Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında İzmir, hayati bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Yaşar Üniversitesi ve Medicana International İzmir Hastanesi, rahim ağzı kanseriyle mücadelede toplumun bilinç düzeyini artırmak amacıyla güçlerini birleştirdi. Panelde paylaşılan veriler, hastalığın ciddiyetini ortaya koyarken, çözümün aslında modern tıbbın elinde olduğu mesajını verdi: Aşı ve erken tarama.
"Dünyadan Silebileceğimiz Tek Kanser Türü"
Panelde konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mustafa Melih Erkan, rahim ağzı kanserinin biyolojik olarak "yok edilebilir" bir düşman olduğunu belirtti. Türkiye'deki can kayıplarının önlenebileceğini vurgulayan Erkan:
"Dünyada her yıl 600 bin vaka görülüyor. Türkiye’de ise her yıl 2 bin 356 kadına teşhis konuluyor ve maalesef bin 280 kadınımızı bu sebeple kaybediyoruz. Oysa elimizde HPV aşısı gibi bir güç var. Avustralya 2035'te bu hastalığı tamamen bitirmeyi hedefliyor. Kadın ve erkeklere 9 yaşından itibaren yapılabilen bu aşı, bir insanın hayatını kurtarmak için atılan en somut adımdır."

Erken Teşhis: 20 Yıl Öncesinden Tespit Mümkün
Uzmanlar, rahim ağzı kanserleşme sürecinin uzun bir zaman dilimine (15-20 yıl) yayıldığını, bu durumun aslında tıp için büyük bir fırsat olduğunu ifade etti:
-
Smear ve HPV Testleri: Düzenli taramalar sayesinde hücresel değişimler kansere dönüşmeden yakalanabiliyor.
-
Küçük Müdahaleler: Kanserleşme tam başlamadan yapılan basit işlemler, ileride ihtiyaç duyulabilecek ağır cerrahileri ve hayati riskleri ortadan kaldırıyor.
"Toplumsal Tabular Kadınları Öldürüyor"
Hastalığın psikolojik ve sosyolojik boyutunu ele alan Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, toplumsal baskıların kadınların muayene masasına gitmesini engellediğini vurguladı:
"Toplumun yüzde 80’i hayatının bir noktasında HPV ile karşılaşıyor. Ancak kadınlar 'ne derler' korkusuyla rutin kontrollerini aksatıyor. Semptom vermeyen bu hastalık sessizce ilerliyor. Kadın doğum muayenelerini normalize etmek ve bu tabuyu yıkmak bir sağlık zorunluluğudur."





