Programda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçim sonuçları, dünya genelinde tırmanışa geçen aşırı sağ eğilimler, İsrail ve Ortadoğu’daki kritik dengeler, Avrupa Birliği’nin güvenlik ikilemi, Çin’in küresel üretim baskısı ve ambargo altındaki Küba’nın geleceği gibi kritik konular derinlemesine ele alındı.
Abd seçimleri ve Donald Trump'ın yenilgisi
Programın ilk bölümünde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçim atmosferini ve ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Gazeteci Mete Çubukçu, seçim sonuçlarının küresel çapta taşıdığı öneme dikkat çekti. Gazeteci Mete Çubukçu, dünyanın gözünün bu seçimlerde olmasının tesadüf olmadığını, uygulanan veya vaat edilen Amerikan politikalarının tüm ülkeleri doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediğini belirtti.
Donald Trump’ın sandıkta ağır bir yenilgi aldığını ifade eden Gazeteci Mete Çubukçu, Cumhuriyetçilerin neredeyse yüzyıldır kaybetmediği kimi eyaletlerde dahi Demokratların üstünlük kurduğunu vurguladı. Bu değişimin arkasında yatan sosyolojik gerçeklere değinen Gazeteci Mete Çubukçu, artık seçmen tercihlerinde etnik ya da dini kökenden ziyade adayların sunduğu ekonomik ve sosyal vaatlerin öne çıktığını söyledi. Barınma krizi, sağlık sistemi sorunları, okul ve güvenlik gibi temel başlıklarda kamucu politikalar geliştiren, kapı kapı dolaşarak halkın içine giren adayların başarıya ulaştığını kaydeden Gazeteci Mete Çubukçu, sadece kimlik siyaseti üzerinden oy devşirme döneminin geride kaldığına işaret etti.
Sunucu Prof. Dr. Bülent Ertuğrul ise Donald Trump’ın söylem bazında topluma refah vadettiğini ancak enflasyon, benzin fiyatları, sağlık ve konut gibi temel insani ihtiyaçlarda tam tersi bir tablo yaratarak büyük bir hayal kırıklığı ve yenilgiye zemin hazırladığını ifade etti.
Aşırı sağın yükselişi ve merkez siyasetin krizi
Programda Avrupa’da artan yabancı düşmanlığı ve aşırı sağ partilerin yükselişine dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, sol ve sosyal demokrat hareketlerin bu süreçte nasıl bir yol izlemesi gerektiğini gündeme getirdi.
Gazeteci Mete Çubukçu, aşırı sağın yükselişini merkez siyasetin çöküşüyle açıkladı. Soğuk Savaş sonrasındaki yaklaşık 40 yıllık görece refah döneminin merkez sağ ve merkez sol partilerde ciddi bir rehavete yol açtığını belirten Gazeteci Mete Çubukçu, geleneksel solun küreselleşme çarklarına uyum sağlayarak çalışan sınıflardan ve sosyal politikalardan kopmasının büyük bir boşluk yarattığını kaydetti. Bu boşluğu doldurmak isteyen aşırı sağ hareketlerin ise somut ve uygulanabilir bir ekonomik programa sahip olmadıklarını, yalnızca milliyetçilik, ırkçılık ve yabancı karşıtlığı gibi zayıf noktalara oynayarak popülist bir dalga yarattıklarını söyledi.
İtalya'da Giorgia Meloni örneğini veren Gazeteci Mete Çubukçu, aşırı sağ figürlerin iktidara geldiklerinde sermaye düzenine uyum sağladıklarını ve radikal söylemlerini terk ettiklerini hatırlattı. Almanya’daki seçim dinamiklerine de değinen Gazeteci Mete Çubukçu, AfD gibi aşırı sağ oluşumların çıkışına rağmen, yerel sorunlara dokunan, gençlerin dilini anlayan ve kamucu ilkeleri savunan sol çalışmaların hâlâ başarı şansı olduğunu dile getirdi.
İsrail siyasetinde radikalleşme ve Filistin meselesi
Ortadoğu coğrafyasına ve Filistin halkının mücadelesine dair saha tecrübesini aktaran Gazeteci Mete Çubukçu, 1990’ların başından itibaren bölgede tanık olduğu en sağcı ve uzlaşmaz atmosferin yaşandığını aktardı.
İsrail seçimlerinin artık sağ ile aşırı sağ arasında bir rekabete dönüştüğünü belirten Gazeteci Mete Çubukçu, siyasi atmosferde Gazze’nin ve oradaki insani krizin tamamen yok sayıldığını dile getirdi. Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin ve ilhak politikalarının sistematik biçimde derinleştirildiğini aktaran Gazeteci Mete Çubukçu, İsrail vatandaşı Arapların sandığa rekor katılım göstererek mecliste güçlü bir grup kurmalarına rağmen her türlü koalisyon denkleminin dışında tutulduklarını ifade etti. Günlük hayatta doktor, hemşire ya da şoför olarak hizmet veren Arap vatandaşların dahi ciddi bir ayrımcılık ve fiziksel şiddet tehdidiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Gazeteci Mete Çubukçu, Binyamin Netanyahu’nun meclis çoğunluğunu kaybetmesinin psikolojik bir kırılma yaratsa da asıl önemli gelişmenin Amerikan kamuoyunda ve Kongre'deki ilerici Demokratlar arasında İsrail’e verilen koşulsuz askeri yardımların açıkça sorgulanmaya başlanması olduğunu sözlerine ekledi.
Avrupa Birliği'nin güvenlik çıkmazı ve savunma harcamaları
Avrupa Birliği’nin çatırdadığına ve dağılma sürecine girdiğine dair tartışmaları değerlendiren Prof. Dr. Bülent Ertuğrul ve Gazeteci Mete Çubukçu, kıtanın yapısal krizlerini ele aldı.
Birlikten çıkma tartışmalarını değerlendiren Gazeteci Mete Çubukçu, Brexit sonrasında İngiltere’nin yaşadığı ekonomik pişmanlığın ortada olduğunu, hatta İskoçya’nın AB’de kalabilmek adına bağımsızlık taleplerini tırmandırdığını hatırlattı. Avrupa’nın asıl sorununun teknoloji, yapay zekâ ve otomotiv sektörlerinde yaşanan geri kalmışlık ile küresel çapta düşünce üretememe ataleti olduğunu vurguladı.
Ukrayna-Rusya savaşı sonrasında tırmanan silahlanma yarışına dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Ertuğrul ve Gazeteci Mete Çubukçu, Almanya’nın açıkladığı 100 milyar avroluk savunma bütçesi gibi devasa askeri harcamaların kaçınılmaz olarak kamu bütçelerinden karşılanacağını belirtti. Rusya korkusunun Polonya ve Baltık ülkeleri gibi sınır hattında somut bir karşılığı varken, güney Avrupa ülkelerinde aynı hassasiyetin bulunmadığına işaret eden Gazeteci Mete Çubukçu, savunmaya aktarılan kaynakların okullardan, hastanelerden, emeklilik fonlarından ve sağlık bütçelerinden kesileceğini, bunun da halk nezdinde büyük bir tepkiye yol açacağını söyledi. Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da sağlık ve sosyal yatırımların kısılmasının toplum sağlığı açısından telafisi zor yaralar açacağı uyarısında bulundu.
Çin'in üretim baskısı ve emek sömürüsü
Programın son bölümünde Çin Halk Cumhuriyeti’nin küresel piyasalardaki yükselişini değerlendiren sunucu Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, Pekin’in Avrupa ekonomisini ciddi biçimde zorladığını hatırlattı.
Gazeteci Mete Çubukçu, Çin’in özellikle elektrikli araçlar, nadir madenler ve fiber optik kablo gibi stratejik teknolojik üretim alanlarında Batı’ya karşı büyük bir üstünlük sağladığını belirtti. Avrupa’daki sendikal haklar ve refah standartlarına karşılık Çin’de ucuz iş gücü ve ağır çalışma koşullarının hâkim olduğunu söyleyen Gazeteci Mete Çubukçu, bizzat ziyaret ettiği fabrikalardan gözlemlerini aktardı. Ülkedeki üretim modelinin sosyalizmle hiçbir ilgisinin kalmadığını, tamamen vahşi kapitalist dinamiklerin komünist parti ambalajıyla uygulandığını kaydeden Gazeteci Mete Çubukçu, Batı sanayisinin bu aşırı üretim ve ucuz emek gücüyle baş etmekte zorlandığını kaydetti.
Ambargo altındaki Küba ve bağımsız gelecek umudu
Programın kapanışında Prof. Dr. Bülent Ertuğrul’un "Küba’nın umudu var mı?" sorusunu yanıtlayan Gazeteci Mete Çubukçu, Küba’nın 1959 yılından bu yana aralıksız şekilde ağır bir ekonomik ambargo ve dış baskı altında ezildiğini hatırlattı.
Büyük güçlerin dış müdahalelerle bölge halklarını yıprattığını ifade eden Gazeteci Mete Çubukçu, "Bırakın, Küba halkı kendi geleceğine bizzat kendisi karar versin" çağrısında bulundu.
Yayın sonunda değerlendirmelerini paylaşan sunucu Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, sağlıklı düşünebilmenin ilk şartının sağlıklı ve barış dolu bir dünyada yaşamak olduğunu ifade ederek çocuklara daha yaşanabilir bir gelecek bırakma temennisini dile getirdi. Gazeteci Mete Çubukçu ise dünyadaki tüm olumsuzluklara, çatışmalara ve krizlere rağmen hayata tutunmanın tek yolunun umudu ve hayalleri korumak olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.





