KDK’nın 2024 ve 2025 yıllarında yapılan emeklilik başvurularını inceleyerek hazırladığı raporda; emekli aylıklarının hesaplanmasında kullanılan güncelleme katsayısı, yıllık enflasyon ve büyüme verilerinin, başvurunun yapıldığı tarihe göre değiştiği vurgulandı. Bu durumun, aynı şartlara sahip sigortalılar arasında ciddi gelir farklarına yol açtığı belirtildi.
2026 için uyarı: Aylıklar daha düşük olabilir
Raporda yer alan değerlendirmede, yüksek enflasyonun ardından gelen görece düşük enflasyon dönemlerinde emekli olanların, bir önceki yıla göre daha düşük aylıkla karşılaşabildiği ifade edildi. Mevcut sistemin korunması hâlinde, 2026 yılında emeklilik dilekçesi verecek sigortalıların aylıklarının 2025’e kıyasla daha düşük bağlanabileceği uyarısı yapıldı.

“Adalet algısı zedeleniyor”
KDK, bu hesaplama yönteminin yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açmadığını, aynı zamanda sosyal güvenlik sistemine yönelik adalet algısını da olumsuz etkilediğini vurguladı. Raporda, emekli aylıkları arasındaki bu farkların kalıcı hâle gelmemesi için yasal ve yapısal düzenleme yapılması gerektiği belirtildi.

Emeklilik kararları yıl sonuna sıkışıyor
Türkiye gazetesinde yer alan habere göre; raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise sigortalıların emeklilik kararlarını çalışma süresinden çok başvuru zamanlamasına göre şekillendirmesi oldu. Bu durumun özellikle yıl sonu ve yıl başlarında emeklilik başvurularında yoğunluğa neden olduğu, bunun da Sosyal Güvenlik Kurumu’nun iş yükünü artırdığı kaydedildi.

Aktüeryal denge riski
KDK, başvurulardaki dönemsel artışların sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesi üzerinde de risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Erken emeklilik eğiliminin artmasının prim gelirlerini azaltabileceği, buna karşılık emekli aylığı ödem
elerini yükseltebileceği ifade edildi.

Kayıt dışı çalışma uyarısı
Raporda ayrıca, emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden bazı sigortalıların, sosyal güvenlik destek primi nedeniyle kayıt dışı çalışmaya yönelebilme riskine de vurgu yapıldı.
KDK, emeklilik sisteminin adil, istikrarlı ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturulmasının hem sigortalıların hak kaybını önleyeceğini hem de sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacağını belirterek kapsamlı bir düzenleme çağrısında bulundu.



