Doğu Karadeniz'de son yıllarda artış gösteren sarsıntılar, bölgenin deprem gerçeğini bir kez daha gündeme taşıdı. 27 Ocak 2026'da Trabzon Ortahisar'da meydana gelen 3,8 büyüklüğündeki depremin ardından konuşan Prof. Dr. Osman Bektaş, bölge halkı ve yerel yönetimler için ezber bozan açıklamalarda bulundu. Bektaş'a göre, Kandilli verileri Karadeniz Fayı'nın sanılanın aksine "uyumadığını" ve her geçen yıl daha büyük sarsıntılarla enerji biriktirdiğini kanıtlıyor.
Yıl Yıl Büyüyen Tehlike: Mikro Deprem Kümeleri
Prof. Dr. Osman Bektaş, 2023 yılından bu yana Trabzon-Rize hattındaki sismik hareketliliği şu kronolojiyle özetledi:
-
2023: Trabzon-Rize açıklarında ilk mikro deprem kümesi gelişti.
-
2024: 4,8 büyüklüğündeki Rize-Çamlıhemşin depremi ve ardından gelen Arhavi heyelanı yaşandı.
-
2025: Trabzon açıklarındaki 3,2 ve 3,5'lik depremler kümeyi genişletti.
-
2026: Ocak ayında yaşanan 3,8'lik Ortahisar depremi, tehlikenin büyüdüğünü tescilledi.

"Gerçeklerle Yüzleşme Vakti"
Bektaş, sarsıntıların küçük olmasının hafife alınmaması gerektiğini belirterek, "Sarsıntı küçük olsa da verdiği mesaj hayati. Artık deprem olmaz devri kapandı" dedi. AFAD verilerine göre bölgenin $M = 6,6$ büyüklüğünde bir depreme hazırlıklı olması gerektiğini hatırlatan Bektaş, sahil kesimindeki kumsal ve dolgu alanlarda bu yıkıcı etkinin daha da büyüyebileceğinin altını çizdi.
Dolgu ve Heyelan Alanları Mercek Altında
Trabzon ve Rize sahil şeridindeki yerleşim stratejisini eleştiren yer bilimci; dolgu zeminlerin, gevşek alüvyon tabakaların ve heyelanlı yamaçların orta ölçekli depremleri bile felakete dönüştürebileceğini savundu. Kabuğun yüksek gerilim altında olduğunu belirten Bektaş, bilimsel planlamanın bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ifade etti.





