Yaz sıcaklarının artmasıyla birlikte klima kullanımı, migren hastaları için önemli bir tetikleyici haline geliyor. Uzmanlar, ani sıcaklık değişimleri ve düşük nem oranının baş ağrısı ataklarını artırabildiğini ifade ediyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, klima kullanımının etkilerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Dışarıdaki aşırı sıcaktan klimalı buz gibi bir odaya geçiş yapmak, hassas bir sinir sistemine sahip olan migren hastalarında koruyucu mekanizmaları çökerterek şiddetli baş ağrılarına zemin hazırlıyor.”
Ataklar daha uzun ve şiddetli olabilir
Klima kaynaklı migren ataklarının daha şiddetli ve daha uzun sürebileceğine dikkat çeken Şalçini, ortam koşullarının etkisini şöyle anlattı:
“Ancak ağrının şiddeti ve eşlik eden bazı konfor kayıpları açısından ayrışabiliyor. Soğuk hava akımına doğrudan maruz kalmak, baş ağrısının yanı sıra boyun ve omuz kaslarında ani kasılmalara (miyofasiyal ağrı) yol açtığı için hastalar ağrıyı çok daha yoğun ve yıpratıcı hissedebiliyor. Ayrıca kuru havanın etkisiyle sinüs kanallarının tıkanması veya kuruması, migren ağrısına sinüzit benzeri baskılayıcı bir yüz ağrısını da ekleyebiliyor. Bu ek kas ve sinüs yükü nedeniyle, klima kaynaklı ataklar bazen standart ağrı kesicilere daha dirençli olabiliyor ve hastanın normal atak süresini aşarak daha uzun süre yaşam kalitesini düşürebiliyor.”
En kritik eşik: 6-7 derecelik fark
Uzmanlara göre iç ve dış ortam arasındaki sıcaklık farkı migren riskini doğrudan etkiliyor. Şalçini, doğru klima kullanımını şöyle tarif etti:
“Migren hastalarının atakları önlemek için cihaz yönetimine azami dikkat göstermesi hayati önem taşıyor.”
“En kritik kuralın, iç mekan ile dış mekan arasındaki sıcaklık farkının 6-7 dereceden fazla olmaması ve oda sıcaklığının ideal olarak 22 ila 24 derece arasında sabit tutulması olduğunu vurgulayan Dr. Şalçini, “Klimanın kanatları, soğuk havayı doğrudan kişinin üzerine değil, tavana veya boş duvara üfleyecek şekilde ayarlanmalı. Nem seviyesinin aşırı düşmesini engellemek için ise ortamdaki bağıl nem oranının yüzde 40 ila 50 arasında kalmasına dikkat edilmeli. Ayrıca, dışarıdan eve gelindiğinde klima hemen en soğuk dereceye getirilmemeli, vücudun ısı değişimine uyum sağlaması için kademeli bir geçiş yapılmalı.” şeklinde konuştu.”
Doğrudan hava akımından kaçınılmalı
Klima kullanımında sadece sıcaklık değil, hava akımının yönü de önem taşıyor. Şalçini bu konuda şu uyarıyı yaptı:
“Fiziksel bir önlem olarak, klimaların önüne takılan ve hava akımının doğrudan kişiye gelmesini engelleyen şeffaf klima rüzgar yönlendirici aparatlar oldukça etkili bir çözüm sunuyor. Cihazsal çözümlerin yanı sıra, klima çalışırken odada bir bardak su bulundurmak veya hafifçe aralanmış bir pencereyle doğal hava sirkülasyonu sağlamak da havanın kalitesini korumaya yardımcı olur.”
Yaz aylarında su tüketimi kritik
Migrenin yalnızca klima ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzı faktörlerine de dikkat çekiyor.
Şalçini, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Genel bir yaşam tarzı yönetimi gerekiyor. Sıcak havalarda vücudun susuz kalması (dehidrasyon) en büyük migren düşmanı olduğundan, gün içinde klima altında oturulsa bile en az 2,5-3 litre su tüketilmesi şarttır. Klimalı alanlardan çıkarken doğrudan güneş ışığına maruz kalmamak adına mutlaka kaliteli bir güneş gözlüğü ve şapka kullanılmalı, ani ısı şoklarına karşı çantada hafif bir şal veya hırka bulundurulmalıdır. Son olarak, yaz aylarında değişen uyku düzeni ve parlak güneş ışığı da atağı tetikleyebileceğinden, uyku saatlerini sabit tutmak ve tetikleyici gıdalardan uzak durmak bu dönemi konforlu atlatmanın anahtarıdır.”




