Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, son dönemde klasik dolgu uygulamalarının yerine daha uzun süreli sonuçlar sunan "sıvı yüz germe" yönteminin öne çıktığını belirterek, bu uygulamanın kolajen üretimini destekleyerek kalıcı etki sağladığını ifade etti.

Şirince'de başlayan müzik kampı AASSM'de final yaptı
Şirince'de başlayan müzik kampı AASSM'de final yaptı
İçeriği Görüntüle

Sıvı yüz germe uygulamasının geleneksel dolgulardan farklı bir etken madde içerdiğini söyleyen Dr. Muhammed Burak Yücel, yöntemin özellikle sürdürülebilir sonuçlarıyla dikkat çektiğini belirtti.

Yücel, "Sıvı yüz germe, son zamanlarda tabi popüler uygulamalarımızdan ve klinik pratiğimizde de kullandığımız uygulamalardan bir tanesi. Esasında burada kullandığımız maddede temel olarak dolgulardan farklılık olduğunu görüyoruz. Normalde bizim uzun yıllardır yüz ve vücut şekillendirmede kullandığımız dolgulardaki etken madde çapraz bağlı hyaluronik asit iken, sıvı yüz germede bu yeni teknolojilerde artık kalsiyum hidroksiapatit dediğimiz bir madde kullanılıyor. Esasında dolgularda amacımız, hacim kaybı olan bölgelere ve şekil vermek istediğimiz bölgelere hızlıca etki gösteren maddeleri enjekte etmek iken, yani dolgularda hyaluronik asit bazlı dolgularda sonuçları nispeten hemen hızlı, hasta hemen muayeneden çıktıktan sonra, işlemden çıktıktan sonra alabiliyorken, sıvı yüz germede sonuçları genelde 15-20 günden sonra, ilk ayın sonlarına doğru görmeye başlıyoruz. Bu 12, 18, bazı hastalarda 20 aya kadar uzayabilen, sürdürülebilir sonuçları da bizim elde etmemize sebep oluyor. İçerisindeki kalsiyumdan ve kalsiyum hidroksiapatitten dolayı kolajen simülasyonunu yoğun şekilde uyararak uzun süreli ve sürdürülebilir sonuçlar almamızı sağlıyor sıvı yüz germe" dedi.

45 yaş altındaki hastalarda daha sık tercih ediliyor

Sıvı yüz germe uygulamasının hangi hasta grubunda tercih edildiğine de değinen Yücel, yöntemin özellikle cerrahi işlem istemeyen kişiler için alternatif oluşturduğunu belirtti.

Yücel, "Neden bu şekilde tercih ediyoruz pratikte diye soracak olursak da aslında ağır ve sarkmış yüzlerde yer çekiminin ve yaş almanın etkisiyle yağ tabakalarının, yağ yastıkçıklarının aşağı doğru sarkmaya başladığı veya hacim kaybının olduğu yüzlerde, bu tarz hastalarda eskiden yüz germe ameliyatları daha çok tercih edilirdi. Artık bunu biz şu şekilde konumlandırıyoruz, daha çok 45 yaşının üzerindeki dermal deri kalitesi düşük hastalarda daha çok cerrahi işlemleri tercih ederken, 45 yaşının altında majör cerrahi işlem istemeyen hastalarda bu sıvı yüz germe dediğimiz işlemleri derinin hemen alt tabakasına, dermis tabakasına bıraktığımız bu kalsiyum hidroksiapatit kristalleriyle uzun süreli, sürdürülebilir bir etkiyle sağlayarak bir alternatif aslında oluşturmaya çalışıyoruz denilebilir. Tabi ki bunlar birebir birbirinin alternatifi değiller ama işlemden sonra hemen yaptığım işlemin sonucunu görmek, hani şişmek istemiyorum diye genelde hastalar bize bunu ifade ederler. Normal dolgulardan farklı olduğunu aslında biz bu şekilde anlıyoruz. Zaman içerisinde birinci aydan sonra başlayan etkilerle hem bir ay öncesine göre bir ay sonra mutlaka cildin kalitesinde artma, kolajen sentezinde, simülasyonunda artma, bazı yine uygulamalarda hacim de kazandırabiliyoruz, özellikle yüz konturlarına ve dermal dokudaki yağ yastıkçıklarındaki boşluklara. Bu şekilde bir ameliyat istemeyen ve yüzü uzun vadede hem kalitesini toparlamak isteyen hem de sarkıklıkları düzeltmek, yukarıya doğru lifting etkisinden faydalanmak istediğimiz hastalarda bu sıvı yüz germe işlemlerini güvenli şekilde kullanıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Kanül kullanımı işlemi daha güvenli hale getiriyor"

Uygulamanın nasıl gerçekleştirildiği ve güvenlik yönüne ilişkin de bilgi veren Yücel, sıvı yüz germede klasik iğne yerine kanül kullanıldığını belirtti.

Yücel, "Komplikasyonları nispeten normal dolgu uygulamalarına göre daha az denilebilir. Çünkü biz genelde sıvı yüz germede iğneyle işlem yapmıyoruz. Kanül dediğimiz ucu küt, damarlara zarar vermeyen, damar içerisine maddeleri enjekte etmemizi engelleyen yapılar kullanıyoruz ve yüzü ikiye böldüğümüz zaman sağa ve sola genelde iki tane sadece kanülün giriş deliğini açarak, milimetrik delik açarak kullandığımız 5'er santimetrelik kanülle yüzün özellikle lift etmek istediğimiz, yukarıya doğru hacim vermek istediğimiz ve kaldırmak istediğimiz bölgelere enjeksiyon yaparak daha da güvenli şekilde uygulamaktayız. Hastalarımıza öncesinde mutlaka tabi ki bu bilgileri veriyoruz ama fizik muayenede, dermatolojik muayenede nelerin eksik olduğunu konuşarak, tartışarak ve hastanın ihtiyacına göre normal hyaluronik asit bazlı dolguları da kullanabileceğimiz durumları, sıvı yüz germe ihtiyacımızın olduğu durumları da konuşarak ortak bir karara varıp uygulamalarımızı ondan sonra güvenli şekilde yapmaya çalışıyoruz diyebiliriz." ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA