Uzmanlar, geciken tedavinin çene kemiği ve çevre dokularda ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Melike Kentkuran, diş ağrısı yaşayan kişilerin bilinçsiz ağrı kesici ve antibiyotik kullanımından kaçınması gerektiğini belirtti. Kentkuran, ağrının azalmasının dişin iyileştiği anlamına gelmediğini vurguladı.
Ağrının geçmesi iyileşme anlamına gelmiyor
Diş ağrısında kullanılan ağrı kesicilerin ağrının hissedilmesini ve inflamasyona bağlı şikayetleri azaltabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melike Kentkuran, bu ilaçların çoğu durumda ağrının asıl nedenini ortadan kaldırmadığını söyledi.
Derin çürük, pulpa iltihabı, kök ucu enfeksiyonu veya periodontal enfeksiyon gibi durumlarda ağrı kesicilerin yalnızca belirtileri geçici olarak kontrol altına alabildiğini aktaran Kentkuran, şu ifadeleri kullandı:
“Ancak çoğu durumda ağrıya neden olan asıl problemi ortadan kaldırmaz.”
Kentkuran, ağrının tamamen kaybolmasının da her zaman iyileşme anlamına gelmediğine dikkat çekerek, özellikle pulpa dokusunun canlılığını kaybettiği bazı durumlarda ağrının kendiliğinden azalabileceğini belirtti. Buna rağmen enfeksiyonun kök kanalları ve kök çevresindeki dokularda ilerleyebileceğini ifade eden Kentkuran, ağrı kesicilerin diş hekimi muayenesinin ve gerekli tedavinin yerine geçemeyeceğini vurguladı.
Antibiyotik enfeksiyon kaynağını ortadan kaldırmıyor
İlacın daha önce sorunsuz kullanılmasının her durumda güvenli olduğu anlamına gelmediğini belirten Kentkuran, kişinin mevcut hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar, gebelik durumu, alerjileri, yaşı ve ilaç dozunun güvenliği etkileyebileceğini söyledi.
Antibiyotik kullanımından sonra ağrı ve şişliğin azalmasının da enfeksiyonun tamamen ortadan kalktığını göstermediğini belirten Kentkuran, şöyle konuştu:
“Diş kaynaklı enfeksiyonların önemli bir bölümünde asıl problem, enfekte veya nekrotik pulpa dokusunun bulunduğu kök kanal sistemi ya da tedavi edilmesi gereken periodontal dokulardır. Antibiyotik bu kaynağı mekanik olarak ortadan kaldıramaz. Bu nedenle kesin tedavide klinik duruma göre kanal tedavisi, apsenin drenajı, periodontal tedavi veya dişin çekimi gibi enfeksiyon kaynağını ortadan kaldıran işlemler gerekir. Antibiyotik ise özellikle sistemik bulguların veya yayılan enfeksiyonun bulunduğu uygun vakalarda tedaviye yardımcı olarak kullanılır.”
Enfeksiyon çene kemiğinde kayba yol açabilir
Derin çürük veya travma sonucunda bakterilerin dişin pulpasına ulaşabileceğini belirten Kentkuran, başlangıçta pulpa dokusunda inflamasyon oluştuğunu, süreç ilerlediğinde ise pulpa nekrozunun meydana gelebileceğini ifade etti.
Bakteriler ve bakteriyel ürünlerin kök kanal sistemi boyunca ilerleyerek kökün ucundaki açıklıktan çevre dokulara ulaşabileceğini kaydeden Kentkuran, şu bilgileri verdi:
“Bunun sonucunda kök ucunu çevreleyen periodontal dokularda ve alveol kemiğinde inflamatuvar yanıt gelişir. Süreç ilerlediğinde bölgede kemik erimesi meydana gelebilir. İrin oluşması ve sınırlı bir alanda birikmesi durumunda apikal apse gelişir. Enfeksiyon kemiğin kortikal tabakasını aşarsa çevredeki yumuşak dokulara yayılabilir ve ağız içinde veya yüzde şişlik oluşturabilir.”
Kronik enfeksiyon kist oluşumuyla ilişkilendirilebiliyor
Çene kemiklerinde görülen bazı odontojenik kistlerin uzun süre devam eden diş kaynaklı inflamasyonlarla ilişkili olduğunu aktaran Kentkuran, bunun en bilinen örneklerinden birinin radiküler kist olduğunu söyledi.
Kentkuran, canlılığını kaybetmiş bir dişin kök ucunda uzun süre devam eden kronik inflamasyonun periodontal ligament bölgesindeki epitel artıklarının çoğalmasını uyarabileceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Bu kistler başlangıçta herhangi bir belirti vermeden büyüyebilir ve bazen rutin radyografilerde fark edilir. Büyüdükçe çevredeki kemikte rezorpsiyona, dişlerde yer değiştirmeye veya şişliğe neden olabilir. Ancak her kronik kök ucu enfeksiyonunun kiste dönüşmez.
Tedavi edilmeyen odontojenik enfeksiyonlar çene kemiğinin kortikal sınırlarını aşarak yüz ve boyundaki anatomik boşluklara yayılabilir. Enfeksiyonun hangi bölgeye ilerleyeceği, enfekte dişin konumuna ve köklerin çevredeki kas ve fasya yapılarıyla ilişkisine bağlıdır. Bazı enfeksiyonlar lokal bir şişlikle sınırlı kalırken, bazıları submandibular, sublingual, bukkal veya daha derin boyun boşluklarına yayılabilir. Özellikle ağız tabanını ve boynu tutan enfeksiyonlar hava yolunu tehdit edebileceği için ciddi ve acil durumlar oluşturabilir. Nefes almada veya yutmada güçlük, hızla artan yüz-boyun şişliği, ağız tabanında şişlik, dilin yukarı veya geriye doğru itilmesi, belirgin ağız açma kısıtlılığı, yüksek ateş, halsizlik veya genel durumun kötüleşmesi acil değerlendirme gerektiren belirtilerdir.”
Ağrı kesici dişin üzerine konulmamalı
Diş ağrısı yaşayan kişilerin mümkün olan en kısa sürede diş hekimine başvurması gerektiğini vurgulayan Kentkuran, randevuya kadar bölgenin temiz tutulmasının, dişlerin nazikçe fırçalanmasının ve yiyecek artıklarının uzaklaştırılmasının yararlı olabileceğini söyledi.
Uygun hastalarda, daha önce kendisine önerilmiş ve kullanımına engel bir sağlık sorunu bulunmayan ağrı kesicilerin önerilen dozlarda kullanılabileceğini belirten Kentkuran, bilinçsiz antibiyotik kullanımına karşı da uyardı.
Kentkuran sözlerini şöyle tamamladı:
“Buna karşılık hekime danışmadan antibiyotik başlanmamalı, evde kalan eski antibiyotikler kullanılmamalı ve başkasına reçete edilmiş ilaçlar alınmamalı. Aspirin veya başka bir ağrı kesici tabletin doğrudan ağrıyan dişin ya da diş etinin üzerine yerleştirilmesi de doğru değil. Bu uygulama ağız mukozasında kimyasal hasara neden olabilir. Apse olduğu düşünülen bir bölgeyi evde iğneyle delmeye veya boşaltmaya çalışmak gibi girişimlerden de kesinlikle kaçınılmalı. Diş ağrısının geçici olarak azalması, sorunun ortadan kalktığını göstermez. Ağrının kaynağının belirlenmesi ve nedene yönelik tedavinin yapılması gerekir.”





