Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, yağış sonrasında deniz suyunun her zaman güvenli kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle kıyıya yakın ve su sirkülasyonunun zayıf olduğu bölgelerde enfeksiyon riskinin artabileceğini söyledi.
Çetinkaya, “Deniz suyu her zaman temiz ve güvenli kabul edilmemeli. Özellikle yağış sonrası dönemlerde, kıyıya yakın ve su akışının zayıf olduğu alanlarda enfeksiyon riski artabilir. Bu nedenle suyun görünümüne, çevredeki uyarılara ve denize girilen bölgenin koşullarına dikkat edilmeli” dedi.
Yağmur suları mikroorganizmaları denize taşıyabiliyor
Yoğun yağışların ardından sokaklarda, toprakta ve atık alanlarında bulunan mikroorganizmaların yağmur sularıyla birlikte denize ulaşabileceğini ifade eden Prof. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, bazı bölgelerde kanalizasyon altyapısının yetersiz kalması nedeniyle atık suların da denize karışabildiğini belirtti.
Bu nedenle özellikle şehir kıyılarında, dere ağızlarında ve yağmur suyu kanallarının denize ulaştığı noktalarda enfeksiyon riskinin yükseldiğini dile getiren Çetinkaya, her yağıştan sonra tüm sahiller için aynı durumun geçerli olmadığını da vurguladı.
Çetinkaya, “Kanalizasyon altyapısının yetersiz kaldığı bölgelerde atık suların denize karışması da söz konusu olabilir. Bu nedenle özellikle şehir kıyılarında, dere ağızlarında ve yağmur suyu kanallarının yakınında enfeksiyon tehlikesi artabilir. Her yağmurdan sonra bütün sahillerin sakıncalı olduğunu söylemek elbette doğru değil. Ancak su bulanık veya kötü kokuluysa, bölgede yüzme yasağı bulunuyorsa ya da yoğun yağış yeni sona ermişse denize girmemek daha güvenli kabul edilir” uyarısında bulundu.
Deniz suyu yutulursa bu belirtilere dikkat
Yüzme sırasında az miktarda deniz suyu yutmanın çoğu sağlıklı bireyde ciddi bir sağlık sorununa yol açmayacağını ifade eden Çetinkaya, su kalitesinin düşük olduğu bölgelerde ise durumun değişebileceğini söyledi.
Kanalizasyonun karıştığı alanlarda, dere ağızlarında ve kirli sahillerde deniz suyunun bakteri, virüs ya da parazitlerle kirlenme ihtimalinin arttığını belirten Çetinkaya, bunun ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi sindirim sistemi şikâyetlerine neden olabileceğini kaydetti.
Özellikle çocukların yüzerken daha fazla deniz suyu yutabildiğine dikkat çeken Çetinkaya, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ancak kanalizasyon karışan bölgelerde, dere ağızlarında ve su kalitesinin düşük olduğu sahillerde deniz suyunun bakteri, virüs veya parazitlerle kirlenme ihtimali artar. Bu durum ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi sindirim sistemi şikâyetlerine yol açabilir. Özellikle çocuklar yüzerken daha fazla su yutabildiği için daha dikkatli olunmalı. Deniz suyu yutulduktan sonra şiddetli ya da uzun süren ishal, yüksek ateş, sürekli kusma veya belirgin sıvı kaybı gelişirse vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurulmalı.”




