Ayrıca, kanser öyküsü ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı cerrahi müdahaleler ile otoimmün hastalıklar da menopozun erken görülmesine neden olabiliyor. Bu etkenler menopozun değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor” diyor.
Bununla birlikte yaşam tarzına bağlı bazı faktörlerin önlenebilir olduğuna dikkat çeken Dr. Ali, “Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etkendir. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor” uyarısında bulunuyor.
Sigara alışkanlığı menopoz yaşını öne çekiyor
Sigara, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmesine yol açabiliyor. Bunun nedeni nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturması. 2018’de yayımlanan geniş bir meta-analiz, sigara içen kadınların menopoza ortalama 2 yıl daha erken girdiğini gösteriyor. Benzer şekilde Amerikan Üreme Tıbbı Derneği de sigaranın yumurta rezervini azalttığını vurguluyor.
Aşırı zayıflık riski artırabiliyor
Dr. Cavide Ali, yağ dokusunun yalnızca enerji deposu olmadığını, aynı zamanda östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku olduğunu belirterek şu bilgileri paylaşıyor:
“Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.”
Kronik stres hormon dengesini bozabiliyor
American Journal of Epidemiology dergisinde yayımlanan bir çalışma, yüksek algılanan stres düzeyinin menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Kronik stres durumunda vücut sürekli “alarm halinde” kalıyor ve stres hormonu kortizol yükselüyor. Bu durum, üreme hormonlarının düzenlendiği hipotalamo-hipofizer-ovaryan aksı etkileyebiliyor.
Dr. Cavide Ali, “Bu durum, hormon dengesini bozarak, yumurta rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun daha erken başlamasına zemin hazırlayabiliyor” diyor.
Uykusuzluk biyolojik saati etkiliyor
Düzenli ve kaliteli uyku, yumurtalık sağlığının korunmasında önemli bir faktör olarak görülüyor. Dr. Cavide Ali, vücudun hormon dengesini düzenleyen biyolojik saatin uyku bozukluğundan ciddi biçimde etkilendiğini belirterek şunları söylüyor:
“Özellikle gece salgılanan melatonin, üreme hormonlarının dengelenmesinde önemli rol oynuyor. Uykusuz kalındığında melatonin hormonu yeterince salgılanamadığı için hipotalamo-hipofizer-ovaryan aks üzerindeki düzenleyici etkisini ve yumurtalıklardaki güçlü antioksidan koruyucu rolünü tam olarak yerine getiremiyor; bu durum artmış oksidatif stres ve bozulmuş GnRH ritmi üzerinden folikül kaybını hızlandırarak menopoz sürecini öne çekebilecek bir zemin oluşturabiliyor. Ayrıca, kronik uykusuzlukta stres hormonu kortizol yükseliyor ve bu da yumurtalıkları yöneten hormonal sistemi baskılayabiliyor.”
2018 yılında yayımlanan bir çalışma, uzun süreli uyku sorunları yaşayan kadınlarda menopozun daha erken görülebileceğini bildirirken; 2023’te yayımlanan çok merkezli çalışmalar da düşük kaliteli uyku ile erken menopoz geçişi arasında anlamlı bir ilişki olduğunu vurguluyor.
Beslenme alışkanlıkları da etkili
Beslenme düzeni de menopoz yaşını etkileyebilen değiştirilebilir faktörler arasında yer alıyor. Dr. Cavide Ali şu bilgileri paylaşıyor:
“Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses’ Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor. Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.”
Endokrin bozucu kimyasallara dikkat
Plastiklerde bulunan bazı kimyasallar vücutta östrojen benzeri etki gösterebiliyor. Bu maddeler östrojen reseptörlerine bağlanarak fizyolojik geri bildirim mekanizmasını bozabiliyor. Bu yalancı östrojenik uyarı hipotalamo-hipofizer aksı baskılayıp folikül gelişimini düzensizleştirerek uzun vadede over rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun erkene kaymasına zemin hazırlayabiliyor.
Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism dergisinde yayımlanan bir çalışmada, kanda yüksek düzeyde çevresel toksinler bulunan kadınlarda menopozun daha erken görülebildiği ortaya kondu. Uzmanlar bu nedenle günlük hayatta plastik kullanımını azaltmayı, cam ürünleri tercih etmeyi ve kimyasal maruziyeti sınırlamayı öneriyor.
Uzmanlara göre aile öyküsü gibi değiştirilemeyen riskler kontrol edilemese de sigara kullanımı, stres yönetimi, uyku düzeni ve sağlıklı beslenme gibi yaşam tarzı faktörlerinde yapılacak değişiklikler menopoz sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayabiliyor.



