17 Mart 2026 sabahı İsrail kanadından gelen açıklama, Tahran ile Tel Aviv arasındaki savaşı yeni bir evreye taşıdı. Savunma Bakanı İsrail Katz, gece saatlerinde Tahran'da düzenlenen geniş çaplı hava operasyonunda, İran'ın güvenlik stratejilerini yöneten kilit isim Ali Laricani’nin öldürüldüğünü iddia etti.
Katz, yaptığı açıklamada Laricani'nin; Şubat ayında hayatını kaybeden dini lider Ali Hamaney'in ardından "axis of evil" (şer ekseni) olarak adlandırdığı grubun en üst düzey kayıplarından biri olduğunu savundu.
İran’dan 'el yazısı' ile yalanlama girişimi
İsrail’in iddiasının hemen ardından, Ali Laricani’nin resmi sosyal medya hesaplarından (X ve Telegram) el yazısıyla yazılmış bir not paylaşıldı. 17 Mart tarihli notta Laricani, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden İranlı denizcileri anıyor ve bir taziye mesajı veriyor.
Ancak bu paylaşım, Laricani'nin hayatta olduğuna dair kesin bir kanıt olarak kabul görmedi. Uluslararası gözlemciler ve istihbarat servisleri, bu tür mesajların daha önceden hazırlanmış olabileceği veya siber ekipler tarafından servis edilebileceği ihtimali üzerinde duruyor. Tahran yönetiminden henüz "yaşıyor" ya da "öldü" şeklinde resmi bir deklarasyon yayınlanmadı.
Ali Laricani kimdir ve neden hedefte?
9 Haziran 1958 doğumlu Ali Laricani, İran siyasetinin "Kennedy" ailesi olarak bilinen nüfuzlu bir hanedanın üyesidir. Kariyeri boyunca üç dönem boyunca İran İslami Şura Meclisi'ne başkanlık etti.
2005-2007 yılları arasında nükleer program görüşmelerinde Tahran’ın baş temsilcisiydi.
Ağustos 2025’te yeniden atandığı Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği görevinde, özellikle 2026 yılındaki savaş stratejilerini yöneten baş aktör haline geldi.
Bölgesel etkiler: Yeni bir kaos mu?
Eğer İsrail'in iddiası doğrulanırsa, 28 Şubat 2026'da Ali Hamaney'in öldürülmesiyle sarsılan İran devlet yapısı, en deneyimli stratejistini de kaybetmiş olacak. Laricani, hem devrimci muhafazakarlar hem de pragmatik kanat arasında köprü kurabilen nadir figürlerden biri olarak görülüyordu.
İran'ın bu iddiaya vereceği askeri yanıtın, Hürmüz Boğazı ve Lübnan cephesindeki çatışmaları daha da şiddetlendirmesinden endişe ediliyor.




