Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emin Evren Özcan, öğrencilerle buluştuğu “Başarının Ritmi” söyleşisinde sınav kaygısıyla başa çıkmanın yollarını anlattı. Özcan; düzenli çalışma, sınav provası, spor, uyku ve nefes egzersizlerinin stres yönetimindeki önemine dikkat çekti.
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Ritim Bozuklukları Araştırma ve Uygulama Merkezi kurucusu ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emin Evren Özcan, İzmir’de 24 yıldır üniversite ve liseye hazırlık alanında faaliyet gösteren MAKSİMUM VİP Akademi’nin düzenlediği “Başarının Ritmi” söyleşisinde öğrencilerle bir araya geldi.
Uluslararası Aritmi Derneği JEDI Komitesi Başkanı da olan Prof. Dr. Özcan, sınavlara hazırlanan öğrencilerle heyecan ve stres sırasında vücutta salgılanan hormonların kalp ritmi üzerindeki etkilerini paylaştı. Sınav kaygısının yönetilmesine ve stres anında nabzın kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilecek yöntemleri uygulamalı olarak aktardı.
Sınava kolay sorularla başlamak kaygıyı azaltabilir
Sınav sırasında yaşanan ilk heyecanın yönetilmesinde sınava başlama biçiminin önemine değinen Özcan, öğrencilerin öncelikle daha kolay veya kendilerini daha başarılı hissettikleri bölümlerden başlamasının faydalı olabileceğini söyledi.
Özcan, kolay sorularla başlamanın ilk andaki yüksek kaygının aşılmasına yardımcı olabileceğini belirterek şöyle konuştu:
"Sınavın türü ne olursa olsun, sınavı çok fazla tekrar ederseniz —ki aslında heyecanlandığınız her şey için geçerli— bu rutine biner. Rutine binen her şey insanı rahatlatır. Stresi yönetemeyen bazı kişiler için kolay veya daha iyi oldukları bölümlerden başlamak yararlı olabilir. Zor sorularla başlayıp paniklemek yerine, kolaydan başlamak sınavın ilk anındaki en yüksek anksiyeteyi atlatmaya yardımcı olur. Ancak bu stili oluşturmanın bir numaralı kuralı: Çok iyi hazırlanmak, düzgün ve düzenli çalışmak, çok fazla sınav provası yapmaktır”
Stresi azaltmak için 4-7-8 kuralı
Sınav sırasında yaşanan stresin azaltılmasına yönelik “4-7-8” tekniğine de değinen Prof. Dr. Özcan, yöntemin vücuttaki sempatik ve parasempatik sistem arasındaki dengeyle ilişkili olduğunu ifade etti.
Özcan, stres sırasında kalp atışının hızlanması, terleme ve dikkat dağınıklığı gibi durumların ortaya çıkabileceğini belirterek 4-7-8 tekniğinin nasıl uygulanacağını şöyle anlattı:
"Sınav sırasında veya işi ilk kez yaparken stresi aşamıyorsanız, 4-7-8 kuralını uygulayabilirsiniz. Bunun temeli vücudu yöneten sempatik ve parasempatik sisteme dayanıyor. Parasempatik sistem vücudu rölantiye alıp sakinleştirirken; sempatik sistem heyecan sonucunda çıkan hormonlarla kalbin ve vücudun hızlı çalışmasına neden olur. Stres anında bu denge bozulursa kalp hızlı çarpar, terleme ve dikkat dağınıklığı başlar; bu da panik atağa ve başarısızlığa yol açar.
4-7-8 kuralı ise şudur: Gözünüzü kapatıyorsunuz. 4 saniye burnunuzdan derin bir nefes alıyorsunuz, 7 saniye içinizde tutuyorsunuz, sonra ağzınızdan yavaşça 8 saniye boyunca o nefesi veriyorsunuz. Derin nefes aldığınızda akciğerleriniz genişler ve parasempatik sinir lifleri gerildiği için sempatik sistemi baskılayıcı bir yanıt verirsiniz. Bu uygulama sizi dış ortamdan ve çevredeki baskıdan soyutlayarak rahatlatır."
Sınav hazırlığında spor ve uyku da önemli
Yoğun sınav hazırlığı sırasında yalnızca ders çalışmanın yeterli olmadığını belirten Özcan, fiziksel kondisyonun korunmasının mental performans açısından da önemli olduğunu söyledi.
Çalışma sırasında yorgunluğu azaltmak için doğru ve verimli çalışılması gerektiğini ifade eden Özcan, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.
"Çalışırken yorgunluğu minimalize etmek için birincisi doğru çalışmak gerekir. Çok çalışıp hiçbir şey elde edememek en büyük yorgunluk nedenidir. İkincisi ise fiziksel kondisyonu kaybetmektir. Sadece oturarak çalışıp spor yapmazsanız vücudun performansı düşer ve bu mental performansınıza da yansır. Yoğun sınav hazırlık evrelerinde en önemli şey spora devam edebilmektir. Düzenli egzersiz yapmak sempatik-parasempatik sistemi aktif tutarak heyecana bağlı stresi dengeler. Etkili çalışmak, boşa enerji harcamamak, uykuyu almak, dengeli beslenmek ve sporu bir hobi olarak sürece dâhil etmek mental ve fiziksel yorgunluğu önler” diye konuştu.
Prof. Dr. Özcan: Başarıda deneyim önemli
Söyleşide başarıya giden yolda hedef belirlemenin, doğru meslek seçiminin, düzenli çalışmanın ve tekrar yaparak deneyim kazanmanın önemine de değinen Özcan, kendi eğitim hayatından örnek verdi.
Özcan, başarının yalnızca hedef koymakla değil, bu hedef doğrultusunda çalışmak ve pes etmemekle mümkün olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Sizin gittiğiniz yol ve hedef ne kadar yüksekse o kadar başarılı olursunuz. Doğru mesleği seçmek, eğitimini almak ve erbabı olmak ilk aşamadır. Pes etmeyip daha çok çalışmak gerekir. Ben ilk TUS sınavımı kazanamadım, çok düşük puan aldım çünkü hiç çalışmamıştım. İkinci TUS'ta ise günde 12 saat çalışarak çok iyi bir derece yaptım. İlk ameliyatlarımda 'Yapabilecek miyim?' diye düşünüyordum ama bir şeyi defalarca yaptığında beyinde bir aydınlanma oluyor ve akıcı bir işlem hızı kazanıyorsun”
“Eğitim boşa gidebilir”
Prof. Dr. Özcan, söyleşinin son bölümünde eğitim kadar vicdan ve sorumluluk duygusunun da önemli olduğuna vurgu yaptı. Yapay zekânın çalışma hayatındaki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özcan, özellikle sorumluluklarını ihmal eden kişilerin gelecekte yapay zekâ karşısında dezavantaj yaşayabileceğini dile getirdi.
Özcan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Öte yandan, sorumluluklarını ihmal eden, hastasıyla ilgilenmek yerine ekrana veya sosyal medyaya odaklanan, 'saatim bitti' deyip giden anlayışlar çoğaldıkça, yapay zeka bu insanların yerini alacaktır. Yapay zeka vicdanı olmasa bile sorumluluk sahibi olduğu için işini iyi yapmayan hekimlerin yerini alabilir. Eğer okuyup da vicdanınızı ve sorumluluk duygunuzu kaybederseniz, o eğitim boşa gidebilir”




