Yalnızlık yeni lüks mü?
Yalnızlık yeni lüks mü?
İçeriği Görüntüle

Modern dünya bize "ne kadar çok seçenek, o kadar çok özgürlük" vaat ediyor. Ancak beyin, bu kadar veriyi işlemek üzere evrimleşmedi. Psikolog Barry Schwartz tarafından literatüre kazandırılan bu kavram, özgürlüğün simgesi olarak görülen seçenek çokluğunun, bireylerde zihinsel yük ve mutsuzluk yaratabildiğini ortaya koyuyor.

Seçenek çokluğu neden mutsuzluk yaratıyor?

Karar yorgunluğu

Her seçenek, beynin "karar verme" kasını biraz daha yorar. 50 çeşit peynir arasında seçim yapmak, günün sonunda önemli bir iş kararını verme enerjinizi çalabilir.

Fırsat maliyeti pişmanlığı

Bir şeyi seçtiğinizde, diğer tüm seçeneklere "hayır" demiş olursunuz. Seçenek sayısı arttıkça, "hayır" dediğiniz potansiyel güzelliklerin toplamı, seçtiğiniz şeyin mutluluğunu gölgeler.

Gerçekçi olmayan beklentiler

Sadece 2 seçenek varken birini seçtiğinizde sorumluluk "seçeneklerdedir". Ancak 200 seçenek varken yanlış seçim yaparsanız, suçlu doğrudan "sizsinizdir". Bu da büyük bir baskı yaratır.

Seçenek Çokluğu Neden Mutsuzluk Getirir Analiz Felcinden Kurtulma Yolları (3)

Analiz felcinden kurtulmanın yolları

"Tatmin edici" olun

Mükemmeliyetçi (Maximizer) olmayı bırakın. Sizin için "yeterince iyi" olan kriterleri belirleyin ve o kriteri karşılayan ilk şeyi seçip aramayı durdurun.

Zaman sınırı koyun

Basit kararlar (yemek siparişi, film seçimi) için kendinize 2 dakika süre tanıyın. Süre bittiğinde o anki en yakın seçeneği onaylayın.

Geri dönülemez kararlar verin

Bir şeyi seçtikten sonra diğerlerine bakmayı anında bırakın. "İade garantisi" veya "değişim hakkı" gibi durumlar, aslında zihnin o seçimle bağ kurmasını zorlaştırarak mutsuzluğu uzatır.

Seçenek Çokluğu Neden Mutsuzluk Getirir Analiz Felcinden Kurtulma Yolları (1)

Karar verme stratejisi: seç ve kurtul

Uzmanlara göre karar verme sürecinde mükemmeliyetçi yaklaşım, bireyi zihinsel olarak yoran ve süreci uzatan bir etki yaratıyor. Buna karşılık pratik yaklaşım, karar süresini kısaltarak memnuniyeti artırabiliyor.

Film seçiminde mükemmeliyetçi yaklaşımı benimseyen kişiler, uzun süre fragman izleyip farklı alternatifleri karşılaştırdıktan sonra çoğu zaman karar vermekte zorlanıyor ve sürecin sonunda yorgunluk yaşayabiliyor. Pratik yaklaşımı tercih edenler ise belirledikleri kısa bir listeden hızlıca seçim yaparak zaman ve enerji tasarrufu sağlıyor.

Alışverişte mükemmeliyetçi tutum, tüm mağazaların gezilmesi ve en ucuz ya da en iyi ürünün aranmasıyla kendini gösteriyor. Pratik yaklaşımda ise ihtiyaçları karşılayan, istenilen renk ve bedende ilk kaliteli ürünün tercih edilmesi öne çıkıyor.

Restoranlarda da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Menüyü defalarca inceleyen ve karar vermekte zorlanan kişiler, süreci uzatabiliyor. Pratik yaklaşımı benimseyenler ise garsona en çok tercih edilen yemeği sorarak hızlıca sipariş veriyor.

Uzmanlar, bu yöntemin günlük hayatta karar yorgunluğunu azalttığını ve bireylerin kendilerini daha rahat hissetmelerine katkı sağladığını belirtiyor.

Altın kural: "En iyisi" iyinin düşmanıdır.

Kaynak: Haber Merkezi