Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, tıp eğitiminin zorluklarından yapay zekânın sağlık alanında oluşturduğu dönüşüme kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Tıp eğitiminin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını vurgulayan Sur, geleceğin hekimlerinin teknolojiye hâkim, veriyle çalışabilen ve farklı disiplinlerle iş birliği kurabilen profesyoneller olarak yetişmesi gerektiğini söyledi.
"Doktor olmak kolay değil"

Tıp eğitiminin zorlu ancak gerekli bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Sur, insan hayatını emanet alacak hekimlerin büyük emek ve fedakârlıkla yetiştirildiğini belirtti.
"10 yıl önce Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kurduk. Çok şükür iki dönem mezun verdik. Tıp eğitimi gerçekten zorlu bir süreç. İyi hekim yetiştirmek fedakârlık ve emek gerektirir. Biz de öğrencilik yıllarımızda aynı zorluklardan geçtik. Doktor olmak kolay değil." diyen Sur, hekimlik mesleğinin güçlü bir eğitim süreci gerektirdiğini ifade etti.
Eğitimde öğrenciyle kurulan bağ başarıyı belirliyor

Eğitim kalitesinde öğrenciyle kurulan ilişkinin belirleyici olduğuna işaret eden Sur, bilim ve teknolojide yaşanan hızlı dönüşümün eğitim anlayışını da değiştirdiğini söyledi.
"Artık eğitim tek yönlü bir süreç değil. Öğrenmek ve öğretmek karşılıklı etkileşim gerektiriyor. Gençler daha taze beyinlere, farklı bakış açılarına ve güçlü bir enerjiye sahip. Biz onlara yılların tecrübesini aktarırken, onlar da bize yeni fikirlerini ve dinamizmlerini taşıyor." ifadelerini kullanan Sur, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 10 yıllık geçmişine rağmen öğrenci adayları ve ailelerinden yoğun ilgi gördüğünü belirtti.
Tercih dönemlerinde fakülteye yerleşemediği için üzülen öğrencilerle karşılaştığını aktaran Sur, "Keşke onları da kabul edebilecek kontenjanımız olsaydı diye düşündüğüm çok oldu. Ancak kontenjanlar ve başarı sıralaması çerçevesinde öğrenci kabul edebiliyoruz." dedi.
"Bilgiye ulaşmak kolay, önemli olan doğru kullanabilmek"
Teknik bilginin tek başına iyi hekim olmak için yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Sur, günümüzde bilgiye ulaşmanın internet, dijital kaynaklar ve yapay zekâ sayesinde oldukça kolaylaştığını ancak bunun tek başına yeterli olmadığını söyledi.
"Hekimlik sadece bilgi sahibi olmak değildir. Asıl önemli olan, o bilgiyi hastanın karşısında doğru şekilde kullanabilme becerisidir. İşte bu beceri internetten ya da yapay zekâdan öğrenilemez. Bu, ancak usta-çırak ilişkisi içinde kazanılabilir." diyen Sur, hastayla iletişimin ve güven ilişkisinin mesleğin temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi.
Bir hastaya nasıl yaklaşılacağı, nasıl konuşulacağı ve güven verileceğinin kitaplarda yazmadığını belirten Sur, "'Bir ağrınız var mı?' sorusunun bile bir üslubu vardır. Eğer bunu doğru şekilde soramazsanız hasta gerçekten yaşadığı ağrıyı bile dile getirmeyebilir. Hekimlikte iletişim ve yaklaşım, en az tıbbi bilgi kadar önemlidir. Bu nedenle öğrenciler için iyi bir mentor ve rol model olmak büyük değer taşır." ifadelerini kullandı.
Hedef etik değerlere bağlı hekimler yetiştirmek
Tıp eğitiminde karakter gelişiminin de büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, öğrencilerine yalnızca tıbbi bilgi kazandırmadıklarını söyledi.
"Biz öğrencilerimize yalnızca tıbbi bilgi aktarmıyoruz. Aynı zamanda insanı seven, hastasına şefkatle yaklaşan, etik değerlerden ödün vermeyen hekimler yetiştirmeye çalışıyoruz. Usta-çırak ilişkisi yalnızca mesleğin teknik yönünü öğretmez; iyi hekim olmanın ne anlama geldiğini de gösterir. Öğrenci bunu hocasında görür ve meslek hayatına taşıyarak kendi hastalarına yansıtır. İnsana saygıyı esas alan, hukuk ve etik ilkelerden ayrılmayan hekimler yetiştirmek, tıp eğitiminin en önemli sorumluluklarından biridir." dedi.
İyi hekim ile mükemmel hekim arasındaki farkı da anlatan Sur, "İyi hekim hastalığı tedavi eder. Mükemmel hekim ise hastalığın yanında insanı da tedavi eder. Hastanın endişesini giderir, ona güven verir, umut olur. İnsanlar hastalık döneminde 'Emin ellerde miyim?' diye düşünür. İşte iyi hekim olmanın gerçek ölçüsü budur." değerlendirmesinde bulundu.
Uygulamalı eğitimde kamu ve özel hastaneler birlikte kullanılıyor
Tıp eğitiminde uygulamanın önemine değinen Prof. Dr. Haydar Sur, teorik bilginin gerçek hasta ortamında pratiğe dönüştürülmesinin belirleyici olduğunu ifade etti.
"Bir tıp fakültesini diğerlerinden ayıran en önemli fark, dördüncü sınıftan itibaren başlayan uygulamalı eğitimdir. Asıl kritik nokta, hekim adayının teorik bilgilerini hangi hastanede, hangi akademik kadroyla ve hangi hasta grupları üzerinde pratiğe dönüştürdüğüdür." diyen Sur, Üsküdar Üniversitesi'nin uygulamalı eğitim modelinin önemli avantajlar sunduğunu ve öğrencilerin kamu hastanelerindeki farklı hasta profilleri ile sağlık hizmeti süreçlerini de deneyimlemelerine önem verdiklerini kaydetti.
Öğrenciler tek final yerine dönem dönem değerlendiriliyor
Eğitim modelindeki farklılıklardan da söz eden Sur, öğrencileri gereksiz sınav stresiyle yormamaya çalıştıklarını belirtti.
"Birçok fakültede öğrenciler yıl sonunda binlerce sayfalık konudan tek final sınavına giriyor. Biz bunu ikiye böldük. Güz dönemi ve bahar dönemi ayrı ayrı değerlendiriliyor. Böylece öğrenciler hem daha sağlıklı hazırlanıyor hem de başarısız olduklarında tüm yılı kaybetmiyorlar." diye konuştu.
"Geleceğin doktoru biraz da mühendis olmak zorunda"
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin sağlık alanında köklü bir dönüşüm başlattığını ifade eden Prof. Dr. Haydar Sur, kişiselleştirilmiş tedavi dönemine girildiğini söyledi.
"21. yüzyılda hekimlik, önceki tüm dönemlerden farklı bir dönüşüm yaşıyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojiler sağlık alanını köklü biçimde değiştirdi. Artık tıp giderek daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşuyor. Eskiden benzer hastalıklara benzer tedaviler uygulanırken, bugün yapay zekâ destekli analizlerle her hastanın genetik yapısına, biyolojik özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturulabiliyor. Bu gelişmeler tıpta adeta yeni bir çağın kapısını araladı."
Sağlık alanındaki teknolojik dönüşümün hekimlik ve mühendislik arasındaki sınırları da değiştirdiğini belirten Sur, "Gerçekten de günümüz hekiminin yalnızca tıp bilgisiyle yetinmesi mümkün değil. Dijital sağlık teknolojilerini, yapay zekâyı ve veri odaklı sistemleri anlayabilecek donanıma sahip olması gerekiyor. Aynı şekilde sağlık alanında teknoloji geliştiren mühendislerin de temel düzeyde tıp bilgisine sahip olmaları büyük önem taşıyor. Çünkü geliştirilen en ileri teknolojilerin en yoğun kullanıldığı alanların başında sağlık sektörü geliyor. Uzay teknolojileri dışında dünyadaki en gelişmiş teknolojilerin büyük bölümü sağlıkta kullanılıyor. Görüntüleme sistemlerinden ilaç geliştirmeye, robotik cerrahiden bilimsel araştırmalara kadar sağlık alanı teknolojik dönüşümün merkezinde yer alıyor." ifadelerini kullandı.
Tıp öğrencilerine bilgisayar mühendisliğinde yan dal imkânı
Müfredatta Sağlık Teknolojileri dersini zorunlu hale getirdiklerini belirten Sur, isteyen öğrencilere bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapma fırsatı sunduklarını söyledi.
"İsteyen öğrencilerimize bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapma imkânı da sunuyoruz. Böylece tıp eğitimi alırken aynı zamanda yazılım ve mühendislik alanında da kendilerini geliştirebiliyorlar. Tercih dönemlerinde çok başarılı öğrencilerimiz bize sık sık 'Doktor mu olayım, mühendis mi?' sorusuyla geliyor. Ben onlara, 'Doktor olun, ardından bilgisayar mühendisliğinde yan dal yapın. Sağlık teknolojileri alanında uzmanlaşın. Tıp bilgisini mühendislikle birleştirdiğinizde çok önemli bir avantaj elde edersiniz.' tavsiyesinde bulunuyorum."
Geleceğin başarılı insanlarının tek bir alanda uzmanlaşan kişiler olmayacağını dile getiren Sur, sözlerini şöyle tamamladı:
"Artık çağın başarılı insanları tek bir alanda uzmanlaşan kişiler değil; farklı disiplinleri bir araya getirebilen, çok yönlü düşünebilen bireylerdir. Geleceğin hekimleri de yalnızca iyi bir doktor değil, aynı zamanda teknolojiyi okuyabilen, veriyle çalışabilen ve farklı disiplinlerle iş birliği yapabilen profesyoneller olmak zorundadır."




