Dijital çağın sıradan bir rutini haline gelen bu alışkanlıkların, uzmanlara göre dikkat ve hafıza süreçleri üzerinde derin etkileri var. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, hızlı tüketilen içerikler ve kesintisiz bildirim akışının kısa vadede haz sağlarken uzun vadede bilişsel bedeller doğurabileceğine dikkat çekiyor.

Uzmanlar, özellikle kısa videolar ve sürekli yenilenen içerik akışının zihnin odaklanma biçimini değiştirdiğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından çocuklara yönelik ekran süresi önerileri ve Avrupa’da problemli sosyal medya kullanımındaki artış, konunun küresel bir mesele haline geldiğini ortaya koyuyor. Üniversite araştırmaları ise telefonun yalnızca masada durmasının bile bilişsel performansı düşürebildiğini gösteriyor.

Telefon görüş alanında olsa bile dikkat azalabiliyor

Prof. Dr. Murat Kurt’a göre sosyal medyanın aşırı ve kontrolsüz kullanımı dikkat ve hafıza üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.
“Bu etkinin şiddeti; kişinin yaşı ve sosyal medyada geçirdiği süreye bağlı olarak değişebilir. Özellikle çocuklar ve ergenlerde yoğun kullanım; dikkat dağınıklığına, dikkat süresinin kısalmasına ve aynı anda birden fazla işle uğraşma alışkanlığına bağlı dikkat sorunlarına yol açabiliyor. Birden fazla platformda eş zamanlı vakit geçirmek ve sürekli gelen bildirimler, odaklanmayı zorlaştıran başlıca etkenler arasında gösteriliyor.”

Araştırmalar, sorunlu sosyal medya kullanımının günlük yaşamda dalgınlık ve unutkanlıkla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum çoğu zaman “bir şeyleri kaçırma korkusu” olarak bilinen FoMO ile bağlantılı görülüyor. Kurt, telefon kullanılmıyor olsa bile görüş alanında bulunmasının dikkat performansını zayıflatabileceğini belirtiyor:

“Beyin, potansiyel ödül sinyalini, yani bildirimi, tamamen görmezden gelemez. Telefon yanımızdayken bile zihinsel kaynaklarımızın büyük bir kısmı tetikte kalıyor. Bu da zihnimizin bir işe ya da bir şeye odaklanmasını zayıflatıyor.”

Sosyal medya kullanımı arttıkça unutkanlık da artabiliyor

Prof. Dr. Murat Kurt, problemli akıllı telefon kullanımının belleği de etkileyebileceğini vurguluyor. Ona göre hafızanın güçlü kalabilmesi için dikkat filtrelerinin sağlıklı çalışması ve öğrenilen bilgilerin tekrar edilmesi gerekiyor.

“Hafıza bir kas gibidir; tekrar ve odaklanma ister. Sürekli bölünen dikkat, bilgiyi yüzeyde bırakır. Öğreniyoruz sanıyoruz ama aslında depolamıyoruz.”

Uluslararası çalışmalar, günlük sosyal medya kullanım süresi arttıkça bilişsel performansa yönelik risklerin yükseldiğini ve dikkat süresinin azaldığını gösteriyor. Sürekli içerik değiştirme alışkanlığı beynin derin odaklanma yerine hızlı tarama moduna geçmesine neden olabiliyor.

Kısa içerikler sabır eşiğini düşürebilir

Sosyal medya beğenileri ve bildirimlerin küçük ama sık dopamin salınımlarına yol açtığını belirten Kurt, bunun beynin anlık ödüllere alışmasına neden olabileceğini söylüyor:

“Kısa ve hızlı içerik tüketimi, beynin sabır eşiğini düşürebilir. Uzun bir metni okumak ya da karmaşık bir problemi çözmek daha zor hale gelir. Bu durum özellikle gelişim çağındaki çocuk ve ergenlerde daha belirgin risk oluşturuyor.”

Uzmanlar, problemli sosyal medya kullanımının depresyon, dikkat eksikliği, anksiyete, uyku sorunları, beden algısı problemleri ve sosyal izolasyon gibi ruhsal sorunlarla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.

“Dijital amnezi”: Hatırlamak yerine nerede bulacağımızı hatırlıyoruz

Kontrolsüz telefon kullanımının dikkat yetersizliğine yol açabileceğini belirten Kurt, bu durumu “dijital amnezi” kavramıyla açıklıyor:

“Bilginin her an erişilebilir olması, onu zihinde tutma motivasyonunu azaltabiliyor. Artık bilgiyi hatırlamak yerine nerede bulacağımızı hatırlıyoruz. Bu da uzun vadede bellekle ilgili mekanizmalarımızın özümseyerek öğrenmesini engelliyor.”

Hafıza oluşumu için dikkatin şart olduğunu vurgulayan Kurt, insanların bilgiyi ezberlemek yerine “nasıl olsa internette var” düşüncesiyle depolamaktan kaçınabildiğini belirtiyor.

Ağız kuruluğu ciddi hastalıkların erken uyarısı olabilir
Ağız kuruluğu ciddi hastalıkların erken uyarısı olabilir
İçeriği Görüntüle

Çoklu görev verimliliği düşürüyor

Telefonla ilgilenirken ders çalışmak ya da mesajlaşırken toplantı dinlemek gibi alışkanlıkların verimliliği düşürdüğünü belirten Kurt şöyle konuşuyor:

“Sınırlı bir bilgi işleme kapasitesine sahibiz… Çoklu görevler, görevler arasında hızlı geçişi gerektiriyor. Her geçişte ise zihinsel enerji kaybı oluyor. Bu da hem performansı hem öğrenme kalitesini düşürüyor.”

Çocuk gelişimi açısından riskler

Uzmanlara göre problemli telefon kullanımı çocuk gelişimi açısından da önemli bir risk oluşturuyor.

“Çocukların yüzde 97’si 0–4 yaş arasında mobil cihazlarla karşılaşıyor; üstelik bu temas çoğu zaman 1 yaşından önce… Bu durum çocuğun optimum motor ve duyusal gelişim fırsatını zayıflatıyor. Neticede çocuğun hayal gücü ve yaratıcılığı sekteye uğruyor.”

Çözüm: Teknolojiden kaçmak değil, bilinçli kullanmak

Uzmanlar teknolojiden tamamen uzaklaşmanın gerçekçi olmadığını, önemli olanın bilinçli kullanım olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Murat Kurt, ekran süresini sınırlandırmak, bildirimleri kapatmak, telefonu görüş alanı dışında tutmak, yatmadan önce ekran kullanımını bırakmak ve gün içinde “ekransız odak blokları” oluşturmak gibi adımların bilişsel sağlığı korumaya yardımcı olabileceğini belirtiyor.

“Teknoloji düşmanımız değil. Ancak kontrol edilmediğinde zihinsel kapasitemizi sessizce aşındırabilir. Dikkat, hafıza ve algı; korunması gereken bilişsel hazinelerimizdir. Onları korumak bizim elimizde.”

Kaynak: Basın Bülteni