Parkinson hastalığı toplumda çoğunlukla el titremesi ve hareketlerde yavaşlamayla ilişkilendiriliyor. Ancak hastalık, motor belirtiler başlamadan yıllar önce farklı sinyaller verebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, erken dönemde görülebilen belirtilere dikkat çekerek erken tanı ve doğru yaşam tarzı planlamasının önemini anlattı.

Sonbaharda bağışıklığı güçlendirmenin 7 etkili yolu
Sonbaharda bağışıklığı güçlendirmenin 7 etkili yolu
İçeriği Görüntüle

İlk belirtiler hareket sorunlarından önce başlayabiliyor

Doç. Dr. H. Armağan Uysal-2

Parkinson hastalığında yalnızca dopamin üreten hücreler değil, koku alma, uyku ve sindirim sistemini yöneten sinir ağları da etkilenebiliyor. Bu nedenle hastalık henüz hareket bozukluklarıyla kendini göstermeden önce koku kaybı, uyku sırasında bağırma ve tekme atma gibi davranışlar ile uzun süreli kabızlık görülebiliyor.

Bu belirtilerin birbirinden bağımsız şikâyetler olarak değerlendirilebildiğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, şöyle konuştu:

“Örneğin yıllardır kokuları eskisi kadar iyi alamayan, uykusunda rüyalarını adeta yaşayan, bağıran, tekme atan veya uzun süredir kabızlık yaşayan birini düşünün. Bunlar ilk bakışta birbirinden tamamen bağımsız şikâyetler gibi görünebilir. Oysa bazı kişilerde bu belirtiler, Parkinson hastalığının motor bulgularından yıllar önce ortaya çıkabiliyor”

Uysal, REM uykusu davranış bozukluğunun da önemli bir belirti olabileceğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

“Normalde rüya görürken kaslarımız geçici olarak hareketsiz kalır. Ancak bu mekanizma bozulduğunda kişi rüyasında yumruk atabilir veya yataktan düşebilir”

İleri evrelerde farklı tedavi seçenekleri devreye giriyor

Parkinson hastalığı ilerledikçe ilaçların etki süresi kısalabiliyor. Gün içerisinde hareket güçlükleri ve istemsiz hareketler ortaya çıkabiliyor. Bu aşamada farklı etki mekanizmalarına sahip ilaçlar, sürekli ilaç veren infüzyon sistemleri ve uygun hastalarda derin beyin stimülasyonu uygulanabiliyor.

Beyin pili olarak da bilinen derin beyin stimülasyonunun hastalığı ortadan kaldırmadığını vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, tedavinin titreme ve hareketlerdeki yavaşlamayı önemli ölçüde azaltabildiğini belirtti.

Dans ve egzersiz bağımsız yaşamı destekliyor

Parkinson ile mücadelede fiziksel hareketliliğin ve sosyal yaşamın önemine dikkat çeken Uysal, özellikle dans ve ritmik hareketlerin beyin üzerindeki olumlu etkilerine değindi. Yeni danslar öğrenmenin, müzik aleti çalmanın ve ritme uygun hareket etmenin beynin farklı ağları arasında koordinasyon kurulmasına katkı sağlayabildiğini ifade etti.

Hasta yakınlarının yaklaşımının da tedavi sürecinde önemli olduğunu belirten Uysal, hastaların günlük işlerini mümkün olduğunca kendilerinin yapabilmesi gerektiğini söyledi.

Aşırı korumacı davranışların kişinin bağımsızlığını olumsuz etkileyebileceğini dile getiren Uysal, hasta yakınlarına şu çağrıda bulundu:

“Bir hastanın düğmesini iliklemesi beş dakika sürüyorsa ve bunu güvenli yapabiliyorsa, o beş dakikayı ona tanımalısınız. Mesele gömlek iliklemek değil; kişinin hayatı üzerindeki kontrolünü sürdürebilmesini sağlayabilmektir”

Kaynak: Basın Bülteni