Yaklaşık bir yıl önce başlayan ağrıları nedeniyle hastaneye başvuran Enes Alkan’a testis kanseri teşhisi konuldu. İlk olarak tümör ameliyatla alınan, ardından kemoterapi tedavisine başlayan Alkan’ın karın bölgesinde kalan riskli kitleleri için de cerrahi müdahale kararı verildi.
İzmir Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Prof. Dr. Serdar Çelik ve ekibi tarafından 16 Haziran’da gerçekleştirilen ameliyatta, Retroperitoneal Lenf Nodu Diseksiyonu (RPLND) adı verilen zorlu işlem kapalı yöntemle uygulandı. Hastanede bu yöntemle ilk kez gerçekleştirilen ameliyatın ardından Alkan, sağlığına kavuşma yolunda önemli bir adım attı.
'O yaşlarda hiç beklenmedik bir şeydi'

Hastalığın ilk teşhis edildiği dönemde büyük bir şaşkınlık ve psikolojik çöküntü yaşadığını anlatan Enes Alkan, yaklaşık bir yıl önce başlayan ağrıları nedeniyle hastaneye gittiğini söyledi.
İlk teşhisi aldığında yaşadığı süreci anlatan Alkan, "İlk teşhisi duyduğum zaman şok olmuştum. O yaşlarda hiç beklenmedik bir şeydi. Psikolojik olarak çökmüştüm. Geçen sene aralık ayında acil bir ameliyatla bu tümör alındı. Ameliyattan sonra ocak ayında patoloji sonucu çıktı" dedi.
Patoloji sonucunun ardından kötü huylu tümör nedeniyle kanser teşhisi konulduğunu belirten Alkan, kemoterapi sonrasında karın bölgesinde kalan kitlelere yönelik tedaviye başlandığını ifade etti.
Alkan, hastalığın erken teşhis edilmesinin kendisi açısından önemli olduğunu belirterek, "Tümör kötü huyluydu. Kanser teşhisi kondu. Bendeki patoloji sonucuna göre geç kalınan bir durum yokmuş. Biraz daha şanslıydım. Tabii ki bunda erken teşhisin de faydası oldu" diye konuştu.
'Herkese tavsiyem, dengeli beslenmeleri'

Kemoterapi sürecinde üç kür tedavi aldığını anlatan Alkan, özellikle son kürde zorlandığını dile getirdi. Gençlere beslenme konusunda tavsiyelerde bulunan Alkan, şunları söyledi:
"Üç kür kemoterapi aldım. Birinci, ikinci kürde biraz dayandım ama üçüncüsünde zorlandım. Dördüncü kürü almam imkansızdı. İlk hastaneye gittiğimde 19 yaşında olduğum için biraz tuhaf bakıyorlardı. Herkese tavsiyem, dengeli beslenmeleri. Şeker, tuz ve paketli gıdayı temkinli kullansınlar. Günümüzde paketli gıdalarda vücudumuza zarar veren birçok şey var. Bunların dışında genetik faktörler de var. Ailemizde vardı, halam kanserden vefat etti. Ama yine de bu hastalığa yakalanacağım hiç aklıma gelmezdi"
'Baba olarak 'ona olacağına bana olsun' diyorsunuz'

Enes Alkan’ın babası İsmail Alkan (45) da oğlunun hastalık sürecinde yaşadıklarını anlattı. Oğlunun başlangıçta yaşadığı ağrıları fazla önemsemediklerini belirten baba Alkan, Aliağa’daki birkaç hastaneye başvurduklarını ancak sonuç alamadıklarını söyledi.
İzmir Şehir Hastanesi’ndeki doktorların kendilerine yardımcı olduğunu ifade eden İsmail Alkan, yaşadıkları zorlu süreci şu sözlerle anlattı:
"Ağrıları vardı ama küçük olunca çok önemsemiyorduk. Aliağa'da birkaç küçük hastaneye gitti ancak pek sonuç alamadı. Sonrasında biraz ağrıları arttı. Şehir Hastanesi'nde hocalarımız, bize yardımcı oldu. Zor bir süreç geçiriyoruz. Baba olarak ilk duyduğunuzda üzülüyorsunuz ve 'Ona olacağına bana olsun' diyorsunuz. Kendi ablamda da vardı. Ablamı bu yüzden kaybettik. 18 yaşından sonra her gence sağlık taraması yaptırmasını tavsiye ederim. Enes'in iki kardeşine de büyüdüklerinde sağlık taraması yaptıracağım"
'Toplumsal farkındalık açısından önem arz ediyor'
İzmir Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Prof. Dr. Serdar Çelik, testis kanserinin özellikle genç erişkin erkeklerde görülebildiğine dikkat çekti.
Hastalığın 15-40 yaş arasındaki erkeklerde sık gözlendiğini belirten Prof. Dr. Çelik, erken teşhisin önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
"15-40 yaş arasında bu kanseri sık gözlüyoruz. Genç yaşta gözleniyor olması ek olarak önemli bir bulgu. Farkındalığı da önemli. Hastaların daha tanı almadan mutlaka kendi kendine testis muayenesi yapmaları da önemli. Toplumsal farkındalık açısından da önem arz eden bir hastalık. Erken tanı çok önemli. Çünkü erken tanıda bu hastalıktan kurtulma ihtimali yüksek"
'Her yerde yapılabilen bir ameliyat değil'

Enes Alkan’a uygulanan cerrahi müdahalenin ileri düzey uzmanlık ve deneyim gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Çelik, ameliyatın her sağlık merkezinde gerçekleştirilebilen bir işlem olmadığını söyledi.
Avrupa ve Amerika kılavuzlarında da bu tür ameliyatların deneyimli, yüksek hasta sayısına sahip merkezlerde ve üroonkoloji alanında uzman ekipler tarafından yapılmasının önerildiğini aktaran Çelik, operasyonun açık, robotik veya laparoskopik yöntemlerle uygulanabildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Çelik,
"Aslında bu ameliyat her yerde yapılabilen bir ameliyat değil. Hatta Avrupa ve Amerika kılavuzlarında da deneyimli, yüksek hasta sayısının başvurduğu büyük merkezlerde yapılması ve üroonkoloji alanında deneyimli ekipler tarafından yapılması önerilmekte. Yine bu ameliyat tipi hem açık hem robotik hem de laparoskopik olarak seçili hastalarda yapılabilmekte. Aslında hastamız kemoterapiyle belli bir düzeyde fayda gördükten sonra bu cerrahi ile en azından o tümöral yükün büyük çoğunluğundan kurtulmuş oldu" diye konuştu.
Ameliyat sonrası takip sürecek
Kapalı ameliyat yönteminin hastalara sağladığı avantajlara da değinen Prof. Dr. Çelik, büyük bir kesi yapılmaması sayesinde hastaların daha kısa sürede ayağa kalkabildiğini ve günlük yaşamlarına daha hızlı dönebildiğini belirtti.
Alkan’ın bundan sonraki tedavi sürecinde kandaki biyobelirteç düzeylerinin takip edileceğini kaydeden Çelik, kemoterapi seçeneğinin ise onkoloji bölümü tarafından değerlendirileceğini söyledi.
Çelik,
"Bu işlemin ardından hastanın karnında büyük bir kesi oluşmuyor. Hastalar daha çabuk ayağa kalkabiliyorlar. Daha çabuk normal hayata, iş hayatına ya da kendi özel hayatına dönüş sağlayabiliyorlar. Bundan sonraki tedavi sürecinde kandaki biyobelirteç düzeylerini takip edeceğiz ve kemoterapi seçeneği tabii ki onkoloji bölümü tarafından planlanacaktır. Bu hastalığın bir kısmında da tabii ki hastalıktan kurtulmuş olma ihtimali de var" dedi.




