Psikozun, kişinin gerçeklik algısını bozarak düşünce, muhakeme ve davranışları etkileyen ciddi bir ruhsal sorun olduğu belirtildi. Uzmanlar, şizofreni ve benzeri birçok hastalığı kapsayan bu geniş tanımın özellikle genç yaşlarda ortaya çıkabildiğine dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, psikozun belirtileri, nedenleri, risk faktörleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Psikoz, kişiyi gerçeklikten koparıyor

Uluğ Çağrı Beyaz, psikozu kişinin gerçeklerden ve dış dünyadan kopmasına neden olan, düşünce, muhakeme, konuşma ve davranışlarda ciddi bozulmalarla seyreden bir hastalıklar grubu olarak tanımladı.

Psikozun geniş bir kavram olduğunu vurgulayan Beyaz, şu ifadeleri kullandı:

“Psikozun, kişiyi gerçeklerden, dış dünyadan koparan, düşünce, muhakeme, konuşma ve davranış problemlerinin görülebildiği hastalıklar grubuna verilen isim olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ‘Kişinin, düşünceleri, dünyayı ve gerçekleri algılayış biçimi, duyguları, davranışları bu hastalık sebebi ile etkilenir.’ dedi.”

Beyaz ayrıca psikozun yalnızca şizofreni ile sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Psikozun, oldukça geniş bir tanımlama olduğunu ve içerisinde birçok psikiyatrik hastalığı barındırdığını kaydeden Beyaz, ‘Sanrılı bozukluk, şizofreni, şizoaffektif bozukluk ve maddenin/ilacın yol açtığı psikoz bozukluğu, psikotik bozukluklar sınıfında yer alan bazı hastalıklardır. Psikotik bozuklukların her ne kadar önemli bir bölümünü şizofreni hastaları oluştursa da her psikotik bozukluk tanısı almış kişi şizofreni hastalığına sahiptir anlamına gelmez.’ şeklinde konuştu.”

Psikoza yol açan risk faktörleri

Psikozun nedenlerinin her zaman net olarak bilinemediğini belirten Beyaz, farklı biyolojik ve çevresel etkenlerin etkili olabileceğini ifade etti.

Üsküdar Üniversitesi bünyesindeki NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikoloğu Beyaz, risk faktörlerini şöyle sıraladı:

“Uyuşturucu bağımlılığı, uykusuzluk ve diğer çevresel faktörler gibi tetikleyicilerin de etkili olduğuna vurgu yapan Beyaz, şöyle devam etti:

‘Bunun yanında, belli başlı bazı durumlar farklı psikoz gelişimlerine yol açabilir. Doktorlar tam olarak neyin psikoza neden olduğunu henüz bilmiyor. Ancak bilinen bazı risk faktörleri var. İlki genetik; psikoz ilişkili genlere sahip olabilirsiniz, ancak bu her zaman psikoz geliştireceğiniz anlamına gelmez. Tetikleyici, bazı reçeteli ilaçlar ve alkol, esrar, LSD ve amfetamin gibi maddeler olabilir. Sevilen birinin ölümü, cinsel saldırı veya savaş psikoza yol açabilir. Travmanın türü ve meydana geldiği yaşınız da psikoz gelişiminde rol oynar. Travmatik beyin yaralanmaları, beyin tümörleri, felçler, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, demans ve HIV psikoza neden olabilir.’”

Psikoz genellikle sinsi ilerleyebiliyor

Beyaz, psikozun her zaman ani başlamadığını, bazı vakalarda yavaş ve fark edilmesi güç belirtilerle ilerleyebildiğini söyledi.

“Psikozun, tipik bir başlangıcı olmadığına işaret eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ‘Bazıları akut, oldukça alevli bir şekilde başlarken, bazıları daha sinsi ve hafif bir başlangıç ile kendilerini gösterebilirler.’ dedi.”

Uzman, erken dönemde görülebilecek bazı sinyallere de dikkat çekti:

“Genellikle yavaş yavaş gösterdikleri sosyal izolasyon, akademik başarıda düşüş, konuşma miktarında azalma, aktivitelere karşı ilgisizlik bu belirtiler arasında sayılabilir.”

Genç yaşlarda daha sık görülüyor

Psikozun çoğunlukla genç yaşlarda ortaya çıktığını belirten Beyaz, hastalığın başlangıç yaş aralığına ilişkin şunları aktardı:

“Her 100 insandan 1 ila 2’si hayatında bir kez psikoza girer. Bu hastalık ilk kez çoğunlukla 12 ve 29 yaşları arasında ortaya çıkar. Erkeklerle kadınlarda aynı oranda görülür.”

Tedavide erken müdahale kritik önem taşıyor

Uzmanlara göre psikozda erken tanı ve tedavi, hastalığın yol açabileceği olumsuz etkileri azaltmada büyük rol oynuyor.

Beyaz, tedavi süreciyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“İlk psikoz atağının ardından vakit kaybetmeden tedaviye başlanması gerektiğini söyleyen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, ‘Erken uygulanan tedavi, ilişkileri, gündelik yaşamda meydana gelecek olan olumsuz durumları engellemeye yardımcı olabilir.’ dedi.”

Tedavi seçeneklerine ilişkin ise şunları söyledi:

“Uzmanın tedavi olarak hangi yolu izleyeceği, kişinin durumuna göre belirlenir. Uzman hekim, semptomları aza indirmek için hap, sıvı ya da enjeksiyon halinde antipsikotik ilaçlar reçete edebilir. Bununla birlikte uyuşturucu madde ve alkol kullanımından kaçınılması uzmanın önerebileceği seçenekler arasındadır.”

Rüyada ağlamak ne demek?
Rüyada ağlamak ne demek?
İçeriği Görüntüle

İlaç ve terapi birlikte uygulanabiliyor

Psikoz tedavisinde hem ilaç hem de psikoterapi yöntemlerinin önemli olduğuna dikkat çekildi.

Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Psikoz durumunda gerçekleştirilen tedavi yöntemlerinden ilki ilaç tedavisi. Antipsikotik olarak adlandırılan ilaçlarla, hastalığın semptomlarını geçiren kişilerin rahatsızlığı kontrol altında tutulabilir. Bu ilaçlar halüsinasyonlar ve sanrıları aza indirmeye yardımcı olur, bireyin zihinlerini daha açık hale getirir. Bu ilaçlar, rahatsızlığın semptomlarına göre önerilir.

Diğer yöntem bilişsel davranışçı terapi. Hastanın düzenli olarak sağlık danışmanıyla iletişim halinde kalması gerekir. Bu durum kişinin düşünce yapısını ve hareketlerini değiştirme sürecine olumlu yansır. Bu tarz yaklaşım kişilerde kalıcı değişikliklere neden olabilir ve kişilerin, hastalığı daha iyi idare ettiği gözlemlenmiştir. Bu tedavi yönteminin ilaç tedavi yönteminde sonuç vermeyen pek çok psikoz belirtisinde faydalı olduğu da gözlemlenmiştir.”

Kaynak: Basın Bülteni