Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, bu sürecin bir son değil, kariyer yolculuğunda yeni bir aşama olduğunu vurgulayarak “zihinsel detoks”un önemine dikkat çekti.
“YKS sonrasında zihinsel detoks şart”
Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi de olan Akoğlan, sınav sonrası ilk günlerin özellikle dinlenme ve zihinsel toparlanma açısından kritik olduğunu ifade etti.
Sınav sonrası süreçte öğrencilerin hemen soru analizine ve puan hesaplamalarına yönelmesinin yıpratıcı olabileceğini belirten Akoğlan, şu ifadeleri kullandı:
“YKS maratonu sona erdi. Aylarca süren yoğun çalışma temposu, stres ve fedakarlıklar artık yerini meraklı bir bekleyişe bırakıyor. Ancak unutulmamalıdır ki; sınavın bitişi, kariyer yolculuğunun sadece bir evresinin kapanmasıdır. İşte bu süreçte sağlıklı bir zihin yapısıyla atılması gereken adımların başında zihinsel detoks geliyor. Sınav stresi ve yorgunluğu üzerinizde. İlk günlerde sonuçları tartışmak, soruları analiz etmek yerine bedeninizi ve zihninizi dinlendirmeye odaklanın. Sosyal aktivitelere vakit ayırın. Enerjinizi topladıktan sonra, sınav sürecinde yaptığınız hataları ve başarılarınızı objektif bir şekilde gözden geçirin. Bu, sadece sınav sonucuna dair değil, çalışma alışkanlıklarınıza dair bir ‘öz farkındalık’ çalışmasıdır.”
“Tercihler yalnızca puana göre yapılmamalı”
Tercih sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akoğlan, adayların yalnızca puana odaklanmaması gerektiğini söyledi.
“Sonuçlar açıklanmadan önce ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi ve hayalinizdeki meslek gruplarını listeleyin. Sadece puana göre değil, kendi değerleriniz ve hedeflerinizle örtüşen bölümleri araştırın. Üniversitelerin web sitelerini, akademik kadrolarını ve tercih kılavuzlarını incelemeye başlayın. Mümkünse ilgili bölümlerde okuyan öğrencilerle veya mezunlarla iletişime geçerek sahadan bilgi alın, tercih günleri için üniversiteleri yerinde görerek imkanları hakkında detaylı bilgiler alın.” diye konuştu.
“Bu dönem yeni beceriler için fırsat”
YKS sonrası boşluğun iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akoğlan, öğrencilerin kişisel gelişimlerine odaklanmalarını önerdi:
“Üniversiteye başlamadan önceki bu boşluğu, dijital yetkinliklerinizi artıracak kurslarla doldurmak sizi yaşıtlarınızın önüne geçirecektir, yabancı dil hazırlıklı programlar seçecek adaylar bu süreçte dillerini geliştirmek için ayırabilirler.”
“Mezuna kalmak kayıp yıl değil”
Hedeflediği sonuca ulaşamayan adayların acele karar vermemesi gerektiğini vurgulayan Akoğlan, mezuna kalma sürecinin doğru yönetilmesi halinde bir fırsata dönüşebileceğini ifade etti:
“Eğer aday hedefine ulaşamadığına kesin gözüyle bakıyorsa, mezuna kalma veya alternatif kariyer yollarına yönelme ihtimalleri, duygusal bir tepkiyle değil, tamamen rasyonel verilerle masaya yatırılmalıdır. Mezuna kalmak bir kayıp yıl değil, stratejik bir hazırlık süreci olarak yeniden tanımlanmalıdır. Bu süreçte en kritik nokta, ailenin ve çevrenin beklentilerinden ziyade, adayın kendi potansiyeline ve hayallerine odaklanmasıdır. Unutulmamalıdır ki, başarılı kariyerler sadece ilk denemede gelen sonuçlarla değil, karşılaşılan engellere karşı geliştirilen dirençli ve stratejik planlarla inşa edilir.”
OBP güncellemesi uyarısı
Akoğlan ayrıca adaylara 23-30 Haziran tarihleri arasında yapılacak Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) güncelleme işlemlerinin takip edilmesi gerektiğini hatırlattı.
Velilere çağrı: “Tek sınavla değerlendirmeyin”
Velilere de seslenen Akoğlan, sınav sonuçlarının öğrencilerin geleceğini tek başına belirlemediğini vurguladı:
“Sınav sonuçları ne olursa olsun, çocuklarınızın bireysel potansiyelinin ve geleceğinin tek bir testle ölçülemeyeceğini hatırlatmanızı rica ediyoruz. Bu yeni dönemde onların yanında yer alarak, sağlıklı bir kariyer planı yapmaları için ihtiyaç duydukları huzurlu aile ortamını sürdürmeniz, onların öz güvenleri ve gelecekteki başarıları için en büyük destek olacaktır.”




