Tarhan, süreç odaklı düşünmenin, doğru strateji geliştirmenin ve stres yönetiminin başarıda belirleyici olduğuna dikkat çekti.

“Sınav hayatın sonu değil”

Tarhan, sınavın bir amaç değil araç olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Sınav hayatın sonu değil. Sınav bir amaç değil araçtır. Hayatta her zaman alternatif yollar ve yeni fırsatlar vardır.”

Adayların sonuç yerine sürece odaklanması gerektiğini belirten Tarhan, kontrol edilebilen alanlara dikkat çekti:

“Sınav yaklaşırken sonuç odaklı değil süreç odaklı düşünme öğretilmelidir. Sonuç odaklı düşünmek, ‘Geçti mi, kaldı mı? Kazandı mı, kazanamadı mı?’ gibi not ve başarıya kilitlenmektir. Ancak bu tür bir yaklaşım kişinin stresini artırır. Çünkü sonuç ve not, kişinin doğrudan kontrol edemeyeceği şeylerdir. Bunun yerine süreç odaklı düşünmek gerekir. ‘Kaç saat çalıştım, ne kadar soru çözdüm?’ gibi kontrol edebileceği alanlara odaklanmalıdır. Bu aslında kaynak yönetimi mantığıdır. Kişi elinden gelen gayreti gösterir sonucu ise kabullenmeyi öğrenir. Diğer önemli bir nokta da gençlere geçmiş başarılarını hatırlatmak gerekir. Örneğin daha önce deneme sınavında elde ettiği başarıları göstererek ‘Bak, daha önce başardın, demek ki yine başarabilirsin.’ mesajı verilmelidir. Bu da özgüven ve motivasyonu güçlendirir.”

“Kaygı düşman değil, yönetilmesi gereken bir araçtır”

Sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak görülmemesi gerektiğini belirten Tarhan, ölçülü stresin performansı artırdığını söyledi:

“Kaygı beyni çalıştırır” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Ölçülü stres, dikkati ve öğrenme gücünü artırır ve motivasyonumuzu olumlu yönde etkiler. Sıfır stres, yani gamsızlık kişiyi kayba ve yok olmaya götürür. Stresi düşman gibi görmemek gerekir. Stres konusu olduğunda stresi yenmek demek yerine ‘stres yönetimi’ ifadesi kullanılmalıdır. Stres yenilecek bir şey değil, faydalanılacak bir şeydir. Siz onu yönetirseniz o stres sizi amacınıza götürür. Yönetemezseniz sizi yıkıma götürür.”

“Zor soruyla inatlaşmak zihinsel yorgunluk yapar”

Sınav anında zaman yönetiminin önemine dikkat çeken Tarhan, adaylara şu uyarıda bulundu:

“Takıldığınız veya zorlandığınız bir soru üzerinde çok fazla vakit kaybetmek, enerjinizi tüketir. Zor bir soruyla inatlaşmak zihinsel yorgunluğa sebep olur.”

Ayrıca büyük hedef baskısının kaygıyı artırabileceğini belirtti:

“Bu gibi sınavlarda çok büyük hedefler koymak, mesela 10 bine girme hedefi de sonuç odaklı düşünceden kaynaklanır. ‘İlk 10 bine gireceğim’ baskısı, sonuç odaklı düşüncedir. Genç burada ‘İlk 10 bine giremezsem ne olacak?’ demeye başlıyor. ‘Ben elimden gelenin en iyisini yapacağım, benim görevim bu ama kaç bine girerim onu bilemem. İnşallah 10 bine girerim ya da 50 bine girerim’ gibi bir hedef koyabilir kendine… Ama sabahtan akşama kadar sürekli sonucu düşünürse o öğrenci sınavda panik yapıyor. Burada gencin deneme sınavındaki başarılarına bakması gerekiyor. Geçmişteki başarılı deneme sınavlarını düşünün başarılı olmamam için hiçbir sebep yok’ şeklinde düşünürse kaygısı azalır.”

“Stresi doğru yönetmek önemli”

Tarhan, sınav kaygısının fiziksel ve duygusal belirtilerine de değindi:

“Karın ağrısı, mide bulantısı, terleme gibi fiziksel belirtiler oluşabilir. Uykular kaçar, iştah kaçar aşırı yeme olur, mutsuzluk olur, tırnak yeme olur. Tartışmalar olur, ses tonu yükselir. Sınav kaygısında hem fizyolojik belirtiler olur hem de duygusal belirtiler olur. Bunların az miktarda olmasında bir şey yok. Önemli olan stresi nasıl yönetmesi gerektiğini bilmektir. Stresi yönetmek bisiklet kullanmaya benzer. Denge olmalıdır, yerinde yavaşlayıp hızlanacaksın bu da hedefe götürür ve kolaylaştırır.”

“Anne ve baba desteği kaygıyı azaltır”

Ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Tarhan, ebeveyn desteğinin etkisini şöyle anlattı:

Kampüste renkli ziyaret: Bir günlüğüne üniversiteli oldular
Kampüste renkli ziyaret: Bir günlüğüne üniversiteli oldular
İçeriği Görüntüle

“Anne ve baba, kaygısı yüksek olan çocuğa yanında olduklarını hissettirmeli. ‘Sen elinden geleni yaptın, çalıştın. Artık elinden geleni yaptıktan sonra sonuç ne olursa onu kabul edeceğiz’ tarzında desteklemek gerekir. Eğer anne ve babaların öyle bir düşünce tarzları varsa çocuk da bunu referans yapar ve rahatlar. Kaygılı anne babaların çocuklarında kaygı daha çok ortaya çıkıyor.”

“3 adımda nefes egzersizi”

Sınav anında kaygıyı azaltmak için nefes egzersizi öneren Tarhan, yöntemi şöyle anlattı:

“Sınavda şunu yapabilirler: 3 adımdan oluşuyor. 1-2 deyip derin nefes alacaklar, 3-4 diyecek kadar tutacaklar, 5-6-7-8 diye sayarak nefesi yavaş yavaş verecekler. Bunu yaparken vücutlarını gevşetsinler. Gözlerini kapatsınlar. Bunu 5-6 defa yapsınlar. Bunu yaparken çok sevdikleri ve rahatladıkları bir ortamı hayal etsinler”

“Sınav bir son değil, süreçtir”

Tarhan, öğrencilerin kontrol edemedikleri sonuçlara değil, kontrol edebilecekleri sürece odaklanması gerektiğini vurguladı:

“Sınav hayatın sonu değil. Sınav bir amaç değil araçtır. Hayatta her zaman alternatif yollar ve yeni fırsatlar vardır.”

Son olarak sınav sisteminin de kaygıyı artırabildiğini belirten Tarhan, öğrencilerin kontrol–kontrolsüzlük ayrımını iyi yapması gerektiğini söyledi.

Kaynak: Basın Bülteni