Yeşilay’ın Sosyal Medya Araştırma Raporu, Türkiye’de kullanım süresinin dünya ortalamasını aştığını ve bağımlılık riskinin arttığını ortaya koydu.

Yeşilay’ın yayımladığı Sosyal Medya Araştırma Raporu, Türkiye’de sosyal medya kullanımının yaygınlığını ve bağımlılık riskini ortaya koyarken, gençlerin zararlı içeriklere maruz kalma oranlarına da dikkat çekti.

40 yaş üstü risk grubuna dikkat çağrısı!
40 yaş üstü risk grubuna dikkat çağrısı!
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de kullanım süresi dünya ortalamasının üzerinde

Sosyal Medya Kullanımına Yeşilay’dan Kritik Uyarı (1)

Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından hazırlanan Sosyal Medya Araştırma Raporu’nun sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Türkiye genelinde 1.195 kişinin katıldığı çalışmaya göre, haftalık sosyal medya kullanım süresi ortalama 25 saat olarak ölçüldü. Bu oran, dünya ortalaması olan 19 saatin üzerinde seyrediyor. Katılımcıların yüzde 70’i günde en az 3 saat sosyal medya kullandığını belirtirken, birçok kullanıcının bu platformları duygusal bir kaçış aracı olarak gördüğü ifade ediliyor. Araştırma, kullanım süresinin artmasıyla birlikte stresle başa çıkma, planlama ve sosyal ilişki kurma gibi becerilerin olumsuz etkilendiğini ortaya koyuyor.

Bağımlılık başvurularında sosyal medyanın payı dikkat çekiyor

Sosyal Medya Kullanımına Yeşilay’dan Kritik Uyarı (3)

Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) verilerine göre internet bağımlılığı nedeniyle yapılan başvuruların önemli bir kısmını sosyal medya kullanıcıları oluşturuyor. Danışanların çoğunluğunun akıllı telefonlarını ağırlıklı olarak sosyal medya erişimi için kullandığı belirtiliyor. Sosyal medya bağımlılığı nedeniyle destek alan bireylerin kullanım sürelerinin takip edildiği ve ortalama 6 saat olan sürenin bir yıl içinde belirgin şekilde azaltılabildiği aktarılıyor. Bu veriler, müdahale ve takip süreçlerinin etkili olabildiğine işaret ediyor.

Gençler zararlı içeriklere daha fazla maruz kalıyor

Sosyal Medya Kullanımına Yeşilay’dan Kritik Uyarı (2)

Raporda, özellikle genç kullanıcıların sosyal medya üzerinden zararlı içeriklerle karşılaşma riskinin yüksek olduğuna dikkat çekiliyor. Katılımcıların yüzde 30’u kumar ve bahis içerikleriyle karşılaştığını, yüzde 20’si ise tütün ve alkol içeriklerine maruz kaldığını ifade ediyor. Ayrıca 12–19 yaş grubundaki gençlerin, uyuşturucu içeriklerine maruz kaldıkları günlerde madde kullanım riskinin 30 kat arttığı belirtiliyor. Bulgular, sosyal medyanın yalnızca bir iletişim aracı olmanın ötesinde, riskli davranışları tetikleyebilen bir ortam oluşturabileceğini gösteriyor.

Bağımlılık, davranışsal bir döngüye dönüşebiliyor

Araştırma sonuçlarına göre sosyal medya bağımlılığı, yalnızca alışkanlık değil; duygusal düzenleme, kaçış ve ödül mekanizmalarıyla beslenen bir süreç olarak değerlendiriliyor. Katılımcıların önemli bir bölümü sosyal medyayı bırakma girişimlerinde başarısız olduğunu belirtirken, mutluluğu bu platformlarda arayanların oranının da yüksek olduğu görülüyor. Öte yandan kullanıcıların yüzde 58’i bağımlılığı teşvik eden içeriklerden rahatsız olduğunu ifade ederek toplumsal farkındalık ihtiyacına işaret ediyor.

Dijital okuryazarlık ve denetim vurgusu

Basın toplantısında konuşan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, davranışsal bağımlılıkların toplum açısından ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. Dinç, sosyal medyanın kontrolsüz kullanımının özellikle gençlerde bağımlılık riskini artırdığını vurgulayarak dijital okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı belirlenmesi ve zararlı içeriklerin daha etkin şekilde denetlenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Yeşilay, daha önce “Bağımlılıkların Ekonomiye Maliyeti”, “Kumar Raporu” ve “Tütün Raporu” gibi çalışmalar yayımlayarak bağımlılıkla mücadelede bilimsel veriler sunmayı hedefliyor. Sosyal Medya Araştırma Raporu da bu çalışmaların devamı niteliğinde hazırlandı.

Rapor, Türkiye’de sosyal medya kullanımının yaygınlığını ve buna bağlı riskleri ortaya koyarken, özellikle gençler açısından koruyucu politikaların önemine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bilinçli kullanım alışkanlıklarının geliştirilmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin bağımlılıkla mücadelede belirleyici olacağını vurguluyor.

Kaynak: Basın Bülteni