Prof. Dr. Tarhan, yaşam tarzı psikoterapisi ve Longevity (uzun ömür) kavramlarına dair değerlendirmelerde bulundu.
Yaşam tarzı psikoterapisi ile sağlıklı yaşam becerileri
Prof. Dr. Tarhan, günümüzde dünya genelinde yaşam tarzı eğitimlerinin önem kazandığını vurgulayarak, “Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor. Bu yöntem, hasta olmadan önce kişiye sağlıklı yaşama becerileri kazandırmayı amaçlıyor. Bu, aynı zamanda pozitif psikoterapinin de bir türü. Sağlıklı yaşamı desteklemek için duygusal zeka çalışmaları da yapılıyor. Buradaki amaç, sadece uzun yaşamak değil; sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmek.” dedi.
Uzun yaşamın temeli: maddi varlık, sağlık ve bilgelik
Sağlıklı yaşam için üç temel unsurun dengeli olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bu üç şeyi akıl tepsisine koyarak, dengeli bir şekilde yaşamak, uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi sağlar. Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır.” ifadelerini kullandı.
İnsanlık tarihinin değişen ortalama ömrü
Prof. Dr. Tarhan, tarihsel perspektife dikkat çekerek, “100 yıl kadar önce dünya genelinde ortalama ömür 40’lı yaşlardaydı. Günümüzde ise Türkiye'de bu süre kadınlarda ortalama 78, erkeklerde ise 74-76 yaş aralığına kadar yükseldi. Küresel ölçekte de benzer bir artış söz konusu. Yaşam süresi uzadıkça, daha önce nadir görülen sağlık sorunları da artmaya başladı. Geçmişte insanlar daha erken yaşta hayatını kaybettiği için Alzheimer gibi hastalıklar fazla ortaya çıkmıyordu. Ancak bugün insanlar 70 yaş ve üzerine çıktığında Alzheimer riski belirgin şekilde artıyor. Unutkanlık daha sık görülüyor. Eğer kişi sağlıklı bir yaşam tarzı benimsememişse, ömrü uzasa da pek çok hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Oysa yapılan araştırmalar, hastalıkların yüzde 60-70’inin doğrudan yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.” dedi.
Beden ve zihinsel farkındalık kritik
Sağlıklı yaşamın en temel adımlarından birinin beden farkındalığı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin kendi bedenini tanıması, fark etmesi gerekir. Beynimiz algılayan bir organ olduğu için beden farkındalığı çok önemli. Çünkü kişi bedeninin sinyallerini ne kadar iyi tanırsa, o kadar doğru kararlar verir.” dedi.
Zihinsel farkındalığın da bedensel farkındalık kadar önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bir olay yaşanıyor, bir ipucu alıyoruz ve buna alışkanlıkla, otomatik bir yanıt veriyoruz. Oysa bu tepkiler, zihinsel çarpıtmalar ya da çocuklukta öğrenilmiş yanlış kalıp yargılardan kaynaklanıyor olabilir. Kendini tanımak, hem bedensel hem zihinsel farkındalık açısından ilk adımdır. Buna öz bilinç deniyor. Kendinin farkına varmak, ardından öz yönetim başlıyor.” ifadelerini kullandı.
Sosyal hayat ve yalnızlık dengesi
Prof. Dr. Tarhan, insanın sosyal bir varlık olduğuna dikkat çekerek, “Elbette yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir. Tasavvufta da bu tür yalnızlıklar, kişinin kendini geliştirmesi için teşvik edilir. Ancak günümüzde sosyal hayatın içinde, ilişkilerini yöneterek gelişmek zorundadır. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için kişinin sosyal hayatın içinde ilişkilerini yönetebilmesi gerekir.” dedi.
Beslenme ve yaşam felsefesi
Prof. Dr. Tarhan, “Mavi bölgeler” olarak bilinen Japonya, İtalya ve Yunan adalarında yaşayan insanların uzun ve sağlıklı yaşadığını belirterek, “Yeme alışkanlıkları oldukça sade ve sağlıklı. Bitkisel temelli, sebze odaklı ve renkli tabaklar tercih ediliyor. Hayata bakışları haz odaklı değil, anlam odaklı. Örneğin yemek yerken doymadan kalkıyorlar.” dedi.
Meditasyon ve zihinsel rahatlama
Meditasyonun önemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Meditatif meditasyonun ilk aşaması, kişinin zihinsel olarak rahatlamasıdır. 20 dakikalık meditasyon, zihni günlük rutinden çıkarır ve yaratıcı süreç başlar. Fiziksel egzersiz ve uygun sesler ile birleştiğinde beş duyuyu harekete geçirir ve beynin tüm alanları aktive olur.” ifadelerini kullandı.
Mizah, pozitif etkileşim ve stresle baş etme
Stresle baş etmede mizahın önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Pozitif ruh halindeki kişiler güven verir, şaka kaldırır ve kendileriyle dalga geçebilirler. Böyle kişiler gerçekten daha uzun yaşıyorlar.” dedi.
Kadınların uzun yaşam avantajı
Prof. Dr. Tarhan, kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının ardında biyolojik ve psikolojik nedenler bulunduğunu belirterek, “Kadın beyninin duygulara ve şefkate odaklı çalışması, empati yeteneklerinin gelişmiş olması, uzun ve sağlıklı yaşam için avantaj sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Mutlu evlilik ve yol arkadaşı anlayışı
Araştırmaların evli bireylerin ortalama olarak daha uzun yaşadığını ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, mutlu evliliğin önemine dikkat çekerek, “Rekabetçi evliliklerde taraflar 1+1 gibi ayrı varlıklar olarak kalır. Ama ortak amaçta hareket eden kişilerse 11 kişi gibi oluyor. Geleneksel kültürde eşler, ‘Refik’ ve ‘Refika’ yani yol arkadaşı olarak tanımlanır. Bu anlayışta çiftler birlikte güçlenir.” dedi.




