Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, vagus sinirinin vücutta denge ve sakinleşme süreçlerinde önemli rol oynadığını ancak kısa sürede mucizevi sonuçlar vaat eden yaklaşımların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Uzmanlara göre sinir sistemi hızlı çözümlerle değil, düzenli ve bütüncül yaklaşımlarla dengelenebiliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, vagus sinirinin işlevi, sosyal medyada dolaşan abartılı iddialar ve bilimsel uygulamalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Vagus siniri beden–beyin hattında kritik görev üstleniyor

Vagus sinirinin beynin alt bölümlerinden çıkarak kalp, akciğer, sindirim sistemi ve bağışıklık sistemiyle doğrudan bağlantı kuran temel sinir ağlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı, bu yapının vücudun toparlanma ve denge süreçlerinde etkin rol aldığını vurguladı.

Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Vücudun ‘sakinleşme, toparlanma ve dengeye dönme’ süreçlerinde kilit rol oynar. Kalp atım hızının yavaşlaması, nefesin derinleşmesi, sindirimin düzenlenmesi ve stres hormonlarının baskılanması gibi etkiler bu sinir üzerinden gerçekleşir.” dedi.

Güncel bilimsel yaklaşımlarda vagus sinirinin yalnızca tek bir sinir hattı değil, beyin ile beden arasında sürekli çalışan düzenleyici bir ağın merkezi olarak değerlendirildiğini belirten Tarlacı, stres, kaygı, uyku sorunları ve bazı nörolojik tablolarla ilişkisinin yoğun biçimde araştırıldığını ifade etti.

“Tek hareketle rahatlama” söylemleri gerçeği yansıtmıyor

Sosyal medyada vagus siniri üzerinden geliştirilen hızlı rahatlama vaatlerine dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sinir sisteminin basit komutlarla anında değişebilen bir yapı olmadığını söyledi.
Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Günümüzde insanlar yoğun stres, kaygı ve belirsizlik içinde yaşıyor ve hızlı, kolay çözümler arıyor. Vagus siniri de bu arayışta somut ve biyolojik bir umut sembolüne dönüşüyor. Sorun, bilginin basitleştirilmesi değil; gerçeğin yerini abartılı vaatlerin almasıdır. Özellikle ruhsal ya da bedensel sorunları olan bireylerde ‘hızlı rahatlama’ vaat eden bu yaklaşımlar yanlış umutlara yol açabilir. Sinir sistemi, kısa sürede mucizevi biçimde değişebilen bir mekanizma değildir. Kalıcı rahatlama ve denge, genellikle zamana yayılan ve düzenli uygulamalarla mümkündür. ‘Bir dakikada sakinleş’, ‘tek dokunuşla stres sil’ gibi söylemler, bilimsel tedavilerin değerini gölgede bırakabilir ve kişilerin profesyonel destek arayışını geciktirebilir. Bu nedenle hızlı rahatlama söylemleri yerine, gerçekçi ve sürdürülebilir yaklaşımlar vurgulanmalıdır.”

Tıbbi uygulamalar var ama “mucize” değil

Vagus siniri üzerine geliştirilen tıbbi ve teknolojik uygulamaların uzun süredir bilimsel çalışmaların konusu olduğunu belirten Tarlacı, bazı hastalıklarda destekleyici tedavi olarak kullanılan yöntemler bulunduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Vagus siniriyle ilgili bilimsel çalışmalar onlarca yıldır sürüyor. Bu alanda geliştirilen tıbbi teknolojiler, özellikle epilepsi, depresyon, migren ve küme baş ağrısı gibi hastalıklarda destekleyici tedavi seçenekleri olarak kullanılıyor.” dedi.

Bazı cihazların belirli hastalık grupları için FDA onayı ya da kullanım izni bulunduğunu aktaran Tarlacı, bu yöntemlerin sınırlı hasta gruplarında ve belirli koşullarda yarar sağladığını vurguladı:
“Burada önemli olan nokta şudur: Bu uygulamalar ‘mucize tedaviler’ değil, belirli hasta gruplarında fayda sağlayabilen, bilimsel temelli yaklaşımlardır.”

Giyilebilir cihazlarda temkinli iyimserlik

Giyilebilir vagus siniri uyarım cihazlarına ilişkin bilim dünyasında ölçülü bir iyimserlik olduğunu belirten Tarlacı, etkinliğin kişiden kişiye değişebildiğini söyledi.

Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu tür cihazların genel olarak güvenli olduğu kabul edilmekle birlikte, etkinlikleri kişiden kişiye değişebilir.” dedi.

Transkütanöz auriküler vagus siniri uyarımı (taVSU) teknolojisinin cerrahi girişim gerektirmeden, kulak kepçesindeki yüzeyel dallar üzerinden uygulandığını belirten Tarlacı, yöntemin stres ve otonom dengeyle ilişkili bazı durumlarda destekleyici amaçla değerlendirildiğini aktardı.

Nefes ve meditasyon destekleyici, tek başına yeterli değil

Nefes egzersizi, meditasyon ve yoga gibi uygulamaların vagus sinirini doğrudan uyarmaktan çok, dolaylı yoldan sinir sistemi üzerinde düzenleyici etki oluşturduğunu belirten Tarlacı, düzenli uygulamanın önemine işaret etti.

Çocuklarda enfeksiyonlara karşı uyarı: İlk belirtiyi kaçırmayın!
Çocuklarda enfeksiyonlara karşı uyarı: İlk belirtiyi kaçırmayın!
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Düzenli uygulandığında stres düzeyini azaltabilir, uyku kalitesini artırabilir ve genel iyi oluş hâlini destekleyebilir. Ancak her yöntem herkes için uygun değildir. Panik atak, travma öyküsü veya bazı nörolojik sorunları olan bireylerin bu uygulamaları mutlaka uzman görüşüyle değerlendirmesi gerekir.” dedi.

“Sinir sistemi aceleye gelmez”

Sinir sisteminin dengelenmesinde tek yöntemli çözümler yerine bütüncül yaklaşım gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, yaşam tarzı unsurlarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sinir sistemini düzenlemek, tek bir egzersizle ya da tek bir cihazla mümkün değil. Sağlıklı uyku, düzenli fiziksel hareket, dengeli beslenme, sosyal ilişkiler ve stres yönetimi bir bütün olarak ele alınmalı. Gerektiğinde tıbbi ve psikolojik destek almak da bu yol haritasının önemli bir parçası. Vagus siniri bu bütünün merkezinde yer alır; taVSU gibi bilimsel temelli teknolojiler, doğru kişide ve doğru amaçla kullanıldığında destekleyici olabilir. En önemli mesaj şudur: Sinir sistemi aceleye gelmez; bilim, sabır ve gerçekçilik en güvenli rehberdir.”

Muhabir: Dilan Aşar